İçeriğe geç

Kızıl Gölge

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Kızıl Gölge

Bölüm 8

Savaşın Gerçekleri

“Birkaç gün sonra”

Bu birkaç gün içerisinde ablam Güneş ve kocası tamamen üsse alışmıştı, tabi küçük kızları Işıl’da. Benim sadece adımı biliyorlardı, yüzümü hiç görmemişlerdi.

Şu anda Emek, Kraliçe Güneş, Duru, Kral Alaz ve Kuzey bir masanın etrafında oturmuştu. Ben ayaktaydım çünkü pek oturmayı sevmezdim. Küçük prenses Işıl ise masanın üstüne oturmuş kalemlerle oynamak gibi ciddi işler yapıyordu.

“Ne için toplandık buraya?” Kuzey’in bana sorduğu soruyu gözlerimle kralı işaret ederek cevapladım. Açıkcası bende burada olmamızın sebebini merak ediyordum.

“Plan yapmak için, sürekli kafanızın estiği gibi bir yerlere saldırarak savaş kazanamazsınız bir plana ihtiyacınız var.” Herkes onaylarcasına kafasını salladı. “Öncelikle o savaşta neler olduğunu en ince ayrıntısına kadar kim anlatabilir?”

Herkesin bakışları bir anda bana döndü. Bende alık alık göz kırpıştırdım. Sonradan olayı idrak ettim tabi ama çok geçti, kral çoktan kimin anlatabileceğini anlamıştı bile. Anlatırdım ancak kriz geçirmekten çok korkuyordum. Kralın anlatmam için işaret vermesiyle kendimi toparladım. En fazla ne kadar zor olabilirdi ki?

Kronolojik bir şekilde sıraladığımız belgeleri anlattığım konuya göre masaya indirecektim böylece uydurma olmadığını anlayacaklardı.

“6 yıl 3 ay 5 gün önce başladı her şey. Krallığımızın veziri hain Alex Grandoria, karşı ve aynı zamanda düşman olan krallık Elenor ile bir sözleşme yapmasıyla başladı. Sözleşmenin şartları Aurelia Krallığının yıkılıp yerine Grandoria krallığı kurulmasını kapsıyordu. Sözleşmeye göre kurulan krallık Elenor’a bağlı kalacaktı ve vergi ödeyecekti.”

Sözleşmenin bir kopyası olan belgeyi masaya koydum ve sözleşmeyi kısaca açıkladım. “Sözleşme 67 maddeden oluşuyor ve maddelerin içerisinde Kraliyet ailesinden kimseyi sağ bırakmamak hakkında 7 madde var. Sözleşme her iki tarafında çıkarına.” Kral Alaz göz ucuyla maddelere baktı her maddede kaşları daha çok çatılıyordu.

“Kendi iğrenç emellerini ve ihanetlerini belgeleyerek resmileştirdiler tam bir yıl sonra da büyük savaşı başlatarak tüm o hedeflerini gerçekleştirdiler.”

“Savaş başlamadan önce zaten ya askerlerimizi öldürdüler ya da manipüle ederek kendi safına çektiler. Kendi içlerindeki hırsızlar tarafından halktan malzeme çaldılar bu da halkın açlıktan ölmeye başlamasına neden oldu. Açlıktan ölen halkta haliyle onların safına geçti. Yani anlayacağınız 3.874 askerimiz, 1.234 halktan aile ve kraliyetten yalnızca 5 soylu dışında kimsemiz yoktu.” Bunlarla ilgili olan belgeleri de masanın üzerine koydum herkes pürdikkat beni dinliyordu.

“Ve kaçınılmaz oldu, savaş başladı. Binlerce kadın, çocuk, yaşlı veya genç fark etmez herkes katledildi. Onların yardım edeceğini düşünüp onların safında yer alanlarıda katlettiler.” Boğazımda büyüyen yumruyu zorla yuttum, insanların çığlıkları hâlâ kulağımda çınlıyordu. Tam bir vahşetti.

“O sırada bunu öngörmüş kraliyetin gizli silahları iki guruba ayrılmıştı.” Gözlerim Duru’ya kaydı. “Duru’nun komutasındaki ekibin görevi veliaht prenses ve ailesini güvenli bir şekilde oradan çıkarmaktı ve prenses o sırada hamileydi.” Sonra da Kuzey’e baktım. “Kuzey’in komutasındaki ekip ise ağır yaralı olan kralın saraydan çıkarılarak güvenli bölgeye götürülmesine ve sağlığıyla ilgilenmesinde görevliydi.”

“Her iki ekipte görevini başarıyla yerine getirdi ancak kral çok kan kaybetmişti.” Güneş’in gözlerinin dolduğunu fark ettim. “Kral gözünü açtığı süre boyunca vasiyet yazdı.” Herkesin gözü bana döndü. Kral ve Kraliçe şaşkınlıkla, diğerleri ise bunu yapmamam gerektiğini söylercesine. Başka şansımız yoktu, birbirimize güvenmeden plan yapamazdık. Bana verilen vasiyeti değil de, ekibe ve kraliçeye yazılan vasiyeti ortaya indirdim. “O gün bugündür vasiyeti gerçekleştirmek için tüm ekip çalışıyor. Sizi korumak ve aynı zamanda krallığı geri getirmek o kadar da kolay değil.”

“Günümüzde ise halk açlıktan ölürken, kraliyet soyluları zevk ve sefa içinde yaşıyorlar. Vergileri ödemek için yemek dahi iki günde bir boğazlarından geçiyor, veri ödemeyenler ise çarşının ortasında infaz ediliyor.”

Konuşmaktan çenem ağrımıştı normalde asla bu kadar uzun süre konuşan biri değildim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.