Arkamda oturan Nazın beni sarsmasıyla uyandım."Geldik ayla efendi uyan"
"Ayla efendi?" diye mırıldanıp gülmeye başladım Nazda gülerek "e kalk hadi" dediğinde kalktim ustumdeki kocaman hırkayı hissettiğimde etrafıma bakındım sonra beni seyreden Şafak konuştu "üşüyorsundur diye giydirdim" teşekkür ederim" diye yanıtladım. Servisten indiğimizde öğretmenler hazırladığı çantalardan büyük bir örtüler çıkartıp yere serdiler örtülerden birine oturduğumuzda Şafak "yinemi" dedi kısık sesle gerçekten de öyleydi dördümüz yine karşılıklı oturmuş sohbet ediyorduk hocalardan biri yanımıza gelip yemek dağıttığında yemek yemeye başladık sessizliği bozan Arda oldu yine. "Şafak.." Efendim"
"Şurdan börek uzatsana" Şafak "Beni de ye Arda" diyince Naz gözlerini açıp "Ne" dedi bir kahkaha patlattım Arda Naza dönüp "Merak etme güzelim ben üçünüzüde yiyebilirim" diyince bu sefer şaşıran sadece naz değildi. "Ney ney"dedim şaşirdığımı belli ederek Naz da benimle aynı anda "Güzelim mi" diye şaşırınca Ardanin tombiş yanakları kızarmaya başladı e hep ben mi utanacaktım oh olsun diye geçirdim içimden.
Yemekler bitince çaylar içildi şarkılar dinlendi derken oldukça güzel hissediyordum 4 yıldır neredeyse çıkabildiğimiz tek yer okulun bahçesiydi.Servisin tekrar kalkacağını söyleyen öğretmenle beraber Örtüleri toplayıp servise yeniden bindik. Servis bizi bolca turistin olduğu açık güzel bir yere getirdiğinde unutmayın saat 7 de tam burada olacaksınız dedi eliyle bir heykeli işaret ederek başımızla onayladık daha sonra tüm gruplar dağildı. Arda gözleriyle gözleri çekik sevimli bir kadını işaret edince hepimiz ayni anda kadina baktik turist olduğu ortadaydı kamerayı çıkarttığımda Naz konuştu.
"Ya sadece genetikse ve türkse" onu yanıtladım "Ayıp birşey yapmıyoruz ya birşey olmaz." Kadının yanına yaklaştığımızda çektiğim videoyu daha sonra kırpmak üzere başlattım ve kadraja Arda ile Nazı aldım birde.. adını bilmediğim kadını aldım.
Arda ve Naz önceden hazırladıkları diyalogları karşı tarafa sorarken videoya aldım bir başka turist ile konuşurken de Naz,Şafak ile beni çekmişti. videolarımız bittiğinde saat henüz gelmemişti bir yere oturup sohbet etmiştik lavaboya gitmem gerekiyordu."Ben bir lavaboya gidip geleceğim" dedim.
Şafak bir elini hafifçe kaldırıp beni durdurdu "Bende geleceğim" dediğinde "Ne" dedim Arda da şaşkınca bizi izliyordu. "Sadece kapıya kadar geleyim Ayla" dedi morali çok bozuktu gözlerinde korku vardı sanki anlamamıştım.Büyük ihtimalle kendi kafamda kurmuştum yine "Gerek yok teşekkür ederim" dedim kibarca ve lavaboya yöneldim.lavaboya giden koridorun başındaki tabela sağı gösteriyordu sağ koridora doğru yürümeye başladım tam beşinci adımımı atıyordumki kocaman bir el belimden ve ağzımdan sıkıca tuttuğunda bilincim sanki kaybolmaya başlamıştı. Çığlık atamıyor hareket edemiyor hiçbirşey yapamıyordum adamın büyük bedeni beni kucağına aldığında sesimi çıkarmamanın siniriyle tekme atmaya çalışmıştım ama nafile bir kaç merdiveni indiğinde şaşkınca etrafa bakıyordum bu depoda neyin nesiydi? ağzıma geçirilen bez konuşmamı ve bağırmamı engellerken deponun içindeki bir sandalyeye halatla bağlandım. Adam telefonla konuşmaya başladı. "Kız yanımda sevgilim,bir kaç dakika sonra bende olacak herşey istediğin gibi."
