İçeriğe geç

Kırmızı hat

Bölüm 26 · 6 dk okuma

Kırmızı hat

Bölüm 26

25.Bölüm

Saf insanlar ve kirli zihinler Evet diyeceğimi bilmesine rağmen öyle bir tepki vermişti ki. Bir eli belime gitti diğer eli yüzüme çıktı ve dudaklarıma yapıştı. Dudaklarını hareket ettirdiginde bende o na karşılık verdim. Dudaklarımdan uzaklaştı. "Seni çok seviyorum." Diye fısıldadı. "Bende seni çok seviyorum." Dediğimde gülümsedi. Uzaklaştı. Ne yani bukadarmıydı? "Hadi oturalım ve yemeğimizde devam edelim." Dediğinde somurttum. "Bukadarmıydı yani?" Diye mırıldandığımda sırıttı. "Eğer durmazsak duramam." "Dur diyen yok ki." Derin bir nefes aldı. "Çok kaşınıyorsun var ya." "Neyse boş ver." Dediğimde sofraya geri döndük ve yemek yedikten sonra sofrayı topladık beraber. Içeri girdik. Salonda oturup filim açtık. Sesizce filimide izledik yan yana. Saat geç olmuştu. "Uyusakmi artık." Dedim. "Tamam uyuyalım." Dediğinde kalktık ve yukarı çıktık. "Ben çıkiyim sen üstünü değiş." O odadan çıktığında elbisenin fermuarını açmaya çalıştım ama açamadım. Bir süre sonra kapı çaldı. "Gel." Dediğimde Bora üstünü değişmiş bir şekilde girmişti içeri, gri eşofman ve beyaz bir tişört giymişti "Bora." "Ne oldu? Neden hâlâ değişmedin üstünü?" "Fermuarımı açamıyorum." Derin bir nefes alıp yaklaştı ve arkama geçti. Eli fermuara giderken tenime deydi ve derin bir nefes almama neden oldu. Fermuarı zorladı biraz ve açtı en sonunda. Sonuna kadar açtı ve gitmedi, bende uzaklaşmadım. Parmakları boynuma değdiğinde yutkundum ve derin derin nefesler almaya başladım. Boynumdan aşağı kaydı parmakları sırtımdan belime kadar, sonra tekrar yukarı çıktı. Gözlerini yumdu ve elini çekip uzaklaştı. Bu gösteripte vermemek değilde neydi. Dokunup çıldırtıyor sonra uzaklaşıyor. O na döndüğümda yatağa uzandı bir süre bana baktı. "Sen giyin bakmayacağım." Diyip gözlerini kapatığında somurttum. Her şeyi merak ettiğim gibi onunla olmayıda merak ediyorum. O nu arzuluyordum hem artık sevgilimdide. Utanacak bir şey yoktu sonuçta. O da istiyordu ama sanırım beni korkutur diye korkuyordu. O nun gözleri kapalıyken elbiseyi çıkardım üstümden. Siyah iç çamaşırlarımla duruyordum sadece. Yatağa yaklaştım. Sahiden bakmıyordu bana. Yorganı kaldırıp yanına uzandım ve iyice yaklaştığımda elini tuttup ve belime koyduğumda anlamıştı yanına nasıl uzandığımı, gözlerini açıp yutkundu. "Lütfen korkma artık bana dokunurken." Dediğimde belimdeki eli sıkılaştı. "Uyu Hande." Gözlerini tekrar yumduğunda kaşlarım çatıldı ve onu sırt üstü yatırırken kucağına çıktığımda gözlerini tekrar açtı, nefesleri derindi. Kalçamda sertliğini hissetiğimde yutkundum. "Sertsin." "..sakinleşmemede izin vermiyorsunki." Dedi dahada derin bir nefes alırken. Kalçamı o na sürtüğümde gözlerini yumdu. "Hande." "Ne Hande? Durmu diyeceksin bana? Durmuyorum. Hem ben böyle biride değildimki, seni okadar arzuluyorumki bak şuan ne yapıyorum. Bu asla benim yapacağım bir şey değil ama yapıyorum, çünkü seni hem çok seviyor ve bir okadarda arzuluyorum, durduramıyorum napabilirim-" daha fazla dayanamadı ve beni altına aldı. Dudakları dudaklarımı öptü. "İyi, peki istediğin olsun ki zaten bende seni istiyorum senin beni istediğin gibi sevgilim." Dediğinde derin bir nefes aldım. Öpücükleri Boynuma ve daha sonra göğüslerimin üserine kondu. Bir adamın dudakları bukadar yakıcı olabilirmiydi? Elim tişörtüne gitti ve yukarı doğru çekip çıkardığımda bakışları gözlerimdeydi. "Biraz doğrulurmusun?" Dediğinde doğruldum ve eli sırtıma gidip südyenimin düğmesini çözdü ve yere attı. Derin bir nefes alırken tekrar uzanmam için hafifce iti beni. O nun dudakları göğüslerime yaklaşırken yutkundum. Öptü ve sonra emdiğinde inlememek için tuttum kendimi. Dudakları daha aşağı gitti üstümde kalan tek parçayı da çıkardı ve bacaklarımın arasına eğildiginde nerdeyse nefesim kesiliyordu. Bakışları bendeyken bacaklarımı omuzlarına koydu. Daha çok eğildi ve tüm vicudumu titreten bir öpücük bıraktı. Ilk başta sadece öpüyordu, sonrasında dilini hissetiğimde daha fazla tutamadım inlememi. Bu hoşuna gitmişti ki baskıyı artırdı. O devam ederken inlememle kafam geriye düştü. Durup tekrar yüzüme çıktığında nefes nefeseydim. Dudaklarım eğildi ve öptüğünde karşılık verdim. İki parmağı