İçeriğe geç

Kısa korku hikayeleri

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Kısa korku hikayeleri

Bölüm 3

Bölüm 3:Ormanda Gece

Ormanda Gece

Gece yarısı, kasabanın dışındaki orman, yoğun bir karanlıkla örtülmüştü. Ay, ağaçların arasından sızan ince bir ışık gibi parlıyordu; fakat bu ışık, ağaçların kalın gövdesiyle kayboluyordu. Arda, arkadaşlarıyla birlikte bir kamp yapmaya karar verdiğinde, bu karanlık ormanın gizemli havasından etkilenmişti. Ormanda geçireceği gece, sıradan bir kamp deneyimi olmanın ötesine geçecekti.

Kamp ateşi etrafında oturan Arda ve arkadaşları, fısıldayarak korku hikayeleri anlatmaya başladılar. Ancak, hikayelerin her biri, karanlık ve gizem dolu bir atmosfer yaratmaya başlarken, Arda’nın aklında farklı düşünceler belirmeye başladı. Arkadaşlarından birinin hikayesinin sona ermesiyle birlikte, Arda, ormanın derinliklerine doğru yürüyerek biraz yalnız kalmaya karar verdi.

Yavaş yavaş ilerledikçe, ağaçların arasındaki boşluğun arttığını ve çevresinin sessizleştiğini fark etti. Herhangi bir şeyin onu izlediği hissi içini ürpertti. Aniden, karanlıktan gelen bir ses duydu. Kafasını çevirdiğinde, ağaçların arasında bir gölge belirdi. Kalbi hızla atmaya başladı. Arkadaşlarıyla birlikte ormanın bu kısmına yaklaşmanın mantıklı olmayacağı düşüncesiyle geri dönmeye karar verdi.

Ancak geri dönerken, ormanın yönünü kaybetmişti. Her şey tanıdık gelmiyordu; aynı ağaçlar, aynı gölgeler ama bir o kadar da farklıydı. Arda, gidecek bir yer bulamadan ilerlemeye devam etti. Karanlıkta kaybolmanın verdiği korkuyla, çantasından bir el feneri çıkardı ve etrafını aydınlatmaya çalıştı. Fenerin zayıf ışığı, ağaçların kalın gövdeleri arasında dans ederken, garip fısıldamalar duymaya başladı.

“Yardım et…” diyen bir ses, derin ve yankılanan bir şekilde kulaklarında çınladı. Arda, bu sesi nereden geldiğini bulmaya çalıştı ama ses, ormanın derinliklerinden geliyordu. O an, ormanın ne kadar karanlık ve korkutucu olduğunu bir kez daha anladı. Sesin geldiği yöne doğru yürümeye karar verdi; belki de birisi ona yardım edebilirdi.

Yavaş yavaş ilerlerken, ağaçların arasında garip figürler belirmeye başladı. Figürler, gölgeler gibi hareket ediyor, bazen ağaçların arkasında kayboluyorlardı. Arda, korkunun içinde cesaret bulmaya çalışarak ilerlemeye devam etti. Ağaçların arasından bir şeyin geçip gittiğini gördüğünde, hızla geri döndü ve kaçmaya karar verdi.

Fakat bir şey, onu durdurdu. Ormanın derinliklerinde bir ışık parlıyordu. Bu ışık, bir güven işareti gibi görünüyordu. Hızla o tarafa yöneldi; belki de arkadaşlarının kamp alanını bulabilirdi. Işığa yaklaştıkça, seslerin daha da yükseldiğini hissetti. Sanki ormanın tüm varlıkları ona doğru koşuyordu. Işığın kaynağına ulaştığında, bir ağaç kütüğünün üzerinde eski bir kadın belirdi.

Kadın, garip bir gülümsemeyle ona bakıyordu. “Burada kalmalısın, Arda,” dedi. Kadının sesi, yumuşak ve çekici bir tınıdaydı ama aynı zamanda tehditkâr bir şeyler de taşıyordu. Arda, kadının gözlerinde kaybolmuş gibi hissetti. O an, ormanın sırlarının daha derin olduğunu anladı; bu orman, sadece bir yer değil, geçmişin, unutulmuşların ve kaybolan ruhların bulunduğu bir yerdi.

Arda, kendisini o kadının etkisi altında hissetti ama hemen arkasını döndü ve kaçmaya başladı. Kadın, ona doğru bağırarak seslendi: “Kaçamazsın, burada senin yerin!”

Yürümek artık imkânsızdı. Orman, etrafını saran karanlıkla Arda’yı yutuyordu. Çığlık atmaya çalıştı ama sesi ormanın sessizliğine karışıyordu. Ormanın derinliklerine indikçe, etrafındaki figürlerin sayısı artıyordu. Gölgeler, ona doğru yaklaşırken, Arda’nın kalbi giderek daha hızlı çarpıyordu.

Birden, Arda’nın aklında bir düşünce belirdi: “Arkadaşlarım! Onlar beni arıyor olmalı!” Hemen geri dönmeye karar verdi ama ağaçların arasında yön bulmak imkânsız hale gelmişti. Dönmek için yaptığı her deneme, onu daha derinlere çekiyordu. Arkadaşlarının seslerini duymak için bağırmaya başladı ama sesinin yankısı bile kayboluyordu.

Ormanın derinliklerinde kaybolmuşken, bir an için nefesini tutup durdu. Duyduğu sesler, ona başka bir şeyin varlığını hissettirmeye başladı; başka varlıklar, karanlık içinde ona yaklaşmaktaydı. Gözleri, karanlıkta parlayan küçük ışıklara takıldı. Yüzlerce göz, onu izliyordu. Tüm bu varlıklar, ona doğru yaklaşıyor ve fısıldıyordu: “Bizimle gel…”

Tam o anda, Arda kalabalığın içinden sıyrılmaya çalıştı. Ancak tüm çabalarına rağmen, ormanın karanlık sırları onu daha derinlere çekiyordu. Son bir çığlık atarak, ayaklarının altındaki toprak kaymaya başladı ve Arda, karanlığın kollarında kayboldu.

Bir gün, kamp alanında oturan arkadaşları, Arda’yı aramaya çıkarken ormanın derinliklerinden gelen garip sesleri duydular. Ormanın ruhları, bir başka kaybolmuş ruhun yanına katılmayı bekliyordu. Orman, bir kez daha ruhunu beslemek için açılmıştı. Arda, sonsuz bir geceye adım attı; ormanın sırları artık onunla birlikte kalacaktı.

Bölüm sonu

5 yorum