Geçmişte bilinmeyen bir kaç şey(Hande'nin gözünden)Telefonu elim titreyerek komidine geri bıraktım. Napmalıydım? Hani yerlerini bulamazdı. Neden herşey böyle gelişiyordu? Banyonun kapısı açılmış ve Bora odaya girmişti beline sarılı havluyla. Ben öylece yere bakarken ve titrememi durduramazken bir şey olduğunu fark etmişti. "Hande..bir sorunmu var?" "Yok, iyiyim. Sen üstünü değiştir ben kahvaltı hazırliyim." Cevabını beklemeden odadan çıktım. Mutfağa geçtiğimde elim titreye titreye su doldurmuştum, suyu içerken düşüncelerim fırtına olmuştu beynimde. Bu yeri söyleyemezdim. Söylersem Bora'nın canını bağaşlayacağını söylesede bunlar yalandı. O yalanın insan haliydi zaten. Bora hâlâ yukardayken hemen yukarı çıktım odaya girdigimde yeni giyinmişti. "Bora..banyoda tokam kaldıda verirmisin?" Dediğimde ikiletmedi, o banyoya giderken odanın kapısına gitti elim ve anahtarı alıp kapıyı üstüne kapattığımda hemen kitledim kapıyı. 2.katta oldugumuz için camdanda çıkamazdı.sesini duydum. "Burda toka yok." Sonra Adımlarının kapıya geldiğini duydum, kapıyı açmaya çalıştı ama açamadı. "Hande.." cevap vermedim. "Hande napıyorsun?..neden kitledin kapıyı?" Göz yaşlarım düşmeye başladı. "Özür dilerim.""Ne için..sevdigim hadi aç şu kapıyı, hem neden ağlıyorsun ağlama.""Abin Erhan'ın elinde, Baran abi aradı sandım açtım...bana 24 saat verdi..ya yerini söyle yada ayağıma gel dedi. Eğer sana bir şey söylemezsem senin canını bağaşlayacağını söyledi ama yalan söyledi biliyorum. Benim yüzümden abin ve ailesi ölebilir ve sanada zarar gelsin istemiyorum.."ağlarken hıçkırmaya başladım son sözcüklerde. "Hande..aç kapıyı.""Yapmam.""Sevdiğim..aç şunu aç!" "Üzgünüm..seni seviyorum." Dediğimde uzaklaşmaya başladım kapıdan ve aşağı inerken kapıya vuruşlarını ve bağrışlarını duydum. "Hande! Sakın delilik yapma! Gitme onun ayağına! Hande!" Evden çıktım ve merdivenlerden indigimde Bora ile geldigimiz tekneye bindim hemen. Bora kulanirken izlemiştim o nu ve biraz uğraşla çalıştırdım. Tam o sırada merdivenlerden inen Bora'yı gördüm ama artık çok geçti. Bir tane tekne bile yoktu orada. Tel seçenek yüzmek olurdu o nun için ama buda delilik olurdu yetişemezdi. Ada benden uzaklaşırken Bora son basamağıda atlayıp kendini denize atmıştı hiç düşünmeden. Yüzüyordu bana yetişmek için ama yetişemezdi. "Üzgünüm." Diye mırıldandım ağlamaya devam ederken. O da bir işe yaramayacağnı anlayıp yüzmeyi bırakmıştı.(Bora'nın gözünden)Yüzmeyi bıraktım o na yetişemezdim artık. "Siktir. Böyle işin.." adaya geri döndüm hemen. Eve girip üst katta kapısını kırdığım odaya girdim telefonumdan hemen abimi aradım ve açtı. "Ulan şerefsiz." Dedim Erhan olduğunu düşünerek. "Abine şerefsizmi diyon lan hayırsız.""Abi?""E başka kim olabilirdi?""Mesela Erhan olabilirdi." Sustu. Ve gergince güldüğünde hâlâ bir şeyleri anlamaya çalışıyordum. "Saçmalama.""..siz.." devamını getirmedim. Ya tehtit altında konuşuyorsa banimle diye. "Neyse boş ver." Diyip kapattım ve Osman abiyi aradım. Bir kaç saniye sonra açıldı. "Osman abi Hemen adaya gel en hızlı tekneyle her ne sikimse hemen gel.""Tamamda Bora-""Uzatma Osman abi, hızlı gel ve gelirken Hande'yi görürsen durdur o nu!" Telefonu kapatım. Telaştan ne yapacağımı bilmiyordum. Hemen çalışma odasına girdim ve çekmeceden silahımı alıp belime yerleştirdim, belgeleride aldım. Hemen aşağı indim evden çıktım ve denizin kenarında Osaman abiyi bekledim. "Böyle işin." Diye mırıldanırken yerimde sakin duramıyordum. Sevdiğim kadın o nu öldürmek