İçeriğe geç

Kırmızı Taç

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Kırmızı Taç

Bölüm 2

Savaş Başlıyor

Bölüm 2 – Savaş Başlıyor

Babamın cenazesinin üzerinden üç gün geçmişti.

Üç gün...

Sadece üç gün içinde hayatım altüst olmuştu.

Koca malikanenin koridorları eskisi kadar canlı değildi. Hizmetliler fısıldayarak konuşuyor, herkes bana acıyan gözlerle bakıyordu.

Nefret ediyordum.

Kimsenin bana acımasını istemiyordum.

Siyah takım elbisemi düzelterek çalışma odasının kapısını açtım.

Babamın kokusu hâlâ odadaydı.

Masasının üzerindeki dosyalar, yarım kalan kahvesi, duvardaki aile fotoğrafımız...

Her şey yerli yerindeydi.

Eksik olan tek şey oydu.

Derin bir nefes aldım.

Tam çıkacakken gözüme masanın çekmecesi ilişti.

Kilitliydi.

Babam hiçbir çekmeceyi kilitlemezdi.

İlk defa...

Çantamdan küçük maymuncuğu çıkardım.

Babam yıllar önce bana, "Hayatta her kapının bir anahtarı vardır." demişti.

Bir dakika sonra kilit açıldı.

İçeride tek bir zarf vardı.

Üzerinde sadece şu yazıyordu:

"Arya açacak."

Kalbim hızlandı.

Titreyen ellerimle zarfı açtım.

İçinden bir fotoğraf düştü.

Fotoğrafta babam ve genç bir adam vardı.

Adamın yüzü sertti.

Siyah takım elbisesi, keskin bakışları...

Fotoğrafın arkasında tek cümle yazıyordu.

"Ona asla güvenme. Karan Arslan."

Karan...

Demek babam onu tanıyordu.

Tam o sırada kapı sertçe çaldı.

"Hanımefendi!"

Koruma içeri girdi.

"Ne oldu?"

"Şirket binasına biri geldi."

"Kim?"

Koruma yutkundu.

"Karan Arslan."

Bir an sessizlik oldu.

Demek beni beklemeden ayağıma kadar gelmişti.

Ceketimi aldım.

"Arabayı hazırlayın."

"Tek başınıza gidemezsiniz."

"Durdurabilecek misin?"

Koruma cevap veremedi.

Beş dakika sonra siyah aracımız şirket binasının önünde durdu.

Bütün çalışanlar girişte toplanmıştı.

İnsanlar korkuyla birbirine bakıyordu.

Kapılar açıldı.

İçeri girdim.

Asansörün kapısı tam o sırada açıldı.

Ve o çıktı.

Siyah takım elbise.

Siyah saat.

Soğuk bir yüz ifadesi.

Yanında en az on silahlı adam vardı.

Koridor sessizleşti.

Karan gözlerini bana çevirdi.

İlk kez bu kadar yakındık.

Beklediğimden daha sakindi.

Ama gözleri...

İnsanların içine işliyordu.

Yavaşça bana doğru yürüdü.

Koruma refleksle önümde durdu.

Karan tek bakışıyla adamı geri çekilmeye mecbur bıraktı.

Aramızda yalnızca iki adım kalmıştı.

"Başın sağ olsun."

Sesi sakindi.

Ben ise öfkeden titriyordum.

"Bunu söylemeye gelmediğini biliyorum."

Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

"Akıllısın."

"Babamı sen öldürdün."

Bir kahkaha attı.

"O kadar basit olsaydı şimdi karşımda duramazdın."

Ne demek istiyordu?

Cebinden siyah bir kart çıkardı.

Kartı masaya bıraktı.

"Yirmi dört saatin var."

"Neye?"

"Gerçeği öğrenmeye."

"Öğrenmezsen..."

Bir an durdu.

"...sıradaki cenaze seninki olacak."

Arkasını dönüp yürümeye başladı.

Adamları da peşinden çıktı.

Koridorda ölüm sessizliği vardı.

Kartı elime aldım.

Üzerinde yalnızca bir adres yazıyordu.

Ve altına tek cümle eklenmişti.

"Babana gerçekten ne olduğunu öğrenmek istiyorsan, gece yarısı yalnız gel."

O an içimde iki ses vardı.

Biri bunun bir tuzak olduğunu söylüyordu.

Diğeri ise...

Babamın katilini bulmanın tek yolunun bu olduğunu fısıldıyordu.

Kartı avucumun içinde sıktım.

"Geliyorum, Karan Arslan."

"Bu gece... oyun gerçekten başlayacak."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.