İçeriğe geç

Kızıl Ruj Operasyonu

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Kızıl Ruj Operasyonu

Bölüm 7

BÖLÜM 7: KAHVALTI MASASI VE KÜL RENGİ DOLAPLAR

Sabahın ilk ışıkları Mina’nın çatı katındaki geniş mutfağına vurduğunda, gecenin yorgunluğundan geriye sadece taze demlenmiş kahve kokusu kalmıştı.

Mutfak adasının üzeri zengin bir kahvaltıyla donatılmıştı: Sıcak kruvasanlar, zeytin ezmesi, kızarmış ekmekler, taze sıkılmış portakal suları ve Arya’nın özel tarifiyle hazırladığı otlu omlet. Birkaç saat önce Pera Palace’ın otoparkında bir suç makinesini dize getiren kızlar, şimdi saten sabahlıkları ve dağınık topuzlarıyla sanki sıradan bir pijama partisinden uyanmış gibi masanın etrafına dizilmişti.

Lara elindeki kızarmış ekmeğe reçel sürerken televizyondaki sabah kuşağına göz ucuyla baktı. Ekranda Zafer Dağhan’ın adliyeye sevk edilirken elleri kelepçeli son görüntüleri dönüyordu.

"Şu tipe bak," dedi Lara ağzı doluyken gülerek. "Dün gece kaportayı öperkenki asaleti kalmamış hiç."

"Gözaltı süresi uzatılmış," dedi Derin, bir eliyle portakal suyunu yudumlayıp diğer eliyle tabletindeki son dakika akışını kaydırarak. "Mali polis de devreye girdi. Kısacası Zafer Dağhan için oyun tamamen bitti. Ailesi de güvenli konutta."

Arya çay fincanını masaya bıraktı, derin bir nefes aldı. "Büyük bir iş başardık. Ama hayat durmuyor kızlar. Saat sekizi çeyrek geçiyor ve kırk beş dakika sonra Sayın Çetin Hoca’nın kimya sınavı var. Şehir kahramanlığı iyi güzel de, devamsızlıktan kalırsak hiçbir zorba bizi kurtaramaz."

Mina fincanından bir yudum aldı, dudaklarının kenarında hafif bir tebessüm belirdi. "Kolej formalarınızı giyin. Kendi sahamıza dönüyoruz."

Yarım saat sonra, St. Jude Koleji’nin ferah otoparkına Mina’nın şoförlü aracı yanaştı.

Dört kız arabadan indiğinde, sanki bir önceki gece şehrin en karanlık operasyonunu yürüten onlar değilmiş gibiydi. Üzerlerinde jilet gibi ütülenmiş lacivert kolej ceketleri, ekose etekleri, beyaz yakalı gömlekleri ve parlatılmış makosen ayakkabılarıyla her zamanki kusursuz, ulaşılamaz havalarındaydılar. Koridora adım attıkları an öğrenci kalabalığı hafifçe iki yana açıldı.

Okulun gündemi ikiye bölünmüştü: Bir yanda tüm ülkeyi sarsan Zafer Dağhan skandalı konuşuluyor, diğer yanda ise okulun kendi içindeki zehirli dedikodular kaynıyordu.

Mina dolabına yöneldiği sırada, koridorun sonundaki soyunma odalarının önünden gelen alaycı kahkahalar dikkatini çekti. Dördü birden aynı anda adımlarını yavaşlattı.

Hedefte bu kez burslu öğrencilerden biri olan, edebiyat kulübünün sessiz kızı Nazlı vardı.

Karşısında ise okulun voleybol takımının kaptanı Melis ve yanındaki iki dalkavuğu dikiliyordu. Melis, zengin ailesinin bağışları sayesinde okulda istediği gibi at koşturan, kendinden güçsüz gördüğü herkese psikolojik şiddet uygulamayı alışkanlık haline getirmiş bir tipti.

"Bu eski püskü montu nereden buldun Nazlı? Bit pazarından mı?" diyordu Melis, kızın dolap kapağını ayağıyla sertçe çarparak. "Kokusu bütün koridoru sardı. Bursun yetmiyor mu artık parfüm almaya?"

Nazlı gözleri dolu dolu başını öne eğmiş, yere düşen kitaplarını toplamaya çalışıyordu. Melis’in yanındaki kızlardan biri ayağıyla Nazlı’nın defterini uzağa fırlattı. Koridordaki diğer öğrenciler ise her zamanki gibi ya görmezden geliyor ya da Melis’in gazabından korktukları için kıkırdamakla yetiniyordu.

Lara’nın yumrukları anında kolej ceketinin ceplerinde sıkıldı. "Şu kızı duvara yapıştırmam tam üç saniyemi alır."

"Hayır," dedi Mina, buz gibi bir fısıltıyla. "Fiziksel temas yok. Okul dışındaki pisliklerle uğraşırken kendi çöplüğümüzü unuttuk sanıyorlar. Bazıları hala ders almamış."

Arya kollarını göğsünde kavuşturdu. "Melis... Tam bir narsist ve dikkat bağımlısı. Geçen hafta burslu öğrencilerin yemek fişlerini çöpe atan da oydu. Okul birinciliğini garantiye almak için dönem sonu proje ödevlerini başkalarına parayla yazdırdığını biliyoruz."

Derin telefonunu çıkardı, ekranı hızla kaydırdı. "Sadece bu da değil. Melis’in o meşhur 'orijinal' tasarım kıyafetlerinin ve pahalı çantalarının çoğu, ailesinin tekstil atölyesinde kayıt dışı çalıştırılan göçmen kadınların emeğiyle üretiliyor. Babasının şirketindeki usulsüzlükler bir yana, Melis’in telefonunda bütün voleybol takımına yaptığı gizli zorbalık mesajları ve şantaj kasetleri var. Kendi arkadaşlarına bile sahte hesaplardan nefret kusuyor."

Mina başını hafifçe eğip kızlara baktı. Yüzündeki o tanıdık, soğuk tebessüm geri gelmişti.

"Dışarıdaki zorbaların canına okurken, burnumuzun dibindekilere göz yumacağımızı sandılar. St. Jude’un 'kraliçe arısı' tahtından düşmek istiyor anlaşılan."

Mina çantasının fermuarını hafifçe araladı. İçindeki o siyah mat ambalajlı ruju parmak uçlarıyla hissetti.

"Öğle arasına kadar Melis’in bütün sahte maskesini hazırlayın," dedi Mina tane tane. "Ders başlasın."

Bölüm sonu

1 yorum