20 yıl önce (yazardan)
Asena ve Gül mahalledeki bir kaç kızla ip atlıyorlardı. Asena bu tür oyunları sevmediğinden sadece ipi tutuyordu.
İleride, mahalledeki bir çocuğun onlara yaklaştığını gördü.
"Kızlar yok mu aranızda bir erkek Fatma bizimle futbol oynayacak?" diye lafa girdi. "Eksik var yoksa sizin gibi çıtkırıldımlarla işimiz olmaz."
"Beeen!" diye ilk Elif kabul etti.
"Olmaz, sen oynayamıyorsun." dedi çocuk.
"Ama abiii!" dedi Elif somurtarak.
"Ben oynarım, zaten sevmiyom böyle oyunları." diye öne atıldı Asena. Çocuk önce bir Asena'yı süzdü ardından kahkaha atmaya başladı.
"Ne var be? Ben çok iyi top oynarım bi kere!" diye bir savunma yaptı.
"Kızım, seni kaleye koysak da olmaz, top yanından geçse kafama geldi diye ağlarsın." deyip tekrar kahkahalara boğuldu.
"Sen öyle san, aptal çocuk! Bir oynayayım da gör." diye sinirlendi ve top oynamayı bekleyen diğer çocukların yanına gitti. Onu küçümseyen çocukta arkasından geldi.
"Hangi takımda eksik var?" dedi Asena ancak hiç kimseden ses çıkmadı. "Ben oynicam ve eğer benim sayemde kazanırsanız hepiniz bana dondurma alırsınız."
"Tamam o zaman, ama senin yüzünden kaybedersek sen herkese alırsın." dedi kahkaha atan çocuk.
Takımları tekrar kurup oynamaya başladılar, Asena'nın güçsüz olduğunu düşünerek onu kaleye aldılardı. Tabi Asena bütün şutlara engel olunca sahaya aldılar sonra. Ve işte gol. Asena son dakikada eşit olan durumu tek bir golle takımını kazandırdı. Hepsi bakkalın önüne toplanmış Asena'ya olan borçlarını ödüyordu. Tek bir kişi hariç, karşı kaldırımdan izliyordu onları. Onunla dalga geçen çocuk. Herkesin gittiğini görünce Asena'ya yaklaştı.
"Tuncay." dedi sadece ve elini uzattı.
"Asena." diye cevabını aldı ancak karşısındaki kızın onu pekte umursar bir hali yoktu. Uzatılan eline de karşılık almadı.
"Aferin, dediğini yapıp kazandın." dedi bu kez Tuncay. Ancak Asena yine umursamaz bir haldeydi, sadece elindeki poşeti tutup diğer eliyle de içinden aldığı bir dondurma yiyordu.
"Sana borcumu ödeyim." deyip cebinden parasını çıkarıyordu ki Asena buna engel oldu.
"Dursun, istemez. Bundan sonra küçümseme beni yeter." dedi ve saçlarını savurarak, poposunu sallayarak ayrıldı Tuncay'ın yanından.
"Bela kız! Bi oyun oynayalım dedik burnumuzdan getirdi." diye söylendi sadece arkasından.
🐺
Asena elinde bir poşet dondurmayla eve girince şaşırdı Esra.
"Kızım bunlar ne?" dedi şaşkınlığını gizlemeden.
"Mahalledeki çocuklarla maç yaptık anne, iddiaya girdik ben kazandım. Öyle yani." diye cevapladı Asena kendini bozmadan.
"Kızım, sen iki abiyle büyüdüğün için mi böyle oldun. Ne bu hal? Nerede benim minik cici kızım?"
"O ne anne ya? Cici mici, kızım diye bebeklerle filan mı oynicam?"
Esra şaşkın ifadesini bozmadan salona ilerledi. Kızı olunca sevinmişti, oğulları için de öyle ama onun için kız çocuğunun yeri ayrıydı hele ki iki oğlandan sonra. Böyle bir kızı olmasını asla beklemiyordu.
"Murat?"
"Söyle yavrum."
"Bizim kızımız neden böyle, ha?" dediğinde bakışlarını televizyondan çekip eşine çevirdi Murat.
"Ne gibi balım?" dedi anlamaz bir ifadeyle.
"Ne bileyim, hiç kendini sevdirmiyor, hep futbol veya erkeklerle oynuyor. Yani hiç kız çocuğu gibi değil."
Güldü buna Murat. Sevdirirdi kendini Asena ama bir tek babasına. Annesine ise ben büyüdüm artık deyip sıyrılırdı kucağından, oysa Esra dört gözle beklemişti doğurmayı. Kızının güzel saçlarını örüp, güzel prenses elbiseleri giydirmeyi çok istiyordu. Yanına yanaştı Murat. Eşinin alnına bir öpücük kondurdu, hoşuna gidiyordu bu şaşkın halleri, hele ki utanınca ki kırmızı yanaklı halini.
"Birtanem benim, düzelir o sen merak etme. Hem madem bu kadar sevmek istiyorsun, bak ben varım." diye yine bir fırsatı değerlendirmeye çalışıyordu Murat.
"Murat! Yapma ama böyle, ben ciddi bir şey konuşuyorum burada. Senin için hava hoş, istemediğin anda bile kızın geliyor öpüyor seni. Ben? Hiç, utanmasa annem mi varmış benim der." diye çocuk gibi somurttu.
Murat, tabi eşinin bu hallerine pek alışkın değildi. Bir şey vardı ters giden.
"Yavrum, sen iyi misin?"
"İyiyim." diye kısa bir cevap verdi Esra. Murat kısa bir an düşündü, eşi en son Asena'ya hamileyken böyleydi.
"Esra, sen hamile olabilir misin hayatım?" Biliyordu bu sorunun cevabını Esra, evet idi. Sabah öğrendiği için daha söylemeye vakti olmamıştı.
Kafa salladı sadece, Murat ise hemen havalara uçtu. Esra'yı alıp kucağında döndürdü. On tane evladı da olsa yine sevinirdi Murat, çünkü onların hepsi eşinden bir parçaydı.