İçeriğe geç

Kırmızı hat

Bölüm 19 · 6 dk okuma

Kırmızı hat

Bölüm 19

18.Bölüm

Anlaşılmayan hisler

(Hande'nin gözünden) Yürümeye devam ettik, ve hâlâ eli elimi tutuyordu. nerdeyse yarım saattir yürüyorduk ormanlık yerde. "Nereye gittiğimizi biliyorsun değilmi?" "Biliyorum" dedi yürümeye devam ederken. "Ozaman nereye gidiyoruz? "Bilmem" dedi bu seferde, kaşlarımı çattım. "Hem biliyorsun hemde bilmiyorsun yani..o nasıl oluyormuş?" Bir anlığına bana baktı sonrada hafifçe sırıttı yola bakmaya devam ederken. "Merak etme az kaldı..arabayı sürerken şuan gitiğimiz yere sürüyordum, oyüzden uzak değil" daha fazla bir şey demedim, gözlerim elimi tutan eline kaydı, bu beni bir yandan heycanladırıp bir yandan da sakinleştiriyordu. Aptal birisi değildim, belkide Bora'dan hoşlanıyordum, ama sorsan Erhan'dan da hoşlanıyordum..yani beni manüpüle etti..ama Bora'nın manüpüle ettiğini sanmıyorum.. of hiç bir şey bilmiyorum, aptalmıyım gerçekten? "Ne düşünüyorsun?" Bora'nın sesiyle gözlerim tekrar Bora'ya kaydı. "Hiç" dedim önüme çevirirken bakışlarımı. Biraz daha yürüdükten sonra dalga sesleri duyulmaya başladı ve görüşümüze bir rıhtım belirdi. "Böyle bir yerde rıhtımmı? Neden buraya geldik" Bora derin bir nefes verdi. "Biliyorum çok soruların var kafanda, çok merak ediyorsun biliyorum, bana belkide güvenmiyorsun bunu da biliyorum ama senin asla bir daha tehlikeye girmene izin vermiyeceğim bunu bil..adaya gidiyoruz..bu cevap şimdilik sana yetsin tamammı?" Bir şey demedim ve rıhtıma ulaştığımız tam o sırada bir tekneden bir adam çıktı silah doğrultu. "Hey sakin ol be abi, benim ben Bora" adam silahı indirdi. "Lan oğlum insan bir haber verir, ya sıksaydım kafana. Karanlıkta belide olmuyor yüzün" adam gözlerini bana çevirdi ve sonrada tutuşan ellerimize ve tekrar Bora'ya bakarken gemiden tamamen inip bize yaklaştı ve önümüzde durdu. "Vay be gelinmi getirdin bana" sözüne şaşırdım elimi Bora'nın elinden çektiğimde itiraz etmedi. Bora derin bir nefes verdi. "Hande, bu Osman abi. Babamın arkadaşı, babam gibidir kendisi..Osman abi bu da Hande..Hande yılmaz" Osman şaşırdı sonra bana baktı yumuşayan yüzüyle gülümsedi, 40 lı yaşlarındaydı, sakalları, bıyıkları ve saçları kahverengiydi ama beyazlamaya başlamıştı. "Sende beni bir abi gibi gör kızım olurmu.." dudaklarımda hafif bir gülümseme oldu "teşekkür ederim" "Neyse hadi adaya geçecegiz..anahtarı verirmisin abi" Osman abi cebinden çıkardığı anahtarı Bora'ya verdi, Bora ile beraber küçük bir tekneye binerken Osman abi arkadan seslendi. "Hande, kızım kendine iyi bak.." gülümsedim. "Sağol..sende kendine iyi bak Osman abi" o da bana gülümsediğinde yanımdaki Bora konuştu "kıskanıyorum yanlız" gülüşümü bastırdım. Bora yanımdan uzaklaştı ve teknenin motorunu çalıştırırken bende yanında durmak istedim ve yanına gittim. Motoru çalıştırdı ve denize doğru açıldı. Sıkılınca sohbet açmak istedim "beni nereden tanıyor Osman abi?" "Hemende yakınlaşmışsın.." "Napsaydım terslesemiydim adamı?" Bir an bana baktı ve güldü, tekrar önüne döndü. "Şaka yapıyorum..ve soruna dönersek..evet seni tanıyor ve her şeyi biliyor" sustum ve geriye