İçeriğe geç

Kırmızı hat

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Kırmızı hat

Bölüm 8

8.Bölüm

Ne gördüm?

Bir kaç gün geçti, Sıla'nın cenazesi için bursaya gittim yine, Erhan bana bilet için para vermek istesede kabul etmedim, okadar param vardı sonuçta. Sıla'yı gömerlerken sesizce dökülüyordu göz yaşlarım, Sıla'nın ailesi ve sevgilisi Burak ağlamaktan yaş kalmamıştı daha gözlerinde, cenaze bitiğinde ben, burak, Sıla'nın annesi gül ve babası ali kalmıştı sadece mezarında, tek çocuklerıydı, burak'ın tek sevdiğiydi, benim tek dostumdu...şimdi yoktu.

Gece uçakla geri dönerken Sıla ile eski fotoraflarımıza baktım, bakarken yüzümde küçük bir gülümseme olsada içim paramparçaydı.

Uçaktan inip valizimi aldıktan sonra havalimanından çıktım Erhan hemen kapının önünde bekliyordu beni. beraber onun evine gittik, yolculuk sesizdi.

Eve geçtiğimizde yine sesizlik devam ediyordu, bana verdiği odaya geçmeden önce o na bakıp "ben yorgunum, iyi geceler" dedim, o da "iyi geceler" dedi bana, odaya geçip kafamı yastığa koyar koymaz uyudum.

Uyanmam uzun sürmedi, gece sıçrayarak uyandım nefes nefese, yanımda Erhanı gördüm "hele şükür uyandın...kabus gördün sanırım, acı acı inledin sürekli, duyup geldim" dedi gözlerindeki endişe ile, doğrulup yatak başlığına yaslanıp başımı ovaladım, o sırada Erhan bana ilgiyle baktı "ne gördün?" Bu soruyu sorduğu an hatırladım ne gördüğümü, kanlar içinde boğulup çırpınan Sıla, elimi uzatıp kurtarmak istiyorum ama hareket edemiyorum, kabus ama gerçek. birdan ağlamaya başladığım an Erhan yatağın kenarına oturup sarıldı bana, ben yine göğsünde ağlamaya başladım "...anlatmasanda olur" dedi ve bir eliyle saçlarımı okşadı, bu beni rahatlatırken farkında olmadan uykuya daldım o nun kollarında.

Uyandıgımda Erhan gitmişti ve üstümüde örtmüştü, kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve salona geçtigimde sofranın hazır ve bir de not olduğunu gördüm, notu elime aldım "umarım soğumadan uyanıp yersin, afiyet olsun" yazıyordu, gülümsedim ve sofraya oturup kahvaltımı yaptım.

Sofrayı toparlayıp kanepeye oturdum, zaman gectikçe sıkıldım. Madem o bana evini açtı bende akşam yemeği hazırlayabilirdim değilmi? Kalktım ve dolaba baktım...pek bir malzeme yoktu, sanırım uğraşmayıp hep dışardan söylüyordu, bende markete gitmeye karar verdim, son bahar aylarıydı, hava soğmaya başlamıştı, ceketimi alıp evden çıktım, marketten bir kaç şey alıp eve doğru yürümeye başladım, ara bir sokaktan geçerken kafama bir şey damladığını fark ettim, yukarı baktığımda balıkonda bağzı kesilmiş ve yarısı korkuluklarda asılı kalmış bir kadın gördüm, görüntü çok rahatsız ediciydi, çığlık attım korkuyla ve geriye doğru adım attığım anda geriye düştüm ve kafamı bir taşa vurmuştumki bayıldım.

Gözlerim yavaş yavaş açılırken başım bir adamın kucağındaydı ve beni uyandırmaya çalışıyordu, gözlerim o balıkona kaydı ama hiç bir şey yoktu, nasıl yoktu? Cesedimi kaldırdılar? Ben düşüncelerime dalmışken adam konuştu "Hande, iyimisin? Neden çığlık attın? biri sana bir şeymi yaptı?" Hande? İsmimi nerden biliyordu? Adama baktım ve tanıdım, Bora'ydı, yavaşça kafamı kucağından kaldırdım "iyi değilim sanirim..." diyerek tekrar balıkona baktım "neden seninle sürekli karşılaşıyorum?" Dedim

"O nu asıl ben sormalıyım"

"...çığlığımı duyupmu geldin?"

"evet..bu yoldan geçiyordum..evim buralarda"

Tekrar balıkona baktım, acaba yanlışmı görmüştüm? Ama imkanı yoktu, okadar kısa sürede okadar kanı temizleyemezlerdi, Bora bakışlarımı fark etti ve benim baktığım balıkona baktı, sonra tekrar bana baktı bende o na "neden çığlık attın bu arada?"

"..hiç..sanirim uykusuz kaldım oyüzden olmayan bir şey gördüm gibi oldu"

"Eminmisin?...niye baygındın?"

