Alarm sesi Karmara Forum’un içinde yankılandı.
Kısa. Keskin. Rahatsız edici.
Tamirci ekrana yapışmıştı.
“Abi… bu sürü çok büyük.”
Ekrandaki gölgeler büyüyordu.
Onlarca…
Belki yüzlerce.
Otopark rampasından içeri akıyorlardı.
Boran yutkundu.
“Lan bu kadarını beklemiyordum.”
Riven sakinleşmeye çalıştı ama sesi sertti:
“Önden insanlar, arkadan zombiler…”
“Baya ortada kaldık.”
Karel gözünü kırpmadı.
Ekranı kapattı.
“Hayır.”
Herkes ona döndü.
“Onlar ortada kaldı.”
Boran kaşlarını çattı.
“Ne diyorsun?”
Karel yürümeye başladı.
“İnsanlar içeri girmek istiyor.”
“Zombiler içeri girmek istiyor.”
“Biz içerideyiz.”
Durdu.
Hafifçe gülümsedi.
“Bu bir kapan.”
Riven’ın yüzü değişti.
Anladı.
“Sen…”
“…ikisini birbirine kırdıracaksın.”
Karel başını salladı.
“Evet.”
Dışarıda metal kapı zorlanıyordu.
Hidrolik krikonun sesi yankılanıyordu.
Kapı yavaş yavaş eğiliyordu.
Boran dişlerini sıktı.
“Bunlar birazdan içeri girecek.”
Karel sakince:
“Girmelerine izin ver.”
“Abi sen ciddi misin?” dedi tamirci.
“Onlar yirmi kişi!”
Riven gülümsedi.
“Arkalarındaki sürüyü de say.”
Tamirci sustu.
Karel hızlıca emir vermeye başladı.
“Üst katlara çekilin.”
“Hiç kimse aşağıda kalmayacak.”
“Kapı açıldığında kimse ateş etmeyecek.”
Boran şaşırdı.
“Lan niye ateş etmiyoruz?”
Karel gözlerini ona çevirdi.
“Çünkü dikkat çekmek istemiyoruz.”
“Zombiler zaten geliyor.”
“Biz sadece izliyoruz.”
Kadın aşçı korkuyla:
“Ya yukarı çıkarlarsa?”
Karel:
“Çıkamayacaklar.”
Riven ekledi:
“Çıkmaya çalışırlarsa da…”
Boran sırıttı:
“Biz varız.”
Herkes hızlıca hareket etti.
Seçilenler, temizlikçiler, doktorlar…
Hepsi üst katlara çekildi.
Yemek katının ışıkları kapatıldı.
Sadece birkaç loş ışık bırakıldı.
Karmara Forum karanlığa gömüldü.
Aşağıdan büyük bir gürültü geldi.
METAL KIRILDI.
Ana giriş zorlandı…
Ve sonunda kapı içeri doğru çöktü.
Dışarıdaki grup içeri daldı.
Silahlar hazır.
Gergin.
Lider bağırdı:
“İçeri gir! Hızlı!”
Ayak sesleri yankılandı.
Tam o anda…
Arkadan gelen sürü rampadan içeri doldu.
İlk zombiyi gören adamlardan biri bağırdı:
“ARKA TARAF!”
Bir saniyelik sessizlik.
Sonra kaos.
Silah sesleri patladı.
Zombiler üzerlerine atladı.
Çığlıklar AVM’nin içinde yankılandı.
Boran yukarıdan izliyordu.
Gözleri açıldı.
“Lan… resmen birbirlerine girdiler.”
Riven ciddi bir sesle:
“Bu plan… fazla iyi.”
Aşağıda savaş büyüyordu.
Mermiler bitmeye başladı.
Zombiler çoğalıyordu.
İnsanlar geri çekiliyordu.
Ama kaçacak yer yoktu.
Kapı arkasında sürü.
İçeride ölüm.
Lider bağırıyordu:
“GERİ ÇEKİLİN! ÜST KATA!”
Ama artık çok geçti.
Bir zombi boynuna yapıştı.
Bir diğeri kolunu kopardı.
Adam yere düştü.
Kayboldu.
Karel korkuluğa geldi.
Sessizce izledi.
Hiçbir duygu yoktu yüzünde.
Sadece sonuç.
Birkaç dakika sonra…
Sesler azaldı.
Silahlar sustu.
Çığlıklar kesildi.
Sessizlik.
Boran yavaşça konuştu:
“Bitti mi?”
Riven aşağı baktı.
“Hareket yok.”
Karel döndü.
“Hayır.”
“Şimdi başlıyor.”
Herkes ona baktı.
“Şimdi…”
“…geride kalanları temizleyeceğiz.”
Boran sırıttı.
“Yani eğlence başlıyor.”
Karel hafifçe gülümsedi.
“Aynen.”
Tam o anda…
Aşağıdan bir ses geldi.
İnsan sesi.
Zayıf.
Ama canlı.
“Yardım… edin…”
Riven kaşlarını çattı.
“Biri yaşıyor.”
Boran silahını kaldırdı.
“Bitireyim mi?”
Karel durdu.
Aşağı baktı.
Gözleri karardı.
“Hayır.”
“Onu yukarı getirin.”
Herkes şaşırdı.
Boran:
“Niye?”
Karel yavaşça konuştu.
“Çünkü…”
“…bize lazım olabilir.”
Aşağıdaki adam kanlar içinde sürünüyordu.
Ama gözleri hâlâ açıktı.
Ve bu hikâye…
daha yeni derinleşiyordu.
Bölüm burada biter.