baktım, rıhtımdan uzaklaşmıştık. "Tekne kullanmayı da biliyorsun demek" "Hı hım" "Ne adasıymış gideceğimiz ada?" "Normal ada" "Neden oraya gidiyoruz?" "Çünkü şuan en güvenli yer orası..eminim bu yaptığım şeyi affetmezler" yüzüne baktım, hem gözleri hem düşünceleri uzaklara dalmış gibiydi, bende denizi seyrettim. "Denizi severmisin?" "Severim" "Burçlara inanırmısın?" "Pek dikkatimi çekmiyor" "Benimde..biraz boş konuştum değilmi?" Güldü. "Buna ihtiyacın var..konuş oyüzden" evet ihtiyacım vardı. "Bu arada yaşın kaç..hiç tanımıyoruz birbirimizi..tanışalım biraz daha diye sormak istedim" "27" "Hmm..peki ya doğum günün nezaman?" "28 ağustos" "Hmm yani burcun başak" "..ne güzel ilgini çekmiyormuş seninde burclar" gülüşümü bastırdım. "Benimkide 1 aralık yani yay burcu oluyorum.." "Biliyorum...ee burçlarla ilgilenmeyen Hande hanım burçlarımız uyumlumu?" "Uyumlu" dedim gülümserken. "İyi bari" "Niye sordun ki?" "Merak ettim" "Niye merak ettin" "Çok soru soruyorsun" "Sende yanlış anlaşılacak sorular soruyorsun" "İstediğin gibi anlayabilirsin" sustum, bundan sonra yolculukta sesiz geçti. 1 saat sonra felan bir adaya vardık, tekneden indik. Ada küçüklü ama bir ev vardı, merdivenlerden çıktık ve evin bahçesine ulaştık. "Amma da yüksekmiş" diye mırıldandım, Bora tekrar elimi tuttu, itiraz etmedim, bu sefer evin kapısına çıkan bir kaç basamağı çıktık. Zile bastı Bora ve kapıyı bir kadın açtı, bu kadın kimdi? Sevgilisi felanmı? Benim yaşlarımda belkide biraz daha küçüktü, saçları kızıl ve kısa, gözleride yeşildi..kimdi şimdi bu kadın? Aman bana ne. "Bora.." dedi kadın, biraz şaşkındı "uzun zaman oldu" beliki özlemişti..aman bananeydi. "Evet yenge uzun zaman oldu. Yenge..yengesiymiş..fark etmeden çatığım kaşlarım düzelirken rahatlıkla derin bir nefes vermiştimki Bora'nın bana yandan yandan bakmasını fark edince utanmıştım. Ben neden rahatlıkla nefes vermiştimki hem!? Fark etmişmiydi? Yengesi gözlerini bana çevirdi. "Bu güzel kız kim? Evlendinmi yoksa sonunda" gözleri tutuşan ellerimize kaydı, ama süreklide böyle olmazdı ki. Elimi yine çektim. "Hande...Hande yılmaz" ve Osman abide olduğu gibi kadın bana bu sefer yumuşak bir gülümsemeyle baktı. "İçeri gelin lütfen" içeri geçtik. Villa gibiydi ama küçük bir villa. "Abim nerde?" "Uyuyor" "Anladım...yenge sen Hande'ye boş odayı hazırla ben koltukta uyurum" "Tamam yengem..o sırada siz bir şeyler atıştırın isterseniz" kadın üst kata çıkarken bende Bora'yı takip ettim, mutfağa girdiğimizde, dolaba baktı. "Ne yersin?" "Fark etmez" dedim. "Sucuklu yumurta?" "Olur...yardım ediyim" "Otur Hande" "Ama yardım ediyim işte nolacak" "Otur sen" Israr etmeme izin vermedi, sandalyeyi çekip oturdum, sucuğu doğrarken konuştum. "Abin olduğunu bilmiyordum" "Kimse bilmiyor..eğer bir kişi bile bilirse Erhan abime ve ailesine...yani demek istediğim babama yaptıklarını abimede yapar" "Erhan...ölmedimi..artık bilseler bile bir şey olurmu ki?" "Bilmiyorum..onu vurdum evet ama..