"Gördüğüm şeyle korktum geri adımlayıp düştüm, herhalde düşerken kafamı vurdum"

Bora sorgularcasına süzdü beni "peki tamam" dedi, yere düşen poşetleri aldım "ayrıca teşekkür ederim"

"Rica ederim" dedi doğası olan soğuk ve sert sesi ile ama bu sefer öncekinden daha kibardı sanki, yada bana öyle gelmişti "neyse ben gidiyim artık" dedim, "tamam" dedi, ben arkamı dönüp yola devam ettim, o nun da arkamdan geldiğini duyabiliyordum, neden şimdi arkamdan geliyordu? Benimi takip ediyordu?..saçmalama Hande, evi bu taraflarda dedi zaten dedim kendi kendime, binaya yaklaştım, o da arkamdaydı hâlâ, aramızda 4-5 metre gibi bir mesafe vardı, binaya girdim ve o da arkamdan bina ya girdi, dayanamayıp arkamı döndüm, elleri siyah kotunun cebinde bana baktı ve benim yanımdan geçip asansörün düğmesine bastı, o na döndüm "buradamı oturuyorsun?"

"Evet...peki sen? Seni hiç buralarda görmedim...yenimi taşındın"

"...oralar biraz karışık...arkadaşımla kalıyorum"

"..anladım"

Asansöre geldiğinde ikimizde asansöre bindik, Bora 14.kata bastığında aynı katta olduğumuzu anlayıp o na baktım, bakışımı fark etti ve bana baktı ve tek kaşını kaldırdı hemen önüme döndüm "bir sorunmu var?" Dedi "yok, dalmışım" asansör durup kapısı açılınca ikimizde yanı anda geçmek için adım attık, bunu fark edince geri adım attım o da aynısını yaptı ve bana yol verdi ve bende o na yol vermiştim, ve tekrar aynısı oldu "geç artık" dedi kaşları çatık, iç çektim "yol versen geçeceğim"

"...2 defa yol verdim sana"

"Bende verdim..geçseydin"

İç çekti "tamam geç geçeceksen"

O na bir bakış atıp geçtim o da arkamdan indi, anahtarımı çantamdan çıkartıp kapıyı açarken Bora kendi evine girmeden önce bana baktı "Erhan mı arkadaşın?"

"Evet...tanıyormusunuz"

"..hayır" diyerek evine girdi, beni şaşırtan yüzündeki ifadeydi, sinirli, sert ve karanlık, aralarında bir şeymi geçmişti acaba?

Yemek ve tatlı yaptım, sofrayı kurarken kapının sesini duydum, Erhan murfağa girdi ve biraz şaşırarak bana ve sofraya baktı "yemekmi yaptın?"

"Evet..neden şaşırdınki?..."

"Ah sadece ilk kez bu yanını görüyorum" diyerek gülümsedi ve sofraya oturdu "şefim bugün yemekte ne var?"

"Mercimek çorbası, köfteli patates yemeği, pilav ve tatlı olarakda ağlayan pasta yaptım...neyi seveceğini bilmeden yaptım ama-"

"Yok yemek seçmem merak etme...evet hade yiyelim ozaman, ama ben servis etmek istiyorum"

Beraber yemek ve tatlı yedikten sonra Erhan beraber filim izlemeyi önerdi, ben mısır patletırken Erhan netflix den filim seçiyordu, elimde bir büyük kase patlamış mısır ve 2 tane pepsi ile yanina oturdum "ee seçtinmi?"

"Yok...önerin varmı?"

"Hmm bilmemki..."

"Hm bu aralar çok ünlü bir filim var açiyimmi?"

"Olur konusu ne?"

"Polisiye..aksiyon felan"

"Tamam olur"

Beraber filimi izledik, filim bittiğinde çöpleri Erhan çöp kutusuna atarken bende boş kaseyi mutfağa getirip tezgaha koydum, içeri geçmek için kapıya döndüğümde Erhan kapıya yaslanmış bana bakıyordu, kendini ordan itip karşımda durdu, "sana neden yardım ettiğimi biliyormusun?" Çok yakındı yüzümle aynı mesafede olmak için eğildi birazcık, hem heycanlan hemde rahatsızlık hissettim "bilmiyorum...neden?" Gülümsedi ve biraz daha yaklaşıp fısıldadı "cevaba yavaş yavaş yaklaşmanı sağlayacağım...ama ilk önce bunun için bir şey yapmama izin ver" yutkundum "neye izin vermem gerek?"

"Göstermemi istermisin?"

Durdum, gözlerine baktım, izin verirsem ne olacağını az çok tahmin edebiliyordum, izin vermelimiydim? Ona karşı buna izin verecek kadar bir şey hissediyormuydum?...bilmiyorum...denemelmiydim? Ben daha ne diceğimi sorgularken o nun dudaklarini kendi dudaklarimda hissettim, hemen uzaklaştım ve tokat attım, şaşırmıştı ama bende şaşırmıştım, kendimemi onamı şaşırdım emin değildim, bir şey söylemeden yanından geçip mutfaktan çıktığım an ışığı kapalı, karanlık koridorun sonunda kanlar içinde bir beden gördüm, nefesim daraldı, yavaşça yaklaştım an Sıla oldugunu anladım, başım ağırmaya gözlerimden yaş gelmeye başlarken geri adım attım ve ağlamaya başladığım an yanıma Erhan geldi "noldu?" Parmağımı uzatıp koridorun sonunu gösterdim ağlaya ağlaya konuştum "o-orda...S-Sıla" Erhan oraya baktı sonra tekrar bana bakıp beni kendine çekip sarıldı "orda hiç bir şey yok, bak" tekrar baktım...gerçekten yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.