Sabah…
Karmara Forum eskisine göre çok daha sakindi.
Dün yaşanan olay herkesin aklından çıkmıyordu.
Mutasyona uğrayan zombiler…
Yeni güçler…
Ve güvenlikte yapılan o tek hata…
Karel en üst kattan aşağı bakarken derin bir nefes aldı.
Tam o sırada arkasından Boran’ın sesi geldi.
“Komutan…”
Karel arkasını döndü.
“Ne oldu?”
Boran başını kaşıdı.
“Şey…”
“Bugün azar yiyecek miyiz?”
Karel kaşını kaldırdı.
“Neden?”
“Kapıyı unuttuk ya…”
“Şimdiden psikolojik hazırlık yapıyorum.”
Riven omzuna vurdu.
“Sen zaten her gün azar yiyorsun.”
“Alışmış olman lazım.”
Boran ciddi bir ifadeyle başını salladı.
“Doğru…”
“Ben artık profesyonelim.”
Mira gülmemek için dudaklarını ısırıyordu.
Karel birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra başını iki yana salladı.
“Siz var ya…”
“İnsan delirir.”
Boran hemen sırıttı.
“Demek seviyorsun bizi.”
“Fazla şımarma.”
“Tamam.”
“Ama seviyorsun.”
Karel istemsizce güldü.
“Kes.”
Herkesin morali biraz olsun yerine gelmişti.
…
Karel bütün ekibi giriş katına topladı.
Metal kapının önünde durdu.
Parmağıyla kapının kırılmış olduğu noktayı gösterdi.
“İşte hata burada.”
Hiç kimse konuşmadı.
“Biz bütün girişleri güçlendirdik.”
“Ama burayı olduğu gibi bıraktık.”
“Ve tek bir açık…”
“Neredeyse içerideki herkesi tehlikeye attı.”
Boran başını eğdi.
“Bizim hatamız.”
Riven da aynı şekilde sessizdi.
Karel sertçe konuşmadı.
Sadece ciddi görünüyordu.
“Hata yapmak normal.”
“Aynı hatayı ikinci kez yapmak aptallıktır.”
Herkes başını salladı.
Karel devam etti.
“Bugünden itibaren…”
“Bu kapı da diğer girişler gibi güçlendirilecek.”
“Mühendisler.”
“Tamirciler.”
“Kaynak ustaları.”
“Hepiniz birlikte çalışacaksınız.”
Tamirci Murat öne çıktı.
“Merak etmeyin.”
“Bu sefer tank gelse açamaz.”
Boran güldü.
“Tank gelirse zaten kapıyı düşünmeyiz.”
“Kaçacak yer ararız.”
Murat kahkaha attı.
“Doğru dedin.”
Ortam yine yumuşamıştı.
…
Saatler boyunca çalışmalar sürdü.
Kalın çelik profiller getirildi.
Yeni ray sistemi kuruldu.
Kapının arkasına ikinci bir çelik kapı yerleştirildi.
Beton destekler döküldü.
Kaynak sesleri bütün otoparkta yankılanıyordu.
Akşama doğru herkes işi bitirince Karel son kez kapıyı kontrol etti.
İki eliyle itti.
Milim bile oynamadı.
Başını hafifçe salladı.
“İşte şimdi oldu.”
Tam o sırada Boran kapıya yumruk attı.
Tak!
Elini tutup zıplamaya başladı.
“Anaaa…”
“Canım çıktı.”
Riven kahkaha attı.
“Kapıyı test edeceğim diye kendi elini kırdın.”
Mira da gülmeye başladı.
“Gerçekten zekisin.”
Boran suratını astı.
“Hepiniz bana karşısınız.”
Karel omzuna vurdu.
“Merak etme.”
“Elin kırılırsa doktor var.”
Yaşlı doktor uzaktan seslendi.
“Önce gerçekten kırsın.”
“Boşuna mesai yazmayın.”
Bu kez herkes birden kahkahaya boğuldu.
…
Akşam olduğunda yemekler hazırlanmıştı.
Üç aşçı bütün gün çalışmıştı.
Masalar kuruldu.
İnsanlar uzun zamandır ilk kez biraz rahat nefes alabiliyordu.
Karel sessizce yemeğini yerken Mira karşısına oturdu.
“Şey…”
Karel başını kaldırdı.
“Ne oldu?”
“Bugün…”
“…teşekkür edecektim.”
“Neden?”
“Bizi koruduğun için.”
Karel omuz silkti.
“Herkes birbirini koruyor.”
Mira hafifçe gülümsedi.
“Ama en çok sen uğraşıyorsun.”
Karel cevap vermedi.
Boran uzaktan seslendi.
“Ooo…”
“Romantik sahne başladı.”
Mira’nın yüzü kıpkırmızı oldu.
“Saçmalama!”
Riven ekmeğini Boran’a fırlattı.
“Yemeğini ye.”
Boran ekmeği havada tuttu.
“İsraf haramdır.”
Karel başını iki yana salladı.
“Sizin yaşınız gerçekten yirmi iki mi?”
Boran hiç düşünmeden cevap verdi.
“Ruhumuz on iki.”
Masadakiler yine gülmeye başladı.
Kısa süreliğine de olsa…
Dışarıdaki kıyamet unutulmuş gibiydi.
…
Gece geç saatlerde…
Karel tek başına en üst kata çıktı.
Elini cebine attı.
Sessizce şehrin ışıklarına baktı.
İstanbul hâlâ karanlıktı.
Uzaklardan ara sıra zombi sesleri geliyordu.
Bir süre düşündü.
Sonra kendi kendine mırıldandı.
“Yakında…”
“Zeytinburnu’na gideceğiz.”
“Bu sefer yalnız değil.”
Arkasından ayak sesleri geldi.
Boran, Riven ve Mira merdivenlerden çıkmıştı.
Boran sırıttı.
“Bizi bırakmayı düşünmüyorsun değil mi?”
Karel hafifçe gülümsedi.
“Bu sefer…”
“Hayır.”
“Çünkü içeride oturmanın zamanı geçti.”
“Artık dışarı çıkıp…”
“…bazı hesapları görme zamanı.”
Üçünün de yüzündeki gülümseme değişti.
Özellikle Boran…
Ellerini ovuşturdu.
“Vallahi…”
“Uzun zamandır canım sıkılıyordu.”
Karel başını hafifçe salladı.
“Önce plan.”
“Sonra hareket.”
“Bu kez hata yapmayacağız.”
Dördü birlikte karanlık İstanbul’a baktılar.
Ve yaklaşan görevin…
Hiç de kolay olmayacağını hepsi hissediyordu.
Devam Edecek…