İçeriğe geç

Kırmızı takvim

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Kırmızı takvim

Bölüm 2

Bilinmeyen numara

Lavin'in Anlatımı

Mesaj...

Gözlerimi ekrandan ayıramıyordum.

"Kırmızı yaprağı neden aldın?"

Numarayı tekrar tekrar kontrol ettim.

Kayıtlı değildi.

Mesajı cevaplamaya çalıştığım an ekran titredi ve yazı kayboldu.

Sanki hiç gelmemişti.

"N'oluyor ya..."

Telefonumu kapatıp tekrar açtım. Mesaj kutusunda hiçbir şey yoktu.

Boğazıma bir yumru oturdu.

"Belki biri benimle dalga geçiyordur."

Kendimi buna inandırmaya çalıştım ama içimdeki huzursuzluk geçmiyordu.

Kapım çalındı.

"Lavin, yemek hazır."

"Geliyorum anne."

Telefonumu cebime koyup aşağı indim.

Masada mercimek çorbası, pilav ve tavuk vardı. Annem her zamanki gibi tabağıma fazla fazla koydu.

"Anne, bu kadar yiyemem."

"Sabah da doğru düzgün yemedin."

Babam işten henüz gelmemişti.

Televizyonda yine aynı haber dönüyordu.

"Üç gün önce kaybolan lise öğrencisi Eren Yıldız'dan hâlâ haber alınamıyor. Polis ekipleri..."

Annem kumandayı alıp kanalı değiştirdi.

"Yeter artık, her gün aynı haber."

Ben tek kelime etmedim.

Çünkü o kırmızı yaprak hâlâ cebimdeydi.

---

Yemekten sonra odama çıktım.

Defne'den mesaj vardı.

Defne: Eve vardın mı?

Ben: Vardım.

Defne: İyi. Bu aralar tek dolaşma olur mu?

Ben: Tamam annem.

Defne: Dalga geçme ya. Ciddiyim.

Gülümsedim.

Defne her zaman fazla düşünürdü.

Telefonu yatağa bıraktığım sırada pencereye hafif bir "tık" sesi geldi.

İrkilerek perdeyi araladım.

Kimse yoktu.

Sadece apartmanın önündeki sokak lambası yanıyordu.

Tam perdeyi kapatacakken karşı kaldırımda siyah kapüşonlu birini gördüm.

Başını kaldırıp doğrudan benim pencereme bakıyordu.

Nefesim kesildi.

Bir saniye...

İki saniye...

Sonra arkasını dönüp yürümeye başladı.

Koşarak pencereyi açtım.

"Hey!"

Sesim boş sokağa karıştı.

Kimse dönüp bakmadı.

Sanki orada hiç kimse olmamıştı.

---

O gece uyuyamadım.

Saat 01.17.

Telefonum yine titredi.

Bu kez mesaj değildi.

Bilinmeyen bir numaradan fotoğraf gelmişti.

Titreyen parmaklarımla açtım.

Fotoğraf bana aitti.

Bugün okuldan çıkarken çekilmişti.

Ben yürüyordum...

Beni çeken kişi ise birkaç metre arkamdaydı.

Fotoğrafın altına tek bir cümle yazılmıştı.

"Seni izlemek sandığından daha kolay."

Telefon elimden kayarak yatağa düştü.

Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.

İlk kez gerçekten korkuyordum.

Ve ilk kez...

Bu işin basit bir şaka olmadığını anladım.

Bölüm sonu

2 yorum