İçeriğe geç

Kıyametten geri döndüm

Bölüm 35 · 4 dk okuma

Kıyametten geri döndüm

Bölüm 35

Bölüm 35 – Sarmara Forum’da Savaş

Sarmara Forum’un koridorlarında gerçek savaş başlamıştı.

Bir tarafta silah sesleri…

Diğer tarafta bağırışlar…

Camların kırılma sesleri…

Ve insanların panikle kaçışları…

Karel koridorun ortasında duruyordu.

Katanasını sıkıca kavradı.

Karşı taraftan beş kişi çıktı.

İkisinde tabanca vardı.

Birinin elinde pompalı tüfek vardı.

Diğer ikisi ise ellerindeki palaları savurarak ilerliyordu.

Öndeki adam tespihini salladı.

“Lan!”

“Üç kişi geldiniz diye burayı alacağınızı mı sandınız?”

Boran duvarın arkasından kafasını çıkardı.

“Üç kişi mi?”

Riven yanına geldi.

“Dört kişiyiz.”

Boran bir an düşündü.

“Doğru.”

“Ben saymayı niye bıraktım?”

Riven başını salladı.

“Senin beyin de yetenek kazandı sanıyordum.”

“Yok.”

“O hâlâ aynı.”

Karel istemsizce güldü.

Karşıdaki adam sinirlendi.

“Lan siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz?”

Boran hemen cevap verdi.

“Yok reis.”

“Ciddiyiz.”

“Sen devam et.”

Adam öfkeyle silahını kaldırdı.

“Gebertin şunları!”

İlk kurşunlar patladı.

TAK! TAK! TAK!

Karel anında yana çekildi.

Mermiler arkasındaki duvara saplandı.

Bir mermi doğrudan omzunun yanından geçti.

Karel kaşını kaldırdı.

“Yakındı.”

Elini açtı.

Önündeki havada küçük bir boşluk oluştu.

Bir sonraki kurşun…

Boşluğun içine girdi.

Karel elini başka yöne çevirdi.

Boşluğun diğer tarafı birkaç metre ileride açıldı.

Mermi aynı hızını koruyarak dışarı fırladı.

Adamın elindeki silaha çarptı.

Silah yere düştü.

Adam şaşkınlıkla eline baktı.

“Lan…”

Karel gülümsedi.

“Ben de yeni öğreniyorum.”

Boran bağırdı.

“Ulan bunu bize niye söylemedin?”

“Senin yüzünden denemeye korkuyorum.”

“Niye?”

“Geri sana atarım.”

Boran iki saniye sustu.

“Tamam.”

“Ben susuyorum.”

Riven kahkahayı bastı.

Karşıdaki adamlar tekrar ateş açtı.

Bu kez Boran öne çıktı.

Kurşunlardan biri omzuna isabet etti.

Boran sendeledi.

“Ulan!”

Riven hemen yanına geldi.

“İyi misin?”

Boran kurşun izine baktı.

“İyiyim.”

Sonra karşı tarafa döndü.

“Lan.”

“Beni vurdunuz.”

Adamlar geri çekildi.

Boran kollarını sıvadı.

“Şimdi ayıp oldu.”

Bir anda ileri fırladı.

İlk adamın üzerine bütün gücüyle çarptı.

Adam birkaç metre geriye savrulup yere düştü.

İkinci adamın elindeki pala Boran’ın koluna geldi.

Boran palayı tuttu.

Adam çekmeye çalıştı.

Boran bırakmadı.

“Lan…”

“Sen bunu gerçekten benden geri alabileceğini mi sandın?”

Adamın yüzü düştü.

Boran palayı elinden aldı.

Sonra kabzasıyla adamın kafasına vurdu.

Adam yere yığıldı.

Riven diğer ikisinin üzerine koştu.

Hızı sayesinde ilk saldırıdan kaçtı.

Birinin arkasına geçti.

Adam daha dönmeden Riven ayağıyla dizine vurdu.

Adam yere çöktü.

Diğeri tabancasını kaldırdı.

Riven eğildi.

Kurşun arkasındaki duvara saplandı.

Riven ayağa kalkıp adamın bileğini tuttu.

“Abi…”

“Şu silahı biraz aşağı indir.”

Adam küfretti.

Riven gülümsedi.

“Bak.”

“Ben sana güzelce söylüyorum.”

