İçeriğe geç

Kırmızı hat

Bölüm 9 · 6 dk okuma

Kırmızı hat

Bölüm 9

9.Bölüm

Kırmızı hat

O gece beni sakinleştirdi Erhan, sabah uyandığımda yataktan kalkmadım, öyle bir kaç dakika yatmaya devam ettim, düşüncelerle alt dudağımı ısırdım, o na tokat atmam yanlış oldu, aşırı tepki vermemeliydim diye düşündüm, dudağıma dokundum, beni öpmüştü, ben o na tokat atmıştım ve yinede bana yardım etmeye devam ediyordu, beni seviyormuydu?..özür dilemem gerektiğini biliyordum, bugün işe gitmemişti, odadan çıkıp salona baktım, orda değildi, mutfağa baktım ordada değildi, herhalde hâlâ uyuyor dedim, gözüm balıkona kaydı, orda oturuyordu, teredüt ederek balıkona gittim, kapıyı açtıgımda bana bakmak için kafasını çevirdi "günaydın" dedi hafif gülümsiyerek, karşılık olarak bende aynı şekilde gülümsedim "günaydın...şey ben-"

"Daha iyimisin?"

"Ah...evet..teşekkür ederim"

"Rica ederim..."

"Şey ben özür dilerim"

"Ne için?"

"...tokat atığım içim..aşırı tepki verdim"

"...hangi tokat" dedi daha çok gülümseyerek, bilerek yapıyordu..

"Lütfen ciddiye alsan"

"Tamam, tamam...öpmeme izin verirsen özürünü kabuk ederim"

Şaşırarak baktığım anda kıkırdadı "şaka yapıyorum...affedildin...asıl ben özür dilerim"

"..öpebilirsin" biraz şaşırarak bana baktı, bende şaşırmıştım dediğime, tabi belli etmiyordum, içerde yaşıyordum şaşkınlığımı, "ciddimisin?...yine tokat yemem değilmi?" Diyere yaklaştı biraz "...bilmiyorum bir an ağzımdan kaçtı.."

"Ozaman içerde bir yerlerde istiyorsun belki" öylemi acaba? İstiyormuyum? Sadece 1 kere öpsem anlarım belki.. "tamam..öp" bana sahte bir şüpecilikle baktı "sen öp...yine tokat yemek istemiyorum" sonra sırıttı bende hafifçe kıkırdadım, biraz yaklaştı, gülüşüm yavaşça soldu, gözleri gözlerimdeydi, elini yavaşça belime yerleştirip beni kendine çekti, yutkundum, dudaklarimizin arasındaki boşluk küçük bir hareketle dudaklarımızı birleşecek kadardı, gözlerim dudaklarına kaymasın diye onları ikna etmeye çalısıyordum, sanki ilk bakan kaybedecekti, sonra Erhan daha fazla beklemedi ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı, böyle biraz durduktan sonra dudaklarıma doğru dudaklarının kafifçe kareket ettiğini hissettim, kendimi tutamayıp o na uyum sağladım, belimdeki eli biraz daha sıkılaştı ve yavaşça kalçama inerken uzaklaştım nefesim derindi "okadar da değil..." ilk önce öylece baksada sonra kıkırdadı "tamam, peki" kendini kanepeye atıp bana bakarken yanına oturmam için kanepeye hafifçe vurdu, yanına oturdum "öpmek istemenin nedeni ne...açık sözlü olabilirsin, zaten az çok anlaşılıyor" sırıttı "çok yakında öğreneceksin, ama simdi değil tatlım" derin bir nefes alıp manzaraya baktım, "bu arada iş bulabildinmi?"

"Bir kaç tane buldum ama kabul etmediler..."

"Niye?"

"Bilmiyorumki...yetersiz görüyorlar herhalde"

"Körler ozaman" gülümsedim o da gülümsedi ve beraber biraz daha manzarayı izledik.

Ertesi gün Erhan evde değilken kapı çaldı, delikten baktım, Bora kapının önünde kaşları çatık bir şekilde duruyordu, kapıyı açtım "buyrun..Erhan'ı arıyorsanız-"

"Biliyorum evde değil...buyüzden geldim...biraz konuşabilirmiyiz?" Kaşlarım hafifçe çatıldı "neden?" Diye sordum, "..bak benim ısrar etme gibi bir huyum yok konuşmamı dinle yada dinleme" ama ne diyeceğini okadar çok merak ediyordumki oyüzden kabul ettim, kendi evinde konuşmak istediğini söyledi, merakıma yenik düşüp kabul ettim, anahtarı alıp kapıyı kapattım ve onun dairesine geçtik.

