İçeriğe geç

Kızıl Ruj Operasyonu

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Kızıl Ruj Operasyonu

Bölüm 5

BÖLÜM 5: ÇÖKÜŞ VE MÜHÜR

Zafer Dağhan kürsüde dikilmiş, cebinden çıkardığı konuşma kartlarını mikrofona doğru tutuyordu. "Şehrimize kazandıracağımız bu eşsiz proje, sadece çelik ve betondan ibaret değil; ailelerin güvenle yaşayacağı..."

Sözcükler boğazında düğümlendi.

Balo salonunun dev projektör perdesi aniden bembeyaz bir ışıkla patladı. Ardından salondaki tüm hoparlörlerden cızırtılı, boğuk bir ses yükseldi. Müzik kesildi.

"Yalvarırım vurma... Çocuğun önünde yapma, canım yanıyor!"

Salondaki binlerce kristal kadehin şıngırtısı, fısıltılar, gülüşmeler... Her şey bir saniyede bıçak gibi kesildi.

Dev ekranda lüks rezidansların üç boyutlu animasyonu yerine; Zafer Dağhan’ın karısı Selin’in yüzündeki morlukları, hastaneden kaçırılıp gizlenen orijinal adli tıp raporlarını ve adamın otoparkta kadını sürüklerken sitenin güvenlik kamerasından çekilmiş net görüntülerini gösteren slaytlar dönmeye başladı.

Ses kaydı devam ediyordu; Zafer’in sarhoş, gaddar ve küfür dolu sesi tüm salonda yankılandı: "Seni de o veledi de kapının önüne koyarım! Şikayet edersen hayatını bitiririm!"

Hemen ardından ekrana Zafer Dağhan’ın kamu ihalelerinden çaldığı paraları akladığı paravan şirket hesapları ve belediyeden satın aldığı sahte yapı denetim izinleri düştü. Büyük, kan kırmızısı harflerle yazılmış tek bir cümle belirdi:

“GÜVENLİ EVLER DEĞİL, KANLI DUVARLAR İNŞA EDİYOR.”

Balo salonunda dehşet dolu bir çığlık koptu. Belediye başkan yardımcıları masalarından fırladı, gazetecilerin flaşları aralıksız patlamaya başladı. Protokol masası birbirine girdi.

Zafer Dağhan’ın elindeki mikrofon titredi, mikrofondan kulak tırmalayıcı bir uğultu yükseldi. Yüzündeki o kibirli, mağrur iş insanı ifadesi paramparça olmuştu. Rengi ceset gibi beyaza dönmüş, terden yapışan saçlarıyla nefes nefese kalmıştı. "Kapatın! Kapatın şu lanet ekranı! Komplo bu! Yalan!" diye haykırdı ama sesini kimse dinlemiyordu.

Salondaki konuklar ondan tiksinerek geriye doğru çekiliyordu. Basın mensupları sahneye doğru hücum edince Zafer arkasını döndü, kulis kapısını tekmeleyerek servis koridoruna doğru kaçmaya başladı.

O sırada salonun loş köşesinde duran Mina, kulağındaki mikrofonu hafifçe düzeltti: "Kuş kafesten uçtu. Lara, senin bölgesine iniyor."

Lara’nın sesi buz gibi geldi: "Hazırım. Karşılama komitesi yerinde."

Otoparkın eksi ikinci katı loş ve tekinsizdi. Yukarıdaki lüks balodan kaçan Zafer Dağhan, kravatını yırtarcasına çekip çıkarmış, soluk soluğa siyah zırhlı Mercedes'ine doğru koşuyordu. Elleri titriyor, arabanın anahtarını kilide denk getiremiyordu.

"Lanet olsun! Kim yaptı bunu, kim?!"

"Kimin yaptığını gerçekten merak ediyor musun, Zafer Bey?"

Duyduğu ses bir erkek korumaya ya da bir polise ait değildi. Son derece sakin, alaycı ve genç bir kadın sesiydi.

Zafer hızla arkasını döndü. Arabanın birkaç metre ötesinde, beton kolonun gölgesinden çıkan Mina ağır adımlarla ona doğru yürüyordu. Bordo ipek elbisesi ve o kusursuz, soğuk ifadesiyle sanki bir podyumda gibiydi.

