Bu aslında yoktu anasını satayım içimden geldi awgskwhzjsbx
Annemden ders çalışmaya gideceğimi söyleyerek zar zor izin almıştım inanmamış gibi gözükse de onu beklemeden hızlıca odaya giderek ne giyineceğimi düşünmeye başladım. En sonunda siyah pantolonum ve siyah tişörtümü giyerek üzerine Yasemin'in deri ceketini giyindim. Havaya girmem gerekiyordu bu gece. Saçlarımı salık bırakarak öylesine birkaç defteri alarak hızlıca evden çıktım. Berk'in mesaj atmasıyla gülümseyerek arka sokağa yürümeye başladım. Karşı yoldan Kaan abimin yürüdüğünü görmemle dışarıya hızlıca nefes üfleyerek gülümsemeye başladım. "Aa Aybike nereye bu saatte?"
"Şey Kaan abi... Bizimkiler ders çalışacak da onların yanına gidiyorum." saçlarımla oynarken sokağın sonunda ki Berk'i görmemle daha da acele etmeye çalıştım. Kaan abime baktığımda kaşları çatılmıtşı. "Sen neye bakıyorsun?" tam arkasını döneceği sırada boynuna atlayıp arkasına dönmesini emgellemeye çalışmıştım. "Ne yapıyorsun kız?"
"Ay Kaan abi yakışıklılığın ışık saçıyor da kapatmaya çalışıyorum." Kaan abim söylediğim şeyle gülümserken bende ayrılarak gülümsedim ve el sallayarak ondan uzaklaştım. Derin bir nefes verdiğimde sokağın sonunda sinirli gözler ile bakan Berk'i görmemle duraksadım." Hassiktir. "
Hızlıca Berk'in yanına geldiğimde konuşmadan arabaya geçti bende bir şey söylemeden yanına oturdum. Muhtemelen kıskanmıştı bilmiyordu ki onu korumak için yapmıştım. Gizli gizli onu kesmeye çalıştırken göz göze gelmemizle hemen gözlerimi kaçırdım ve önüme bakmaya başladım. Ormanlık gibi bir yere gelmiştik ve bu benim korkmama sebep oluyordu. "Berk sana bir şey soracağım."
"Sor." sert ve yok çıkan sesi karşısında sinirlensem de umursamadan devam ettim. "Kamptayken ormanda bir adam benim ağzımdan tutup kaçırmaya çalışmıştı. Kerem onu senin tutmuş olabileceğini söylemişti. Acaba?"
"Aybike cidden birisi seni kaçırmaya mı çalıştı? Neden söylemedin ya sana bir şey olsaydı?" sinirle arabanın hızını daha da arttırırken benim de korkum artıyordu.
"Berk böyle bir şey yok...Değil mi?" sessizce ve korkarak sorduğum soruyla bir an da bana döndü. "Tabii ki öyle bir şey yok Aybike. Ben sana daha dokunmaya kıyamazken nasıl sana böyle zarar verecek bir şey yaptırabilirim?" alnında çıkan damarlar be kadar sinirlendiğini ortaya çıkartırken sessizce önüme döndüm. Onun olduğuna hiç inanmamıştım zaten ama kim olduğunu bilmemek de beni korkutuyordu." İşte faremiz kafese yanaşmaya başladı. "
Arkadan çok az belli olan ışık ile kalbim daha da hızlanmaya başlamıştı. "Berk tam olarak ne yapacağız?"cevap vermemesiyle aynadan arkayı gözetlemeye başladım. En sonunda açık bir alana geldiğimizde Berk arabayı durdurdu ve arabadan aşağı indi. Ben de hızlıca onun arkasından gelerek onun yanına ilerlemeye başladım. Denizden gelen soğuk ve üşümeme sebep olurken saçlarım rüzgar karşısında darmadağın olmuştu. Yamaç tarafına geldiğimizde Berk durarak çaktırmadan arkasına bakmaya başladı. Arabadaki ışığın sönmesiyle hızla atan kalbimi tuttum. Korku ve heyecan daha da streslenmeme sebep oluyordu. "Berk şimdi ne olacak?"