isteyen manyağın ayaklarına kendi gidiyordu. Bir kaç saat sonra osman abi geldiğinde hemen bindim tekneye. Tekne hareket ederken soru yağmuruna tuttu beni. "Ne oldu Bora? Hande nerde? Neden birden gelmemi istedin? Bu Halin ne? Neden bukadar sinirlisin?""Osman abi az konuş...""Bari ne olduğunu anlat." İç çektim ve hemen hızlı bir özet geçtiğimde yorum yapmadı. "Bu siktiğimin teknesi daha hızlı gidemiyormu acaba?" Dedim sinirle. "Sakin ol, en hızlı bukadar gidiyor napabilirim.""Nasıl sakin olabilirim..abim Erhan'nın elinde nasıl olduysa artık ve belki şuan çoktan Hande'de elinde." Osman abi sustu. Sinirden yerimde duramıyordum hâlâ.(Hande'nin gözünden) Bir kaç saat sonra bir karaya varmıştım ama burası rıhtım değildi. Tekneden indim. Yerde biraz kar vardı 4 cm felan. Karda yürürken üşümeye başlamıştım. Eğer geri dönersem daha fazla kaybolacağım için burdan devam ettim ve ormanlıkdan bir türlü çıkamadım. Ama sonrasında bir ev gördüm. Hem üşüyordum hem acıkmıştım. Eve yaklaştım. Kapıyı çaldığımda kimse açmadı. Bir daha çalacakken kafamda bir şey hissettim..silah? Bir erkek sesi duydum arkamda. "Kimsin?" Ellerimi habaya kaldırdım korkuyla. "Lütfen, benim amacım kötü değildi, üzgünüm.""Kimsin dedim..""B-ben kayboldum...""İnanayımmı sana şimdi sorgulamadan..kırmızı hat'dan birimisin? Kimsin?" Tesadüfünde böylesi. "Hayır..ben sadece masum bir insanım..evet onlarla alakam var ama sadece kurbanları olarak..""Tesadüfe bak...ama daha çok şüpelenmemi sağlıyorsun..ismini söyle." Ellerim titriyordu, vurmazdı beni değilmi?gerçi Erhan'ın ayaklarına gidiyordum zaten. "H-Hande..Hande yılmaz." Durdu. "Dön..sakın yanlış bir Hareket yapma." Yutkundum ve yavaşça adama döndüm. Kırklı yaşlarındaki uzun yapılı adam yüzüme baktığında sert olan yüzü yumuşadı. "Benziyorsun.." diye mırıldandı. "K-kime?" Silahı beline geri koydu ve yüzüme bakmaya devam etti. "Gel." Dedi ve kapıyı açtı. Peki ben bu adama güvenebilirmiydim? İçeri girdim. Eski bir evdi. Kapıyı arkamdan kapatıp koridordan ilerlediğinde o nu takip ettim. "Şey..isminiz ne?" "..ismim yok..nasıl hitap etmek istiyorsan öyle et." Nasıl ismi yokdu? Kırmızı hat'la ne alakası vardıki? Salona girdiğimizde soba yanıyordu. "Otur sobanın yanında ısın..sana yemek getireceğim.""Teşekkür ederim." "Rica ederim." Diyip salondan çıkarken sobanın yanındaki eskemiye oturdum. Etrafı inceledim. Hep eski tarz şeyler vardı. Televizyon bile yoktu. Eski bir radyo vardı o nun yerine. Adam elinde tepsiyle geri döndü. Önüme sehpa koyup tespiyi üserine koydu. Sıcak bir çorba, ekmek ve su vardı. "Şimdilik bunla idare et..misafirim olacağını bilemediğim için..""Sorun değil teşekkürler...bu arada istanbulayız hâlâ dimi?" "Evet.."Ben yerken adam kanepeye oturdu ve beni inceledi sanki bir şeyi çözmeye çalışır gibi. "Annen ile baban nerde?""Şey..ben onları hiç tanımadım..." birisinin ölüsünü gördüm, diğerinin ölüşünü duydum. "..yetimhanede büyüdüm..bu arada sizin kırmızı hat ile bağlantınız ne?""..onlarla uğraştım..ve artık tek başıma burdayım..kaçıyorum, saklanıyorum...ya sen?" "Ben..bir şey yapmadım..ama-""Hayatın annen ve baban yüzünden mahvoldu.." ortam sesizleşti. O da bunu ağzından kaçırmıştı beliki ama bozmadı. "Annene çok benziyorsun..""