İçeriğe geç

Kıyametten geri döndüm

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Kıyametten geri döndüm

Bölüm 14

Bölüm 14— Kapının Ardındaki Şey

Karel elini ağır metal kapının üstünde tutuyordu.

Koridor sessizdi.

Herkes nefesini tutmuştu.

Dışarıdaki on üç kişi…

İçerideki insanlar…

Ve tam ortalarında duran Karel.

Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra ağır ağır konuştu.

“Silahlarınızı yere bırakın.”

“Sonra kapıdan üç metre geri çekilin.”

Kapının dışındaki adam birkaç saniye sustu.

“…Tamam.”

Metal sesleri geldi.

Silahların yere bırakıldığı belliydi.

Riven mızrağını biraz daha sıkı tuttu.

Boran yukarı kattaki korkulukların arkasında keskin nişancı pozisyonu almış aşağıyı izliyordu.

Karel tekrar konuştu.

“Şimdi isim söyle.”

“Senin.”

Kapının arkasındaki adam cevap verdi.

“Emir.”

“Kaç yaşındasın?”

“Otuz dört.”

“Eskiden ne iş yapıyordun?”

“Özel güvenlik.”

Karel’in gözleri hafif daraldı.

Özel güvenlik.

Demek silah tutmayı biliyordu.

“Yanındaki insanlar?”

“İki aile.”

“Üç genç.”

“Bir yaşlı adam.”

“Bir tane de çocuk var.”

İçeridekilerin bazıları rahatlamaya başladı.

Ama Karel’in içindeki his hâlâ geçmiyordu.

Çünkü bir şey eksikti.

Bir grup insan…

Bu kadar sakin olamazdı.

Hele dışarıdaki dünya bu haldeyken.

Karel gözlerini kapatıp birkaç saniye düşündü.

Sonra…

Bir anda bağırdı.

“Riven!”

“Gördüm.”

Tam o anda…

Kapının alt boşluğundan ince bir kan akmaya başladı.

İçeridekiler irkildi.

Kadınlardan biri çığlık attı.

“Kan…”

Karel’in bakışları buz gibi oldu.

“Kapının arkasındaki cesedi itin.”

Sessizlik.

Sonra dışarıdaki adam konuştu.

“…Ne?”

“Ölü biri var.”

“Kapının hemen önünde.”

“İtin.”

Birkaç saniye sonra sürükleme sesi geldi.

Ve gerçekten de…

Kapının altından görünen ayak dışarı çekildi.

İçeridekilerin çoğu gerildi.

Boran yukarıdan bağırdı.

“Oğlum bunlar bayağı sıkıntılı ha.”

Karel cevap vermedi.

Ama artık emindi.

Bir şey saklıyorlardı.

Sonra dışarıdaki adam tekrar konuştu.

“Bak kardeşim…”

“İnsanlarımız kötü durumda.”

“Kapıyı açmayacaksan söyle.”

Karel yavaşça gülümsedi.

“Kapıyı açacağım.”

İçeridekiler şaşırdı.

Riven bile dönüp baktı.

Ama Karel devam etti.

“Çünkü sizin ne sakladığınızı görmek istiyorum.”

Kapının kilidine doğru yürüdü.

Ağır metal sesi yankılandı.

Tak.

Tak.

Tak.

Kilidi açtı.

Kapıyı sadece küçük bir aralık kadar itti.

Ve ilk gördüğü şey…

Bir çocuğun yüzü oldu.

Yaklaşık sekiz yaşlarında küçük bir kızdı.

Korkudan ağlıyordu.

Arkasında insanlar vardı.

Yorgun…

Kirli…

Bitkin…

Ama Karel’in dikkatini çeken onlar değildi.

En arkada duran adamdı.

Siyah montlu biri.

Sessizdi.

Diğerleri konuşurken o hiç konuşmuyordu.

Ve gözleri…

Direkt Karel’e bakıyordu.

Soğuk bir şekilde.

Karel’in içgüdüsü anında bağırdı.

Tehlike.

Kapıyı biraz daha açtı.

“İçeri girin.”

İnsanlar rahatlayıp hızlıca içeri girmeye başladı.

Kadınlardan biri ağlamaya başladı.

“Teşekkür ederiz…”

“Gerçekten teşekkür ederiz…”

Yaşlı adam dizlerinin üstüne çöktü.

Ama siyah montlu adam…

Hâlâ susuyordu.

Karel gözünü ondan ayırmadan konuştu.

“Sen.”

“Adın ne?”

Adam birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra cevap verdi.

“…Yusuf.”

“Siyah montu çıkar.”

Koridor bir anda sessizleşti.

Adamın gözleri hafif daraldı.

“Neden?”

“Çünkü söyledim.”

Bir gerilim oluştu.

Riven mızrağını hafif kaldırdı.

Boran yukarıdan tüfeği doğrulttu.

Ve birkaç saniye sonra…

Adam yavaşça montunu çıkardı.

İçeridekilerin bazıları rahatladı.

Ama Karel’in yüzü daha da soğudu.

Çünkü adamın bel kısmında…

Isırık izi vardı.

Herkes dondu.

Bir kadın korkuyla geri çekildi.

“Hayır…”

Adam bir anda bağırdı.

“BEKLEYİN!”

“Henüz dönüşmedim!”

“Kontrol edebiliyorum!”

Karel hiç düşünmeden silahını kaldırdı.

Ama tam tetiğe basacağı anda…

Adamın gözleri değişti.

Damarları şişmeye başladı.

Ağzından kan aktı.

Ve bir anda…

Adam çığlık atarak ileri atıldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.