"Aybike bir planım var kavga etmeliyiz."
"Ne kavga mı?" şaşırarak kaşlarım çatılırken o karşımda gülerek duruyordu.
"Sanki yapmadığımız bir şey."
"Bir düşün acaba neden?" tek kaşım havaya kalktığında daha da yaklaştı bana. "Her şey için özür dilerim."
"Yorulmadın mı özür dilemekten?"
"Sen affettin mi ki beni? Hem sen affetsen bile benim affetmem çok zor olacak."
"Berk benim affetmem çok zor." gözlerini kaçırdığında ben de kafamı yere eğdim.
"O çocuk kimdi? Sen benden başka kaç kişiyle görüşüyorsun? Berk bağırmaya başladığında ağzım açık kalarak yüzüne yanaştım.
"Ne bağırıyorsun lan?" sinirli gözler ile ona bakarken gözlerini kaçırarak hafifçe gülümsemeye başladı. "Aybike kavga etmemiz gerek ya."
"Sevgilimdi on elimde on kişi var. Her gün birisiyle geziyorum." ben de bağırmaya başladığımda tek kaşını kaldırdı. "Yalan söylemene de gerek yok."
"Yalan olduğunu kim söyledi?"
"Aybike bıktım artık bu tavırlarından ya Kaan'dan ayrıl ya da artık görüşmeyelim."
"Ben yalnız seni seviyorum. Kerem sadece sıradan birisi. Onu bu zamana kadar seviyorum diyerek kandırdım. O salak da bana inandı. Hem onu sevmiş olsaydım ona sana baktığım gibi bakardım."
"O zaman şimdi ayrıl ondan istemiyorum de seni." gözleriyle arkayı işaret ettiğinde Kerem'in yanaştığını anladım. Daha fazla ne söyleyebilirim aklıma gelmiyordu. "Beni sevdiğini kanıtla o zaman. Kerem'den nefret ettiğini kanıtla bana."
Ağzımı oynatarak "Ne yapmalıyım?" dediğimde onun gözleri Kerem ile benim aramda mekik dokuyordu. Nefes alış verişlerim artarken buradan kaçıp gitmek istiyordum. Çok saçma bir plandı bu. Neyi amaçladığımızı bile bilmiyordum.
Ben stresten ellerimle oynarken Berk elini belime uzatarak hızlıca beni kendine çekti ve aramızdaki mesafeyi en aza indirdi. Şaşkınlıkla ne yapacağımı bilemezken korkudan gözlerim dolmuştu. "Seni seviyorum." dudaklarımda hissettiğim sıcaklıkla gözlerim açılırken olduğum yerde kalakalmıştım. Gözlerimi kapattığımda anı hissetmeye çalışarak elimi Berk'in ensesine koydum. Koyduğum elle kendini bana daha da yakınlaştırarak dudak hareketlerini daha da hızlandırmaya başlamıştı. Ondan zorla da olsa kendimi ayırdığımda ikimiz de şaşkınlık ve mutlulukla birbirimize bakıyorduk. Gözlerini benden kaçırıp arkaya baktığındaki şaşkın gözleriyle ben de tam arkamı dönecekken Berk hızlıca belimden tutarak beni çevirdi ve arkamdan sarılmaya başladı. Hızla gelişen bu olayla ne yapacağımı bilemezken kendimi korkmuş ve tedirgin hissediyordum. Kulağımda duyduğum seslerle olduğum yerde kalakaldım. Birisi dünyanın en güzel sesinden duyduğum "Seni seviyorum." diğeriyse dünyanın en güzel sesini susturan silah sesi.
😻 Yıllar aylar sonra bir bölüm yazmaya çalıştım ama plandığım olay konusunu unuttuğum için bölüm böyle gelişti. Umarım beğenmişsinizdir. Yorum yapmayı unutmayın >
😻 Bölümü nasıl buldunuz?