Kanepeye oturdu ve benimde oturmamı işaret etti gözleri ile, karşısına oturdum "ne hakında konuşmak istedin?"

"Erhan hakında.."

"Erhan'mı?"

"Evet Erhan"

"...ne konuşmak istiyorsun Erhan hakında?"

Duruşunu dikleştirdi "şöyleki Erhan'a dikkat et...göründüğü kadar masum olduğunu sanmıyorum..."

"..nedemek o şimdi?"

"Erhanın babası örgüt yada çete gibi bir şeyin üyesiydi...çözecektim nerdeyse ama çözemeden öldü, Erhan masum çıksada ben hâlâ şüpeleniyorum ama kanıt bulamıyorum...bana yardım edeceksin"

"Ne?..saçmalık..Erhan çok iyi biri"

"...anlaşılan seni manüpüle etmiş çoktan...yada..arkadaşı olduğunu şöyledin...belki sende bir çete üyesisindir" dedi şüpeci bakışlarla

"Hayır!...şuan saçmalıyorsunuz.." diyerek kalktım ve kapıya doğru yürürken onun soğuk sesini duydum "ben uyardım.." çıkmak için kapıyı açtığımda geçen karakolda Bora ile yakın olan kızı karşımda gördüm, şaşırarak bana bakıyordu, o nu umursamadan yanından geçtim ve daireme geri döndüm, söyledikleri tamamen saçmalıktı...

(Bora'nın gözünden)

Kanepede oturmaya devam ederken işaret parmağım kanepenin kenarına ritmik bir şekilde vuruyordu, okadar dalmıştımki Alev'in eve girdiğini bile fark etmemiştim, Alev önümde durup kolarını göğsünde katlarken bana kaşları çatık bakıyordu "o kız...geçen karakoldaki kızla aynı kişi değilmi..."

"Evet"

"Evinde ne işi var?" İç çektim ve ayağa kalktım "kendi aklınamı, banamı güvenirsin bilmem ama merak etme seni aldatığım felan yok" dedimiğim anda Alev sanki biraz yumuşar gibi olsada devam etti "ozaman o kızın evinde ne işi var...cevap ver"

"Alev"

"Ne.." diyip bana arkasını döndü, trip atıyordu ve şuan hiç çekemezdim "buna devam etme..."

"Niye...herkesin sevgilisi ne guzel iltifatlar edip hatası oldumu özür diliyor...sen şu 5 aylık ilişkimizde bana 1 kere bile iltifat etmiyorsun...hatalı olsan bile özür dilemiyorsun.." derin bir iç çektim ve arkasından sarıldım, kafamı omuzuna gömdüm "biliyorum...bende böyleyim..bana bin defa çıkma teklifi etiğindede hep anlattım, ben ilişkiye gircek bir adam değilim dedim, biliyorsun" biraz gevşedi ve kızgın yüzünü üzgün bir yüz aldı "biliyorum dedin...ama ne olursan ol senden vazgeçemiyorum..."

"Biliyorum.." diyip kafamı kaldırıp o na baktım o da bana baktı "ama o kız neden burdaydı bari o nu söyle" Alev'den uzaklaştım "bilmesende olur.." bana döndü "nasıl olur ya...ben-...boş versene gidiyorum ben" o çıkıp giderken arkasından gitmedim...Alev ile ilişkimiz sanki hep tek taraflıydı...sadece o seviyordu...benim içimde bir his yoktu..bütün duygularımı Erhan'ın babası Anıl öldürmüştü...Alev'ise hep bana aşıktı..onu üzeceğimi bildiğim için ondan uzak duruyordum ama sürekli dibimde bitiyordu, ünüversiteden beri tanışıyorduk, peşimi bir türlü bırakmadı, bir kaç kere çıkma teklifi etti ben kabul edene kadar, bana "beni üzsen bile umrumda değil...ben sadece seninle olmak istiyorum" dedi..denemekten zarar gelmez dedim belki en azından o nu mutlu ederim diye kabul ettim 5 ay önce teklifini...

(Hande'nin gözünden)

Bora'nın amacı ne bilmiyordum, neden bana böyle bir saçmalık anlatı hiç bir fikrim yoktu, Erhan asla öyle birisi değildi...o nazik birisiydi...belki Bora yapardı ama Erhan asla...