...siz kimsiniz?" Yemeğim çoktan bitmişti. Adam ceketinin göğüs tarafındaki cebinden bir fotoraf çıkardı ve kalkıp bana uzattı, fotorafı aldım ve baktı. Bir kadın vardı. Bana benziyordu ama daha hayat dolu gözüküyordu, elinde papatyalarla kameraya öyle bir gülümseyerek bakıyorduki. "Bu kim?" Dedim anlamaya çalışarak. "Annen..fotorafı çeken bendim." Dedi eli bir an bana uzandı ama vazgeçti ve salondan çıktı. Bu adam kimdi gerçekten? Fotorafa baktım..gerçekten annemiydi? Bukadar benzerliğin başka açıklaması yoktu. Gözlerim doldu.Salonda oturmaya devam ederken Adam yanıma geldi. "Burda kal." Dediğinde ayaklandım. "Kalamam..benim yüzümden sevdiklerimi öldürürler." "..sana bir şey diyimmi..onlar seni istiyor ya şuan sadece, ve yerini öğrenmek icin sadece onları kullanır.""Ama kalamam..bu dediginin garantisi yok." Adam durdu ve derin bir nefes aldı. "Tamam bana zaman ver..sana yardım edecegim..o süre boyuncada burada kal..""Ama..""Lütfen.."3 hafta orada kaldım. Gitmeme izin vermedi, gitmem gerektiğini söyledim, anlattım ama "seni bulamadıkları için onlara zarar vermezler. Burda durursan hepiniz güvende olursunuz." dedi ilk dediği gibi. Kaldığım zaman boyunca pek benimle konuşmamıştı adam. Her gece aklımdan Bora çıkmadı. Ne haldeydi acaba? Ya Asel abla, Baran abi ve Mert..umarım benim yüzümden bir şey olmazdı onlara. Sabah kalktığımda adam evde yoktu..araştırsamıydım evi? Belki bir şeyler öğrenirdim. Evi karıştırmaya başladım çok dağıtmadan. En son bir odanın komidinin çekmecesinde kağıtlar buldum. Aldım Merak edip ve okumaya başladım içimden. 'Sevgilim, seni çok özledim. Sende beni özledinmi? Sana yaklaşabilmek için kuzenine yaklaştım. Ama sen benden uzaklaşıyorsun. Belki mektuplarımı bile okumuyorsun. Beni sevdiginide biliyorum neden bu eziyeti çektiriyorsun bize? Eğer Hâlâ gelmiyorsan yanıma kuzeninle evlenirim ve sonsuza kadar uzaklaşamazsın benden. Seni görmek bile yeter bana. En azından bu şekilde uzaklaşamazdın benden. Seni seviyorum.' Anlamaya çalışarak diğer kağdı okumaya başladım. 'Şimdi anlıyorum neden benden uzaklaştığını, kırmızı hat yüzünden değilmi? Neden hiç anlatmadın bana? Sadece beni korumak istemişsin meğersem. Ama şuan Anıl ile evliyim görüyorsun ya. Biliyorum uzaktanda izliyorsun beni hep. Hep uzaktan izlemekle olurmu ama? Korkma çünkü ben kokmuyorum. Seni istiyorum sevdiğim.'Hâlâ anlayamıyordum ve devam ettim.'Nasılsın sevgilim? Bugün bana öyle bir bakıyordunki fark etmemek elde değildi. Anıl'dan nefret ediyorum. Bana o iğrenç sesi ile Hande demesi bile çok iğrenç. Eğer çoktan kaçmasaydın benden onla değilde senle evli olacaktım ve mutlu olacaktık. Ama sen sırf beni korumak için uzaklaştırdın kendinden. Ben istemedimki beni korumanı.' Hande? Benim ismim? Anıl? Bir şeyleri anlayamıyordum hâlâ. 'Dün geceden beri soğuk davranıyorsun bana, niye üzüyorsun beni? Halbuki dün gece tam tesiydi. Bir hatamıydı bu beraberlik senin için? Anıl'danmı korkuyorsun yoksa? Ben korkmuyorum. Ama sen şuan beni çok üzüyorsun. Yapma bunu bana..' başka kağıda geçtim. Bu kağıtta bide ultrasyon resmi vardı.'Bak bebeğimiz olacak. Ki zaten biliyorsun kuzenin sana söylemiştir. Ama ondan değil bu bebek senden, bunu biliyorum yani lütfen kendi bebeğini başkasından sanma, seni seviyorum.' Ultrasyon fotorafına baktım. Bu bebek kimdi? Bu mektupları yazan kadın kimdi peki? Hemen baska mektuba geçtim. 