Sabah…
Karmara Forum her zamankinden daha hareketliydi.
Bir grup giriş kapısındaki son kontrolleri yapıyordu.
Bir grup yemek hazırlıyordu.
Doktor yaralıların pansumanlarını kontrol ediyordu.
Tamirciler yeni yapılan çelik kapının son kaynaklarını tamamlıyordu.
Her şey yavaş yavaş düzene oturmaya başlamıştı.
Karel ise büyük masanın üzerine İstanbul haritasını sermişti.
Haritanın üzerinde kırmızı kalemle birkaç nokta işaretliydi.
Riven yaklaştı.
“Bayağı ciddi görünüyorsun.”
Karel haritadan gözünü ayırmadı.
“Çünkü gideceğimiz yer ciddi.”
Boran da elinde tostla geldi.
“Aç karna plan yapılmaz.”
Bir ısırık aldı.
“Devam et.”
Karel istemsizce güldü.
“Bir gün ciddi olmayı dene.”
“Olurum.”
“Ne zaman?”
“Yemekten sonra.”
Riven başını tuttu.
“Bu çocuk düzelmeyecek.”
Mira gülümseyerek masaya dört bardak çay bıraktı.
“Önce çay.”
“Sonra dünya kurtarılır.”
Boran hemen bardağı aldı.
“İşte ekip ruhu budur.”
…
Karel haritayı işaret etti.
“Burası.”
Zeytinburnu.
“Daha önce tek başıma gidip gözlem yaptım.”
“İçeride büyük bir grup var.”
“Yaklaşık kırk kişi.”
“Herkes kötü değil.”
“Ama yönetenler…”
“…oldukça tehlikeli.”
Boran kollarını sıvadı.
“Ne zaman gidiyoruz?”
“Acele etmeyeceğiz.”
“Neden?”
“Çünkü bilgi eksik.”
Riven başını salladı.
“Haklı.”
“İçeri dalarsak içerideki masum insanlar da zarar görebilir.”
Karel devam etti.
“Bu yüzden önce keşif.”
“Sonra plan.”
“En son saldırı.”
Mira merakla sordu.
“Kaç kişi gidecek?”
Karel kısa bir süre düşündü.
“Ben.”
“Boran.”
“Riven.”
Üçü birbirine baktı.
Mira hafifçe kaşlarını çattı.
“Ben gelmiyor muyum?”
Karel başını salladı.
“Hayır.”
“Neden?”
“Burada kalacaksın.”
“İnsanların sana ihtiyacı olabilir.”
Mira belli etmemeye çalışsa da hafifçe hayal kırıklığı yaşamıştı.
“…Tamam.”
Karel bunu fark etti.
Ama kararını değiştirmedi.
…
Tam o sırada yaşlı doktor geldi.
“Bir şey göstermek istiyorum.”
Herkes onun peşinden revire geçti.
Doktor masanın üzerine küçük bir defter bıraktı.
“Son iki gündür herkesi kontrol ediyorum.”
“Bazı ilginç sonuçlar var.”
Karel defteri açtı.
Doktor devam etti.
“Güç kazananların vücut sıcaklığı normale göre biraz daha yüksek.”
“Ama tamamen sağlıklılar.”
“Nabızları da daha güçlü.”
“Yorgunluk süreleri ise azalmış.”
Riven şaşırdı.
“Yani artık daha geç mi yorulacağız?”
“Şimdilik gördüğüm bu.”
Boran sırıtıp kasını gösterdi.
“Ben zaten yorulmam.”
Doktor gözlüğünü düzeltti.
“Dün merdiven çıkarken nefes nefese kalıyordun.”
“…”
Riven kahkahayı patlattı.
“Yakalandın.”
Boran öksürdü.
“O an hava sıcaktı.”
“Hem merdiven dikti.”
Mira gülmeye başladı.
Karel bile gülümsemesini gizleyemedi.
…
Öğleden sonra…
Karel, Boran ve Riven eğitim yapıyordu.
Boran demir plakaları kaldırıyor…
Riven hızını geliştirmeye çalışıyor…
Karel ise boşluk yeteneğini farklı şekillerde deniyordu.
Elindeki küçük metal bilyeyi yukarı fırlattı.
Tam düşeceği anda…
Boşluğuna aldı.
Birkaç saniye bekledi.
Sonra farklı bir noktadan çıkardı.
Metal bilye aynı hızla yoluna devam etti.
Karel sessizce düşündü.
“Demek hız kaybolmuyor…”
Bir kez daha denedi.
Bu kez bilyeyi daha yükseğe attı.
Tekrar boşluğa aldı.
Farklı açıdan çıkardı.
Metal bilye duvardaki kalın tahta hedefe çarpıp içine saplandı.
Boran ıslık çaldı.
“Oha.”
“Bu fena olmuş.”
Riven hedefe yaklaştı.
“Kurşun gibi saplanmış.”
Karel hedefe bakıyordu.
Yüzünde hafif bir gülümseme vardı.
“Henüz başlangıç.”
“Bu yeteneğin sınırlarını öğrenmem gerekiyor.”
Boran hemen sordu.
“Beni içine atıp başka yerden çıkarabiliyor musun?”
Karel ona baktı.
“Bilmiyorum.”
“Deneyelim mi?”
Boran’ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“…”
“Yok.”
“Ben şimdilik iyiyim.”
Riven kahkahaya boğuldu.
“Az önce çok cesurdun.”
Boran ciddi ciddi başını salladı.
“Bilim uğruna ölünmez.”
…
Akşam…
Güneş yavaş yavaş batıyordu.
Karel tek başına çatıya çıktı.
Elindeki dürbünle çevreyi kontrol etti.
Etrafta hâlâ dolaşan zombiler vardı.
Ama Karmara Forum’un çevresi artık eskisine göre çok daha sakindi.
Aşağı inerken kendi kendine mırıldandı.
“Yarın…”
“…hazırlıklara başlayacağız.”
“Birkaç gün sonra da…”
“…Zeytinburnu’na gidiyoruz.”
Bu kez…
Sadece gözlem yapmak için değil.
Devam Edecek…