Adam tekrar saldırmaya çalıştı.

Riven tek yumrukla yere serdi.

Boran uzaktan bağırdı.

“Riven!”

“Ne?”

“Bunlar harbiden sinir bozucu.”

“Biliyorum.”

“Ben daha çok sinir oluyorum.”

“Ben de.”

Karel son adama baktı.

Adam korkuyla geriye doğru yürüyordu.

“Yaklaşma.”

Karel ilerledi.

“Silahını bırak.”

“Yoksa ne olacak?”

Karel durdu.

“Hiçbir şey.”

Adam şaşırdı.

Karel gülümsedi.

“Sen karar ver.”

Adam silahını yere attı.

Karel başını salladı.

“Akıllıca.”

Tam o sırada…

Yukarıdan bir patlama sesi geldi.

GÜMMM!

Tavanın bir kısmından tozlar döküldü.

Mira telsizden bağırdı.

“Karel!”

“Yukarıdalar!”

Karel hemen telsizi aldı.

“Kaç kişi?”

“Bilmiyorum!”

“En az on kişi var!”

“Silahları da var!”

Karel’in yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Tamam.”

“Yerini koru.”

“Ben geliyorum.”

Mira tereddüt etti.

“Ben…”

“Ne?”

“Bir daha ateş etmem gerekiyor mu?”

Karel kısa bir sessizlikten sonra güldü.

“Evet.”

“Ama bu sefer lambayı değil.”

Mira nefes aldı.

“Anladım.”

Karel telsizi kapattı.

Boran yanına geldi.

“Ne oldu?”

“Üst katta sıkışmışlar.”

Riven katanasına baktı.

“Gidiyoruz.”

Karel başını salladı.

“Evet.”

Üçü merdivenlere yöneldi.

Ama Karel bir anda durdu.

Yerdeki düşmüş silahlara baktı.

Sonra boşluk yeteneğini kullandı.

Birbiri ardına birkaç küçük boşluk açıldı.

Yerdeki mühimmatlar…

Şarjörler…

Patlayıcılar…

Hepsi boşluğun içine girdi.

Boran şaşkınlıkla baktı.

“Sen depoyu da mı cebine koyacaksın?”

Karel omuz silkti.

“İşe yarayan her şey alınır.”

Riven güldü.

“Adam AVM’yi soyuyor.”

“Soymuyorum.”

“Taşımacılık yapıyorum.”

Boran kahkaha attı.

“Ulan sen var ya…”

Karel merdivenlere yöneldi.

“Konuşmayı kesin.”

“Yukarı çıkıyoruz.”

Üçü hızla yukarı ilerledi.

Arkalarında ise…

Sarmara Forum’un koridorlarında savaş devam ediyordu.

Ama bu kez karşılarındaki insanlar da Karel’in grubunun sandığı kadar zayıf değildi.

Çünkü onların da yetenekleri vardı.

Ve üst katta…

Karel’in henüz bilmediği çok daha tehlikeli bir şey bekliyordu.

Mira’nın tüfeğinden sessiz bir atış sesi geldi.

Pıt.

Bir adamın elindeki silah yere düştü.

Mira şaşkınlıkla dürbünden baktı.

“Vurdum…”

Sonra ikinci hedefe geçti.

Bu kez nefesini daha kontrollü tuttu.

Tetiğe bastı.

Pıt.

İkinci adam da sendeledi.

Mira’nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Galiba…”

“…öğreniyorum.”

Ama hemen ardından…

Dürbünün içinde hareket eden bir gölge gördü.

Mira’nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Bu da ne?”

Gölge…

İnsana benzemiyordu.

Ve doğrudan onun bulunduğu kata doğru ilerliyordu.

Mira telsize uzandı.

“Karel…”

“Burada başka bir şey var.”

Karel merdivenlerin ortasında durdu.

“Ne demek başka bir şey?”

Mira birkaç saniye cevap veremedi.

Sonunda fısıldadı.

“Bilmiyorum.”

“Ama…”

“İnsan değil.”

Karel’in eli katanasının kabzasına gitti.

Boran ve Riven birbirlerine baktılar.

Karel hafifçe gülümsedi.

“Güzel.”

“Demek savaş yeni başlıyor.”

Ve yukarıdan…

Bir kükreme duyuldu.

Devam Edecek…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.