'Bebeğimiz doğdu ve ismini İdil koydum, sen eğer bir gün kızım olursa İdil koyacağını söylemiştin, kızın oldu. Ama sen yoksun. Nerdesin? Birden ortadan kayboldun ama her zamanki kaldığın yere gönderiyorum mektubu. Umarım iyisindir ve sana ulaşmıştır yazdıklarım. Biliyormusun bebeğimiz tamamen bana benziyor. Sana benzeyen bir parçası bile yok. Keşke sana benzeseydi en azından o na baktıkça seni hatırlardım. Seni seviyorum.' Anlam veremiyordum hâlâ. Mektuplar bukadardı. Merakıma yenik düşüp bir şeyler aramaya devam ettim ve bir de kutu buldum. Hemen açtım kutuyu ve içinde bir sürü fotoraf vardı. Birinde bana verdiği fotorafta annem olduğunu söylediği kadın vardı. Bazı fotoraflarda bir bebek..ve benim çocukluğum..benim yetimhanedeyken uzaktan çekilmiş fotoraflarım..bebektemi bendim yoksa? Benim fotoraflarımın ne işi vardı? fotoraflara bakmaya devam ettim. Bir fotorafın arkasında 2 isim yazıyordu. 'Hande yılmaz ve Asaf yılmaz' o fotoraftada annem, yani annem olduğunu söylediği kadın ve o adam vardı. Eğer Hande benim annemse ozaman bu adam kimdi. babam ölmüştü değilmi? Evet Erhan öyle anlattı bana. Kafam karışmıştı. Tam o sırada odaya o adam girdi. Yatağın üstündeki fotorafları ve kağatları görünce anladı. "Hepsine baktın sanırım.""Sen kimsin?" Sustu. "Kimsin?!" Neyin içine düşmüştüm ben? Adam hüzün ve özlemle bakıyordu suratıma. "Ben kimliksiz biriyim artık..önceden Asaf yılmaz'dım" dondum kaldım. İnanamadım. "Yani dünyada minyonlarca Asaf yılmaz var." Diye mırıldandım. "Ama ben o Asaf yılmaz'dım..yani senin baban.""Yalan söylüyorsun..benim babam yokki." Yutkundu. Ağır geldi dediklerim. "Benim babam öldü.""Ölmedi..o Asaf yılmaz benim kimliğimi almış birisiydi sadece." Ayağa kalktım. "Eger gerçekten doğruysa bunlar..neden hiç aramadın beni?..boş ver yalan bunlar zaten.""Hande..gerçek bunlar.""Benim adım İdil'de değilki hem, mektuptaki kızının adı İdil.""Evet bebekken adın İdil'di, Anıl seni yetimhaneye biraktığında üstünde bir notla annenin ismini versinler diye sana Hande yılmaz yazmış..gördüm..""Gördünmü? Neden almadın beni ordan ozaman?""Yapamadım..""Yalan bunlar..benim bir babam yok...hem bukadar tesadüf olamaz..hepsi yalan.." "Evet haklısın bukadar tesadüf süpelendirici...ama gerçekten doğru bunlar...gitmene izin vermedim çünkü Seni korumak istedim. Kızımı korumak-""Bu zamana kadar nerdeydin ozaman?! Ben gidiyorum beni daha fazla tutma..sen benim hiç bir şeyim değilsin." Önümü kesti. "Gidemezsin, öldürürler seni!""Sevdiklerim tehlikede...kesin kalmam içinde yalan söyledin bana.""Evet söyledim ama gidemezsin..""Kimsinki sen! Ne hakla karısıyorsun hayatıma?! Babamısın sen..bana napacaklarını bildiğin halde burada saklandın..korkak bie adamsın sen..""Özür dilerim! Lütfen sende gitme..bir Handem gitti bir tanesi daha gitmesin..""Sen iki Hande'yide kaçtığın zaman kaybettin..""Lütfen benide anla..kuzenimle evlendiğinde daha o na göz dikemezdim.""Umut vermişsin yine o na ama..hamile bırakıpta kaçmışsın!""Öyle değil!..öyle değil..kaçmadım..babam öğrendiğinde beni Anıl'dan korumak için evin bodrumuna hapsetti. Seni yetimhaneye bıraktıgını gördüm derken fotoraflardan gördüm sadece..seni hep fotoraflardan gördüm..ben hapis hayatı yaşadım hep..çıkıp sizi korumak istedim çıkamadım..ne haldeydiniz bunları sadece fotoraflardan görüyordum..kimliğimi başkasına verdi babam..bana benzeyen birini seçtiler ve estetikle dahada benzettiler..sonunda kaçtığımda sen çok büyümüştün..kendi ayakların üstünde durabiliyordun...bununla okadar gurur duydumki...hayatına şimdi girip mahvetmek istemedim seni..mutlu degildin görüyordum..ama yinede iyi haldeydin..bu bana yeterdi." Sesizlik çöktü odaya..bir anda bulanan midemle elim ağzıma gitti ve tuvalete koştum. Kustum. Soğuktan hastamı olmuştum? Yoksa sitrestenmiydi bunlar?
Bölüm 27
26.Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.