ölmemişde olabilir..işimizi şansa bırakamayız" "...anladım. peki onlar hep buradamı kalıyor?" "Sürekli değil...bazen şehire geri dönüyorlar ama güvenlikleri için burda kalmalarını istiyorum" "Soy isimleriniz aynı değilmi? Anlaşılmazmı yani? İstese bulamazmi?" "Hayır bulamaz...biz farklı babalardan kardeşiz..yani soy isimlerimiz aynı değil" "Anladım.." Sucuklu yumurtayı yaptı ve beraber yedik. Bora odaya kadar bana eşlik etti, ben odaya girip kapıyı kapatana kadar kapının önünde durdu "iyi geceler" dedim. "İyi geceler Hande" dediğinde kapıyı kapattım. Yatağın üstünde gri bir eşofman ile siyah bir sweat vardı, onları giydim, kadın bırakmıştı anlaşılan, diğer eşaları bir köşeye koyup yorganın içine girdim ve düşüncelerimle beraber uykuya daldım. ... Uykumdan uyandığımda komidinin üstündeki saatte baktım saat 12:46 ydı..hemen kalktıktım. Aslında çok uyumamıştım dün çok geç yatmıştık oyüzden, oda da ebeveyin banyosuda vardı, banyoya girdim elimi yüzümü yıkadım saçımı düzeltim ve oda dan çıktım. Biraz çekinerek aşağı indim. içerden gülüşme sesleri geliyordu, yavaşça seslerin olduğu yere gittim ve salona girdim. Salonda Bora ve bir erkek çocuk vardı, Bora çocuğu sırtına alıp koltuğa attı, oyun oynuyorlardı. Bora çocuğu gıdıklamaya başlarken çocuk kahkağa atıyordu.. bu görüntü beni gülümsetti. Burda olduğumu belli etmem lazımdı. "Bora" dediğimde ikisini de bakışları bana döndü. "Hande..günaydın" "Daha doğrusu tünaydın bence" hafifçe güldü. "Doğru tünaydın" ilerledim ve koltuğa oturdum. "Bu abla kim Bora amca" "O abla...bir arkadaşım..ismi Hande..Hande bu da yiğenim Mert" "Hm memnun oldum ozaman Mert" "Bende memnun oldum Hande" "Hande abla demek istedin sanırım" dedi Bora Mert'e. Gülümsedim. "Özür dilerim..Hande abla demek istemiştim" dedi Mert bana bakarken. "Sorun değil" dedim gülümseyerek. "Kaç yaşındasın sen?" "6 yaşındayım" "Amma da büyükmüşsün" "Evet büyüğüm..ama ailem beni hâlâ bebek gibi görüyor" güldüm hafifçe. Gözlerim Bora'ya kaydı. Gülüşüme baktığını fark ettim. Gülüşüm solarken bakışlarımı kaçırdım.. bu neydi şimdi, kalbim hızlanmıştı, hoşlanıyormuydum ondan? İçeri Mert'in annesi girdi ellerinde tapaklarla. Ayağa kalktım "yardım ediyim" "Yok yok otur sen" tabakları masaya koydu, yardım etme desede onunla beraber mutfağa girdim ve hazırladığı tabaklardan aldım. "Ya ben yapardım" "Olsun yardım ediyim işte" beraber sofrayı kurduk. Herkes sofraya otururken bir adam girdi içeri ve o da oturdu, tahminimce abisiydi. Bana bakıp gülümsedi. "Hoş gelmişsin evimize Hande" "Hoş buldum" "Ben Baran. Bora'nın abisiyim..sende bana abi diyebilirsin yani çekinme" "Memnun oldum Baran abi" "Bende memnun oldum Hande" "Bu arada bende Asel..kusura bakma tanıtamadım kendimi, aklıma gelmedi" dedi Bora'nın yengesi. "Sorun değil memnun oldum Asel abla" "Ya bu kız çok tatlı" Asel'in cümlesiyle biraz utanarak gülümsedim. "Dimi anne çokta güzel bir abla" dedi Mert. Mert'e gülümsedim. "Sende çok yakışıklısın" dediğimde o da gülümsedi kocaman. Babası saçını karıştırdı "eşek sıpası, çapkın seni" Asel eşine ve çocuğuna bakarak gülerken gözüm Bora'ya kaydı, dalmış bir şekilde bana bakıyordu, bende o na baktım. Neydi bu bakışma şimdi? Neydi içimdeki bu his? Aptalmıydım da anlayamıyordum bunları?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.