İçeriğe geç

Kızıl Kurt

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Kızıl Kurt

Bölüm 6

6. Bölüm

17 yıl önce (yazardan)

Esra balkonda sessizce oturmuş, güneşli havada fasülye ayıklıyordu. Radyoda Leman Sam'ın "deli balım" şarkısı çalıyordu. Esra farkına varmadan şarkının sözlerini mırıldanıyordu.

"Buz rengi ay ışığında

Kıvrılıp giden yollar

Sana mı uzanır, uzanır canım

Yokluğuna mı yoksa

Yüreğimin o güneşsiz

O karanlık köşesinde

Yeşeren umut filizine

Gözüm gibi bakacağım

İnan, inan, inan deli balım"

Dış kapıdan çarpma sesi gelince, daldığı yerden çıkıp algılamaya başladı söylediği şarkıyı. Sözleri "balım" diyordu, aynı eşinin ona seslendiği gibi. Bunun farkına vardığında ona olan hasretiyle derin bir iç çekti ve gülümsedi. Esra hep gülümserdi, her şeye, herkese ne olursa olsun gülümserdi.

Eşi, Murat'ı düşünürken birden arkasından yaklaşan birinin ayak seslerini duydu. Gölgesi balkona düşmüştü ve o gölge kocaman bir bedene aitti. Hemen kalkıp mutfağın girişine baktı ve Murat elinde bir buket yasemin çiçeğiyle eşine hayranlıkla bakıyordu.

"Murat'ım!" diye bir kaç adımı bile koşarak hızla boynuna sarıldı. Uzun zaman olmuştu göreve gideli, saymamıştı Esra. Sevmezdi saymamı çünkü geçmezdi zaman o vakit. O kocasına olan hasretini giderirken Murat, radyodaki şarkının sonunu eşine söyleyerek devam ettirdi.

"Çok uzak bir aleve

Uçan bir kelebek gibi

Bilmem sana mı uçarım canım

Yangınına mı yoksa

Gün gelecek deli balım

Bunca hasretten sonra

Bir masalın sonu gibi

Kollarında olacağım

İnan, inan, inan deli balım"

Murat eşinin güzel yüzünü görebilmek için istemeyerek geri çekildi. Elindeki buketi ona uzattı. Yasemin çiçeği; güzelliğin, asaletin, çekiciliğin ve zarafetin simgesiydi. Ve bunların hepsinin eşinde olduğunu düşünerek almıştı, ki zaten eşinin ayçiçeğini sevdiğini biliyordu.

"Çok güzel," dedi hayran bakışlarını eşinden çekip çiçeğe bakarak.

"Evet, çok güzelsin." diye cevap verdi Murat. Ve dayanamamış olacak ki hızla eşinin dudaklarına küçük bir öpücük bıraktı.

Esra evde kimse olmamasından dolayı içi rahattı ancak kaç yıllık eşi de olsa bembeyaz yanakları kıpkırmızı olmuş ve başını utanarak önüne eğmişti.

"Balım benim, ne diye utanıyorsun anlamıyorum ki? Kocanım ben senin. Ayrıca o çocukları leylekler getirmedi." dediğinde Esra daha da utanmıştı ve hiçbir şey demeden tekrar fasülyelerin başına oturmuş ayıklamaya devam etmişti.

🐺

Akşam yemeği için Esra'yla kızı masayı hazırlıyorlardı.

"Ee yemekte neler var benim güzel anam?" deyip annesinin yanağına küçük bir öpücük bıraktı Kahraman.

"Fırında patates, yeşil fasülye, pilav ve salata. İstediğin başka bir şey var mı oğluşum, hemen yapayım?"

"Oh oh mis, bundan güzel yemek mi var ki." deyip ağzına bir kaç patates atarak mutfağa geçti.

Babası mutfakta annesinin en sevdiği tatlı olan şekerpare yapıyordu. Elini babasının omzuna attı.

"Ee baba yine uzun bir görevden sonra mutfağa geçmişsin." Murat bu sözlerin ardından ne geleceğini anlamış ve oğlunun ağzına bir tane şekerpare tıkıştırmıştır.

"Ay Murat yavaş, boğulacak çocuk."

"Ona bişey olmaz balım. Çenesi gevezeliğe çalışacağına tadım yapsın. Olmuş mu lan eşşek sıpası?"

