Bilirsiniz ya çocuk işte.Küçük eller kısa bir boy minik gözler..Küçük adımlarımla sınıfa ilerledim. Gözümde kendimce sevimli gözlüklerim var bir de bir bere.Sınıfa girdiğimde müdür hanımın bir oğlunun olduğunu görmüştük,Bizi onunla tanıştırmıştı.Çocuk aklı ya hepimiz bakıp özenmiştik. "Okul müdürünün çocuğu olmak ne güzel" gibisine. hayatta başıma gelen herşeyin daha sonrasında benim için başka bir anlam taşıyacağına inanmıştım hep.Buyüzden genelde mutsuz gözüken biriydim.Kimse düşüncelerimi anlamazdı,bilmezdi.Çevremdekilerin sık sık söylemleri hep "Neden diğerleri gibi değilsin,Neden mutsuzsun?"gibisine olurdu.Bilmiyorlardı.Yaşadığım mutluluk verici herhangi bir olayın daha sonra bana mutsuzluk olarak geri döneceğine inandığımı, bilmiyorlardı.
Benim hayatımda tıpkı öyküler gibi giderdi.Her iyiliğin sonunda bir kötü, her kötünün sonunda bir iyilik gelirdi mutlaka.Zihnim hep bunun korkusuyla yaşamış zamanla kendince sorumluluk sahibi oluvermişti.Ve ben birkez daha anlamıştım ki herşeye özenmemek gerekiyordu herşeyin altından çok daha berbatı çıkabiliyordu.
Diğer insanlar farklılığın güzelliğine inanırken ben hep diğerlerine benzemeyi normal kabul etmiş,diğerlerine benzeyip ortamda kaybolmayı dilemiştim.
Kan kustuğum yerden kalkıp etrafıma bakındığımda hâla kollarımın sarılı olduğu Şafak, başını sağ omzuma yaslamıştı, kırpıştırdığı kirpikleriyle bana uyanacağının sinyalini veriyordu sanki bedeni.
Yavaşça yerinden doğrulduğunda çevremdeki uğultu ve insanları yeni farketmemin ironikliğini kavramaya çalışıyordum.
Kafede müdürü tanıdığı oldukça bariz gözüküyor olmasına rağmen, tanıdığını çakdırmamaya çalışan ekip başımıza toplanmış iyi olup olmadığımızı anlamaya çalışıyordu. Gerçekten olaydan haberi olmayan bir ekip olsalardı şuan burda hem bir polis hem de kolu vurulan adam için bir ambulans olması gerekirdi.
O müdürün kocası olacak adamın yukarı korkmadan çıkmasıda bunların kanıtı denebilirdi.Zar zor yerimizden kalktığımızda kafe çalışanları hiçbirşekilde bize fazla yakın durmuyor,polise olanları anlatmamızdan açıkça korktuklarını belli ediyorlardı ne de olsa yanlarında o adam yoktu,yapacakları herhangi en ufak hareket kendilerinin ölümüne yol açardı.Sarsak adımlarla depo merdivenlerini tırmanıp yukarı çıktığımızda ne yapacağımızı düşünüyordum.Yukarı çıkmadan önce başıma açmadığı iş kalmayan aynamıda çantama atmayı unutmamıştım.