Ertesi gün okulda hava gergindi. Sınıf sessizdi ama sessizlik bile diken üstündeydi. Ada, her zamanki yerinde oturuyordu fakat bugün biraz daha içine kapanıktı. Ela’nın varlığı artık nefesini daraltır olmuştu. Aralarında konuşulmayan ama hissedilen bir şeyler vardı. Emir kapıdan içeri girdiğinde bakışları doğrudan Ada’ya yöneldi. Göz göze geldiklerinde bir şey söylemeden sadece başını eğdi. İkisi de gece boyunca ne konuşacaklarını, nereden başlayacaklarını düşünmüş ama hiçbir cümle yeterince doğru gelmemişti. Dersin sonuna kadar konuşmadılar. Herkes dağılmaya başlayınca Emir toparlanmadan önce Ela yanına geldi. Bu sefer hiç çekinmeden, dolaylı konuşmadan: “Emir, biraz konuşabilir miyiz? Dışarıda. Özel.” Emir şaşırdı ama kafasını salladı. Ada fark etti. Elinde olmadan kalbine ince bir sancı saplandı. Ayağa kalktı, ikisinin arkasından baktı ama bir şey söylemedi. İlk defa... güven değil, merak ve korku vardı içinde. --- Okulun arka bahçesine çıktılar. Öğrencilerin pek uğramadığı sessiz bir köşeye. Ela ellerini cebine soktu, rahat görünmeye çalışsa da gözleri çok şey anlatıyordu. “Bana kızacak mısın, bilmiyorum ama… Sana karşı boş değilim Emir.” Sessizlik. Emir’in gözleri hafif büyüdü. Ela devam etti, sesi gittikçe daha da alçaldı. “Ada’yı kırmak istemem ama… bazı şeyleri engelleyemem. Seni gördükçe... elimde değil.” Emir başını iki yana salladı. Yüzünde şaşkınlıkla karışık öfke vardı. “Ela… Bu ciddi mi? Sen onun en yakın arkadaşısın. Bunu nasıl söylersin bana?” Ela gözlerini kaçırmadı. “Çünkü ben hep gölgede kaldım. Hep arkasındaydım. Ama artık değilim. Kendim için bir şey yapmak istiyorum.” Emir birkaç adım geri çekildi. “Beni bu konuşmaya getirdiğin için gerçekten üzgünüm. Ben Ada’yı seviyorum, Ela. Ve seninle aramızda hiçbir şey olamaz. Bunu en başta senin anlaman gerekirdi.” Ela’nın yüzü ilk kez çatladı. Göz bebekleri küçüldü, dudakları titredi ama toparladı hemen. “Sadece bil istedim. Hepsi bu.” Arkasını döndü, hızlıca uzaklaştı. Gözlerinde biriken yaşları Emir görmesin diye başını yere eğdi. --- O sırada Ada sınıfta bekliyordu. Elini masaya koymuş, dudaklarını dişleriyle kemiriyordu. İçindeki huzursuzluk dayanılmaz hâle gelmişti. Kapı açıldığında ilk Ela girdi. Yüzünde hiçbir şey yokmuş gibi masasına geçti. Sonra Emir geldi. Ada’ya gözleriyle bir şey anlatmaya çalıştı ama Ada başını çevirdi. Artık her şeyin farkındaydı. Ela’yı tanıyordu. Ama bu kadarını asla tahmin etmemişti. O gün akşam, Emir mesaj attı. > “Onunla konuştum. Sana anlatmam gereken çok şey var. Sakince dinler misin?” Ada ekrana baktı. Derin bir nefes aldı. Ve sadece bir cümle yazdı: > “Yarın konuşalım. Ama onun yanında değil.” O gece Ela günlüğüne şunu yazdı: “İlk tokadı yedim. Ama oyun yeni başlıyor. Emir’i kaybedebilirim… Ama Ada’yı da yanımda tutmam gerekmiyor artık. Onun canı yandıkça benim kalbim rahatlıyor. Kıskançlık can acıtmaz, içini zehir gibi sarar.”
Bölüm 5
Direniş
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.