Kahraman ağzı dolu olduğunda başını aşağı yukarı salladı. Hızla ağzındakini bitirip içinde kalmaması için söylemek istediği cümleyi söyledi.

"Vallah çok güzel olmuş, baba. Bu gidişle bir üçüz dördüz çıkar ha?"

"Düzgün konuş lan!" deyip oğlunun ensesine bir tane çaktı. Tabi Esra tekrar salona geçtiği için bunlar duymamıştı.

"Yalan mı? Her görev sonrası şekerpare yaptığında, gidişinde bir sürprizle karşılaşıyoruz. Aha bak şunlara biri televizyonun başında, biri odasında ödevlerini yapıyor," diye devam edecekti ki ağzı yüzü muz olmuş en küçük kardeşine bakarken yüzünü ekşitti, "biri de mama sandalyesinde ne yaptığı belirsiz. Bence yeter çünkü ben başka sürprizlere hazır değilim." diye durumu özetledi.

"Biride karşımda gevezelik peşinde. Çık git lan! Elimde kalacaksın o olacak. Evlat diye beslediğime bak."

Babasının elindeki onu hedef almış kaşıktan kurtulmak için hemencecik çıktı mutfaktan. Masaya bir kaç kaşık koyarak yardım ettiğini düşünüp tekrar televizyon karşısındaki Asena'nın başına bir öpücük kondurdu ve annesinin işleri olduğunu görünce de mama sandalyesindeki Mete'yi alıp elini yüzünü iyice sildi.

"Ah be aslan parçası ne yaptın sen? Yüzünle gözünle mi yedin sen o muzları ne bu hal?" diye küçük Mete'ye isyanda bulundu. Onun ise cevabı kocaman bir gülümsemeydi.

"Babi, babii. Kamaman." Daha yeni bir kaç kelime söylemeye başladığı için pek iyi telafuz edemiyordu.

"Koçum benim, babi değil abi. Ne diye harfler ekliyorsun. Kamaman ne ayrıca kaymakam gibi, sen abi de." Kocaman adama konuşur gibi kardeşine laf anlatmaya çalışıyordu.

"Babi. Babiiiiii." dedi inatla Mete i harfini uzatarak.

Kahraman ona umutsuz bir bakış attı. Ama yinede yeni temizlediği tombul yanaklara kocaman öpücükler bıraktı.

🐺

"Babiii, babiii."

"Ne var Metecik?"

"Mert, düzgün konuş! O daha bebek."

"Ee, bebekse bebek. Düzgün konuşuyom ben zaten kızım." Asena, Mert'in bu umursamazlığına ofladı sadece.

"Yavrularım, hadi yatağa."

"Anne azıcık daha lütfeeeen."

"Olmaz oğluşum. Saat geç oldu, yarın okul var."

Asena, babasına olan özleminden hemen annesiyle babasının odasına koştu. Babası elinde telefon, gözünde gözlük bir şeylere bakıyordu. Asena hızla yatağa atlayıp babasının yanına sokuldu.

"Kızım, ne yapıyorsun burda, hadi yatman gerekmiyor mu senin?" dedi Murat şaşkınlıkla.

"Evet, yatıyom bak." dedi gözleri kapalı uyumaya çalışarak.

"E kızım, senin odan yok mu? Sırf kavga etmeyin de ayrı odalarınız olsun diye daha büyük bir eve taşındık. Şimdi niye burada yatıyorsun?" Murat planları suya düşmemesi adına diretiyordu.

"Ben seninle yatcam ama. Seni çok özledim, hep gidiyorsun. Çok gün oldu sen gideli, ben hepsini saydım, 52 gün oldu." dedi Asena gözlerini açıp üzgün bir ifadeyle.

Murat kızının bu hüzünlü haline dayanamayıp kocaman sarıldı. Artık planları başka sefereydi. Bugün kızıyla birlikte mışıl mışıl uyuyacaktı.

Bir süre sonra bütün çocuklarını uyutup odasına çıkan Esra, gördüğü manzarayla kocaman gülümsedi. Kızı eşinin kolları arasında kaybolmuş, sadece yüzü görünüyordu ve ikiside masum bir şekilde uyuyorlardı. İkisinin yanına gidip üstlerini örttü ve alınlarına bir öpücük bırakıp o da yanlarına sokuldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.