"Sen de kimsin be?!" diye kükredi Zafer, korkunun yerini alan saf bir öfkeyle. "Yoldan çekil küçük kız, yoksa seni ezer geçerim!"

"Dene bakalım."

Ses bu kez arkasından geldi.

Zafer arkasını döndüğü anda havayı yaran sert bir rüzgar hissetti. Lara, yüksek topuklularını çoktan çıkarmış, siyah tulumunun içinde bir gölge gibi Zafer’in üzerine atılmıştı. Adam daha kolunu kaldıramadan, Lara’nın döner tekmesi Zafer’in sağ diz kapağının arkasına kilitlendi.

Çat!

Zafer acı dolu bir böğürtüyle sert beton zemine diz çöktü.

"Sen... Sen bittin..." diye tısladı adam, yerden doğrulmaya çalışarak. İri cüssesiyle Lara’ya doğru hamle yaptı ama Lara bir yılan gibi geriye çekildi, adamın uzanan kolunu havada yakalayıp ters çevirdi ve Zafer’in suratını kendi lüks arabasının kaportasına çarptı.

Metale çarpan kafanın sesi otoparkta yankılandı. Zafer sersemlemişti, burnundan sızan kan arabanın cilalı siyah boyasına damladı. Lara adamın kolunu arkasında kilitleyip dizini omzuna bastırdı. Adam milim kıpırdayamıyordu.

Mina topuk tıkırtılarıyla Zafer’in önüne geldi. Çömeldi, adamın acıdan kısılan gözlerinin tam içine baktı.

"Selin Hanım ve oğlun şu an yüzlerce kilometre uzakta," dedi Mina fısıltıyla. "Şirketinin tüm usulsüzlükleri yarım saat içinde savcılığın ve basının elinde olacak. Yarın sabah tek bir kuruşun, tek bir saygın dostun kalmayacak. Karına attığın o tokat var ya... İşte o tokat bu gece senin hayatını sıfırladı."

"Siz... Siz kimsiniz lan?!" diye hırıldadı Zafer, nefes nefese. "Kaç para istiyorsunuz?!"

Lara adamın kolunu biraz daha büktü. "Para değil pislik, adalet."

Mina çantasını açtı. O siyah mat ambalajlı ruju çıkardı. Kapağını açtı; koyu kırmızı ucu loş ışıkta parladı.

Zafer dehşetle ne yapacağını anlamaya çalışırken Mina uzandı ve rujla arabanın ön camına kocaman, silinmeyecek bir harfle "Z" çizdi, ardından üzerine kırmızı bir çarpı attı. Sonra rujun ucunu Zafer’in pahalı beyaz gömleğinin yakasına değdirdi. Yakada kan kırmızısı bir leke bıraktı.

"Bu geceden sonra ne yapacaksın biliyor musun Zafer?" dedi Mina, ayağa kalkıp adama tepeden bakarak. "Hapse gireceksin. Çıktığında ise arkana bakarak yürüyeceksin. Çünkü karına, çocuğuna ya da güçsüz birine dokunmayı aklından bile geçirdiğin an... Biz yine orada olacağız."

Lara cebinden çıkardığı elektroşok cihazını Zafer’in omzuna dokundurdu. Kısa bir mavi kıvılcım ve cızz sesiyle birlikte Zafer’in bedeni kasıldı ve bilinci kapanarak kaportanın üzerinden yere yığıldı.

Lara ayağa kalktı, ceketini düzeltti ve Mina’ya baktı. "Kalıcı hasar yok. Sadece birkaç saat uyanamaz ve uyandığında polis kapısında olur."

O sırada asansörün kapısı açıldı. Arya ve Derin dışarı çıktı. Derin tabletini çantasına tıkıştırmıştı, yüzünde kocaman bir zafer gülümsemesi vardı: "Haber siteleri patladı. 'Altın Vadi Skandalı' manşetlerde. Polis ekipleri otele girmek üzere."

Arya otopark çıkışını işaret etti: "Mina’nın şoförü arka sokakta bekliyor. Buradan çıkmamız gerek."

Dört kız, yerde yatan ve tüm hayatı bir gecede yerle bir olan adamı arkalarında bırakıp asansöre doğru yürüdüler.

Mina rujun kapağını çevirdi. Klik.

Okul koridorlarındaki küçük zaferler geride kalmıştı. Şehir artık onların adını bilmese de izlerini asla unutamayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.