telefondan bir kadın sesi geldi "Satacağımızda gelen parayı düşünebiliyormusun.." diyen kadın sesini duyduğumda şoka girmiştim bu bizim okulun müdüründen başkası değildi. Adam telefonu kapatıp yanıma geldiğinde avucunu açıp gözlerime bakmaya başladığında konuştu. "Ver" dedi. anlamamıştım üzerimde herhangi bir eşya yoktu sadece çantam ve ben neyden bahsediyordu bu adam.
gür sesi "Aynayı ver.!" diye bağırdığında sıçramıştım. Ağzımdaki bezi sol elinin tek bir hamlesiyle açtığında titreyen sesimle konuştum. "Yapamam"
Çantamı omuzlarımdan sökercesine çıkartıp içini karıştırmaya başladı Aynamı bulduğunda konuştum."Sadece bir ayna neden bunu yapıyorsunuz"
sert ve boğazdan gelen korkunç bir kahkaha attı adam."Sadece ayna? evet sadece ayna"diyip tekrar güldü. sanırım ciddi bir rahatsızlığı vardı."Sadece ayna dediğin bu camın kaç milyon değeri olduğunu bilmiyormusun.!" diye bağırdığında duyduğum şeyle şaşkınca adama bakmaya başlamıştım. "Anneme söz verdim Aynamı verin lütfen"dediğimde stresten dişlerimin birbirine sürtme sesini netçe duyuyordum. "Birazdan sen ne de annene verdiğin söz kalacak seni burdan yaşarken çıkartmam mümkünmü sence" diye cevaplayıp bir kahkaha daha attı gür sesiyle. Duyduğum gerçekle beynimden kan akarcasına bir acı hissetmiştim yıllarım yatılı okullarda geçmişken hava almak için dışarıya diğer insanlar gibi çıktığım nadir günlerdendi öleceğim gün bu gün olmamalıydı. korkuyla adama bakarken arkadaki kapının gürültüyle açılması ve içeriye namluların içerisinden çıkan mermilerin çıkarttığı seslerin dolması bir oldu. Sesler başımı döndürürken başım sağ omzumun üzerine düştü, yavaşça karnıma stresten giren ağrı ve başımdaki ağrı beni mahvediyordu önümdeki silah tutan adamın el bileğinden oluk oluk kan aktığını görünce şiddetli bir inleme bırakmıştım depoda yankılanan sesimle onun gözleri beni buldu.Şafağın.
Önümdeki adam kolunun acısıyla depodaki merdivenden geldiğimiz yöne doğru yukarı çıkmaya başlayınca elindeki silahla beraber Şafak karşımdaki duvara çökmüştü. Başını dizlerine koyup bekledi dakikalarca hiç kıpırdamadı. "Beni çözer misin.?" diye mırıldandığımda yerinden yavaşça kalkıp bağlı ellerimi çözdü tek tek. titreyen bacaklarımla kalktığımda duvarın kenarına çöktüm bedenimdeki stres kendini oluk oluk akan kusma olarak gösterdiğinde acıyla depoya kusmuştum. Duvara sırtımı yaslayarak yere oturduğumda Şafakda yanıma oturdu. Hani asla ağlamaz o çok güçlü dediğiniz insanlar olurdu ya yada hep güler o üzülmez öyle kolay kolay onu üzgün hayal edemiyorum dediğiniz insanlar Şafakta sakindi ama ağlamaz gibi gözüken güçlü gözükenlerdendi. Yanımdaki bedenden küçük bir hıçkırıkla burun çekme sesi duyduğumda gözlerim dolmaya başladı başını arkasındaki duvara sertçe yasladığında konuştu "Bende geleyim demiştim Ayla,hissetmiştim."
"Onu vurdun" dedim titreyen sesimle onayladı başıyla. "Babamı vurdum." dediğinde gözlerim daha fazlasını kaldıramaz şekilde görüntümü bulanıklaştırarak beni zorladı.Şuan okuduğum lise harici bu okulun ilk okul ve ortaokul sınıflarıda bulunuyordu birkeresinde müdürmüz oğlumu tanıştırayım sizle diye getirmişti oğlunu gözlerindeki parıltıyı hatırlıyordum ilk okul birdim daha.. saatlerce sınıfta onu izlemiştim şimdi ortaya çıkmıştı onu nereden tanıdığım. Başımı Şafağın göğüsüne yasladığımda bir elimi boynunun yakınlarından saçlarına doğru çıkarttım saçlarına tekrar dokunduğumda fısıldadı
"Dejavu.."
-Yorum atarsanız sevinirim iyi günler :))))