Otururken kapı çaldı, Erhan gelmiş olamazdı o nun anahtarları vardı, kalktım ve delikten baktım, Erhan'dı..ama neden anahtarını kulanmamıştı? Kapıyı açtım Erhan sendeleyerek eve girdi, alkol kokuyordu beliki sahoştu, buda kapıyı açamama nedenini açıklıyordu, kapıyı kapatıp içeri doğru giderken Erhan yine sendeledi, kendini dengelesin diye koluna girdim ve o bana bakarken onu odasına yönledirdim, odasına girip yatağına oturması için yardım ettim "ben çıkiyim...siz giyinip yatın" dedim, çıkmak için döndüğümde kolumu tuttu ve beni kendine çekti, sırtım o na dönük kucağına düştüm, belime sarıldı, kafasını sırtıma dayadı utanmıştım "kal.." diye mırıldandı "..o-olmaz"

"..neden?"

"...öyle"

Kafasını kaldırıp bana baktı, sonra birden kendimi onun yatağında ve altında buldum, yüzüm kızarmıştı hafifçe, bileklerimi tutup yanlara sabitledi, alkol kokusu burnuma dolarken yaklaştı ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı sertçe, gözlerimi yumdum, dudaklarımı aralamaya zorladı, beni sertçe öperken o na karşılık veriyordum istemsizce, alt dudağımı ısırdı, hatta kanatı ama öpüşmeyi kesmedi, kanın tadı ikimizin dilerine karıştı, uzaklaştı ve hiç vakit kaybetmeden boynuma öpücükler kondurduğu sırada ben daha öpüşmenin verdiği nefesizlikle havayı içime derin derin çekiyordum, biraz doğrulup gömleğini çıkarmaya başlarken mırıldandı "daha önce seviştinmi?"

"Ne? B-bekle bir dakika" gömleğini çıkartı ve dekrar yüzüme eğildi "bakirmisin?...değilmisin?" Diye fısıldadı, yüzüm dahada kızardı "...şey ben" diye mırıldandım "evet...sen?" Diye dudaklarıma fısıldadı, cevap vermedim "boş ver cavabı kendim alırım" beni yavaşça soyarken direnmedim, ama nedense içerde bir yerde rahatsız oluyordum, Bora'nın dedikleri aklıma geldi, onları aklımdan çıkartmaya çalışırken Erhan beni tamamen soymuştu bile, beni süzdü, ve pantolonunu hemen aşağı indirip ereksiyonunu çıkarttı, ve hiç uyarıda bulunmdan içime girdi, daha önce parmaklarımla denemiştim ama böylesini şimdi yaşıyordum, parmaklardan daha büyük ve kalın, acımıştı, erhan kan görmeyi beklercesine oraya baktı ve sonra ellerini iki yanima koyup bana eğildi ve acıdan akan 1 damla göz yasımı sildi "demek daha önce sevişmişsin ama sevişmeyeli uzun zaman olmuş.."

"H-hayır yapmadım hiç kimseyle"

"Ozaman?"

"S-sadece bir kaç kez parmaklarımla.." dedim utanarak, Erhan sırıttı ve içime darbeler yapmaya başladı ben inlerken devam etti "ilkin benim yani"

"Ah, e-evet" dedim acı ile karışık zevk inlemeleri arasından, Erhan acımı umursamadan dahada hızlandı, herhalde biraz sadist birisiydi, ama yüzündeki ifade zevk alıyormuş gibi değildi daha farklı bir şeydi...

Sabah olunca gözlerimi Erhan'ın yanında açtım, acaba dün olanları hatırlayacakmıydı? Napacaktı? Diye düşünürken o na baktım yüz üstü yatıyordu, sırtındaki boynundan beline kadar olan kırmızı bir çizgi dikatimi çekti, o sırada erhan yavaşça gözlerini açtı ve bana baktı, şaşırmış gibi değildi..hatırlıyordu demek... "günaydın...sanırım dün bir şeyler yaşandı"

"Evet...yaşandı"

Parmağım sırtındaki kırmızı çizgiye gitti ve çizgiyi takip etti "bu ne" dedim merakla, gülümsedi "dövme"

"Bir anlamı varmı?"

"Var...ama sana sonra anlatacağım.." diyip yataktan kalktı ve ebeveyin banyosuna girdiği sırada bakışlarım tavana kaydı, dün o na bedenimi vermiştim...ama aramızdaki ilişkinin bir adı yoktu...acaba sormalımıydım?...

Bölüm sonu

2 yorum