içime girdiğinde dudaklarına inledim, parmakları çıkıp girerken dudaklarini hiç ayırmadı dudaklarımdan. Daha sonra parmaklarını çıkardı ve altında kalan eşofmanı ve çamaşırını çıkartıp tamamen çıplak kaldı. Yavaşça içime girerken boynuna sarılıyordum. "Acıyormu?" Diye fısıldadı kulağıma. "Hayır acımıyor." İlk yavaş hareketlerle başlasada sonradan hızlandı. İnlemelerim odayı doldururken bu Bora'nın çok hoşuna gidiyordu. Bu sadece bir sex değildi, ikimizin bedenlerinin birleşimi, kalplerimizin beraber atışı, nefeslerimizin birbirine karışması. Bu iki aşığın arzularıydı. Sabah o nun çıplak göğsünde uyandım. O benden önce uyanmış ve öylece bana bakıyordu, bir yandanda saçımı okşuyoru. "Günaydın sevgilim." Dediğinde gülümsedim. "Günaydın." Dedim bende uykulu uykulu. Anıma bir öpücük kondurdu. "Yorgunmusun?" "İyiyim." "Tamam..beraber duş almak istermisin?" "Gerek yok bence." Gülümsedi ve dudağımdan öptü birde. "Tamam ilk sen duş al ozaman." "Tamam." Diyip kalkmadan yanağından öptüm. Kalkıp hızlı bir duş aldıktan sonra bornoz giyip odaya geri döndüm. Ben giyinirken Bora girmişti duşa. Saçımı havlu ile kurularken Bora'nın telefonu çaldı. Kim diye baktığımda Abim adlı numarayı gördüm. Bora duştaydı ve önemli bir şey olabilir diye ben açtım. "Alo Baran abi. Bir şeymi oldu?" "Oo uzun zaman oldu Hande." Erhan'ın sesi kulaklarıma ulaştığında öylece donup kaldım. "Özledinmi beni?" Kalbim korkuyla hızlanırken öylece kalakaldım. "Beni duyduğunu biliyorum Hande. Peki duymamazlıktan gel bakalım bende bu kişilere işkencelerime başlarım. Kimler diyecek olursan sanırım Baran abi dediğin kişi ve bir kızıl güzeli..hmm bir de küçük bir çocuk." "Yapma!" Kıkırdadı. "Aa demek konuşabiliyormuşsun, ne güzell." "Ne istiyorsun? İntikammı? Sadece benden istemiyormusun? Masum insanları bırak." "Hmm ama sanırım sana yardım etmişler değilmi? Ozaman masum değiller. Bir günahkara yardım edilmemeli." Elim titriyordu. "Ne istiyorsun?" Diye sordum bir daha. "Basit..yerini söyle ve masum dediklerinin canını kurtar." Napacağmı bilemedim, cevap veremedim. "Susma hakınımı kullanıyorsun? Ama ben sana susma hakkı vermedim." "Çok zekisin ya bulsana yerimizi bana sormak yerine." Okadar çok telaş yapmiştimki şuan zangır zangır titriyordum korkudan. "Emin ol siz iki aşıktan daha zekiyim. Duygular zayıflatır insanı handecim..bak Bora seni sevmeseydi o gün seni kaçırmayacak ve bize düşman olmayacaktı.." "Cehennemin dibine kadar yolun var." "Tabii, biliyorum sonuçta o yolu ben inşa ettim, senide beklerim..yada sen beni beklersin artık..şimdi kapatıyorum ve sana 24 saat süre veriyorum..Eğer Bora'ya bundan bahsetmezsen o nun canını bağaşlarım, sende gelebilirsin ayağıma hiç fark etmez seçim senin. bu iyiliğimide unutma Handecim." Telefon kapandığında öylece korkuyla yere kaydı gözlerim. Nefes almak zor geliyordu sanki. ... (Yazarın anlatımıyla) Erhan telefonu kapattı arabasında oturuyordu. Telefonu yanında oturan Baran'a geri verdi. "Yerlerini söyledim neden soruyorsunki Hande'ye de?" "Söyledin ama sana güvenemem tamamen, sonuçta sende kardeşini korumak için itat ediyorsun bana. Hem sormamın diğer sebebi ise kendini suçlu bulması ve korkması için...sonuç olarak daha çok mahvolacak ölmeden önce." "Her neyse...oraya ulaştığında Bora'ya dokunmayacaksın. Hande'ye ne istersen yap." "Sözüm söz. Ama eğer bana bir yalan dahi söylediysen hem kardeşini hem çocuğunu hem karını mahvederim..Aslında karın güzel belki o nu öldürmem yanımda tutarım ve-" sözünü kesen şey Baran'ın yakasına yapışmasıydı, sinirden damarları nerdeyse belli oluyordu. Bu sırada Erhan sakince Baran'a bakıyordu. "Sakın devamını getireyim bile deme, hayatını sikerim." "Elini çek yoksa ben sana nasıl hayat sikilir gösteririm." Baran sakin kalmalıydı, ani tepkiler verirse olay kötü gelişirdi. Elini çekti. "Bora'ya anlatırsa herşeyi? Ve Bora Asel'i felan ararsa..ozaman anlayacaktır." "Anlatmaz. Korumaya çalışacaktır o nu." "Umarım öyle olur." Arabadan indi hemen. Adımları sert şekilde ilerlerken Erhan gözünü telefonuna çevirdi ve canlı kameralardan Hande'yi izlerken sırıttı. "Bakalım şimdi neler olacak Handecim." Bu sırada dışarıda kar yağmaya başlamıştı yeni yeni.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.