İçeriğe geç

Kırmızı Oda 17

Bölüm 6 · 1 dk okuma

Kırmızı Oda 17

Bölüm 6

17. Oda

Kırmızı anahtar havada ağır ağır dönerken Eylül artık kaçmadı.

Çünkü kaçacak yer kalmamıştı.

Zemin tamamen çatlamış, duvarlar nefes alır gibi inip kalkmaya başlamıştı.

Ev… gerçekten yaşıyordu.

Anahtar yavaşça ilerledi ve koridorun sonundaki kapının önünde durdu.

17 numaralı kapı.

Bu kez sayı sabit değildi.

Sanki duvarın üzerinde kan gibi akıyordu.

Eylül elini uzattı.

Kapıya dokunduğu an bütün ev sustu.

Ve kapı kendi kendine açıldı.

İçerisi karanlıktı.

Ama bu sıradan bir karanlık değildi…

Işık değil, hatıraları yutan bir boşluktu.

Eylül bir adım attı.

Sonra bir adım daha.

Arkasında kapı kapandı.

Ve ses geldi:

“Hoş geldin.”

Odadaki tek şey bir ayna değildi artık.

Tüm oda aynaydı.

Her yüzeyde Eylül vardı.

Ama farklı Eylül’ler…

Ağlayan, gülen, çığlık atan, susan…

Ve ortada tek bir sandalye.

Sandalyede oturan ise…

Kendisi.

Eylül dondu kaldı.

Sandalyedeki “diğer Eylül” başını kaldırdı.

“Sen geldin,” dedi sakin bir sesle.

“Ben kaçtım.”

Duvarlardaki yansımalar konuşmaya başladı:

“Biri içerde kalmalıydı.”

“Kapı kapanmalıydı.”

“Ama kimse kalmak istemedi.”

Sandalyedeki Eylül ayağa kalktı.

Ve yaklaştı.

“Büyükannen seni korumaya çalışmadı,” dedi.

“Beni içeri kilitleyen sendin.”

Eylül geriye çekildi.

Ama her adımda daha fazla yansıma ona yaklaşıyordu.

“Ben gerçek Eylül’üm,” dedi biri.

“Hayır, ben,” dedi diğeri.

Oda parçalanmaya başladı.

Ve tek bir gerçek kaldı:

Bu ev bir hapishane değildi…

Bir seçimdi.

Ve seçim hiç bitmemişti.

Sandalyedeki Eylül fısıldadı:

“Ya içeride kalırsın…”

“Ya da yerimi alırsın.”

O anda kırmızı anahtar yere düştü.

Ve çatladı.

Ev titredi.

Son bir ses yükseldi:

“Bir kişi serbest kalır.”

Eylül gözlerini kapattı

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.