İçeriğe geç

Kırmızı Taç

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Kırmızı Taç

Bölüm 3

Gece Yarısı

Bölüm 3 – Gece Yarısı

Saat tam 23.47'yi gösteriyordu.

Arabamı, kartta yazan eski limanın girişine bıraktım.

Gece sessizdi.

Sadece denizden gelen dalga sesleri ve rüzgârın uğultusu vardı.

Koruma getirmemiştim.

Çünkü Karan Arslan bana yalnız gelmemi söylemişti.

Ve ilk defa onun sözünü dinliyordum.

Depoya doğru yürürken elim ceketimin içindeki silaha gitti.

Kapıyı ittim.

Gıcırdayarak açıldı.

İçerisi loştu.

Eski konteynerler, pas kokusu ve tavandan sarkan tek bir ampul...

Tam bir tuzak gibiydi.

"Geç kaldın."

Arkamdan gelen tok sesle irkildim.

Hızla arkamı döndüm.

Karan Arslan...

Her zamanki gibi siyah giyinmişti.

Kollarını göğsünde birleştirmiş, beni izliyordu.

"Üç dakika."

Saatime baktım.

Gerçekten üç dakika geçmişti.

"Benim vaktim değerlidir." dedi.

"Soğukkanlı tavırların beni etkilemiyor."

"Etkilemesi gerekmiyor."

Birbirimize birkaç saniye sessizce baktık.

Sonunda cebinden küçük bir USB bellek çıkardı.

"Bunu al."

Yerimden kıpırdamadım.

"İçinde ne var?"

"Babanın ölmeden iki saat önce kaydettiği görüntüler."

Kalbim hızlandı.

"Neden bana yardım ediyorsun?"

Çenesini sıktı.

"Çünkü onu ben öldürmedim."

İnanmıyordum.

Ama gözlerinde ilk defa yalan göremiyordum.

USB'yi uzattı.

Tam alacakken...

Pat!

Bir kurşun ampulü parçaladı.

Depo karanlığa gömüldü.

Ardından peş peşe silah sesleri yükseldi.

"Yere yat!" diye bağırdı Karan.

Refleksle yere kapandım.

Kurşunlar metal konteynerlere çarpıyor, kıvılcımlar saçılıyordu.

Karan tek eliyle beni arkasına çekti.

Diğer eliyle art arda ateş ediyordu.

"Seni korumaya ihtiyacım yok!" diye bağırdım.

"O zaman öl."

Sesi buz gibiydi.

İstemesem de susmak zorunda kaldım.

Silahımı çıkarıp önümde beliren maskeli adama ateş ettim.

Adam yere yığıldı.

Karan bana şaşkınlıkla baktı.

"Güzel atış."

"Şaşırdın mı?"

"Biraz."

Bir patlama sesi duyuldu.

Deponun bir köşesi alev aldı.

Duman hızla yayılıyordu.

"Bizi buraya çektiler." dedi Karan.

"Kim?"

"Babanın gerçek katilleri."

Sözünü bitiremeden omzundan vuruldu.

Yüzü ekşidi ama tek bir inleme bile çıkarmadı.

"Karan!"

İlk kez adını öfkeyle değil, endişeyle söylemiştim.

O ise buna şaşırmış görünüyordu.

Kolundan tutup onu büyük bir konteynerin arkasına çektim.

"Geri çekil."

"Sus ve yaranı göster."

"Ciddi değil."

"Ciddi olup olmadığına ben karar veririm."

Gömleğini yırttım.

Kurşun omzunu sıyırıp geçmişti.

Kan durmadan akıyordu.

Tam o sırada depo girişinden ağır adımlar duyuldu.

Biri alkışlıyordu.

"Ne kadar duygusal..."

Karan'ın yüzü bir anda sertleşti.

"Hayır..."

Fısıltısı ilk kez korku taşıyordu.

Karan'ın bile korktuğu biri mi vardı?

Karan yavaşça ayağa kalktı.

"Geri dur Arya."

Depoya siyah takım elbiseli yaşlı bir adam girdi.

Yüzünde alaycı bir gülümseme vardı.

"Demek sonunda tanıştık."

Adam gözlerini bana çevirdi.

"Baban bana yıllarca ihanet etti."

Sonra Karan'a baktı.

"Sen de."

O an anladım.

Bu savaş, sandığımdan çok daha büyüktü.

Ve ben...

Henüz oyunun ilk hamlesini bile görmemiştim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.