İzlemeye devam et
(Yazarın anlatımıyla) Sene 1996, küçük 5 yaşındaki Erhan Yılmaz odasında oyuncakları ile oynarken annesi de yanı başında onunla oynuyormuş, içerden bir anda bağrış çağrış yükselmiş, annesi derin bir nefes alıp oğlunun saçını okşamış "sen burda bekle tamamı canım oğlum" demiş ve yanağınada bir öpücük bırakıp odadan çıkmış kapıyıda kitlemiş. Erhan nolacağını biliyormuş ve yine annesinin çığlıklarını duymuş, korkup dolaba saklanmış, sıra o na da gelecekmiş. Bir kaç dakika sonra babası bağrarak kapıyı tekmelemiş "lan orospu çocuğu, aç lan şu kapıyı! Annen orda ağlarken yakışıyormu lan sana!" Babası her sarhoş geldiğinde bu oluyormuş, sarhoş olmadığında da çok iyi bir baba değilmiş zaten. Sonrada annenin bağrışı duyulmuş "o daha çocuk ne biçim şeyler diyorsun!" Sonra bir tokat sesi "sus bana cevap verme! Madem oğlunu bukadar düşünüyordun da niye böyle terbiyesiz yetiştirdin!" "Ya o daha 5 yaşında! Sen babalığına bak önce!" Ve bir sesizlik ve yine annesinin çığlıkları. çığlıklar yavaşça uzaklaşırken, Erhan dolapta ağlıyormuş.. Ertesi gün odanın kapısını annesi açıp girdiğinde oğlunu görememiş "Erhan" demiş ilk korkuyla, sonra aklına gelmiş en sevdiği saklanma yeri, açmış dolabı ve orda uyuyor hâlde görmüş oğlunu, ağlamaya başlamış oracıkta, oğlunu alıp yatağına koyup yanına yatmış. Başka bir gece yemek yerken gergin bir ortam varmış. Erhan yemeğinin tamamını yememiş bu hemen babasına bir bahane olmuş. "Ye şunu" demiş ilk sakinlikle. "Ama doydum" demiş Erhan. "Ye şunu!" Bu bağrışla korkmuş 2 masumda. Erhan ağlamaya başlayınca babası daha çok sinirlenmiş. "Sus, sesin iğranç çıkıyor" demiş. Annesi artık dayanamıyormuş bu cehennem yerine, direnmeye ve çocuğuna..çocuğu olmasa kaçarmış ki zaten, çocuğu olduğu için gelmiş buralara, artık yaşamak dahi istemiyormuş kadın, derken bir kadın girmiş içeri, Erhan'ın babası kadına bakıp kalkmış sofradan ve o kadına gülümseyip elini tutarken evden çıkmış, Erhan oturduğu yerden kalkıp annesinin dibinde bitmiş ağlayarak "annecim" diyip elini tutmuş, kadın oğlunun gözlerine baktığında daha demin düşündüğü şeylerden tiksinip ağlamaya başlamış, oğlunu kucağına almış ve bu iki masum ağlamışlar birbirlerine sarılarak. Bir ay geçmiş kadın yine o lanet canavardan hamile olduğunu öğrenmiş ve ağlamaya başlamış tek başına, Erhan annesinin odasına gitmiş, babası işleriyle meşkulmüş, annesinin yanına uzanmış ve küçük elleri göz yaşlarını silmiş annesinin, "anne noldu?" Demiş, annesi elini öpmüş bebeğinin. "Yok annecim bir şey...yok" Gece Erha'nın babası sarhoş bir biçimde yine eve gemiş ve yine aynı bağrış çağrış bu sefer Erhan'nı da dövmüş. Kadın gece herkes uyurken mutfağa gidip bıçağı eline alıp karnına bakmış "sen bu cehenneme doğmayacaksın bebeğim..bunu haketmiyorsun" diyip bıçağı karnına saplamış. Erhan sabah uyandığında annesini kanlar içinde yerde görmüş "anne" algılayamamış çocuk aklı "bu kırmızı şey ne anne?" Annesinde ses yokmuş "anne mutfaktamı uyudun?" Demiş, o sırada arkasından babasının sesi gelmiş "annen uyumadı...belkide öldü, kendini öldürmeye çalıştı, bak seni hiç düşünmüyor, o kırmızı şeyde annenin kanı" oysa küçücük çocuğa bunlar anlatılırmıydı? Bir yıl geçmiş aradan 6 yaşına girmiş Erhan, annesi de yanındaymış. Ama eski hâlindan eser yokmuş, somut olarak burdaymış ama soyut olarak hiç bir şey yokmuş. artık babası annesini boşamış ve bugün başka birisi ile evlenmiş, yeni cici annesi varmış artık. Babası ve cici annesi eve gelmişler, ikiside eğlenip gülüşerek girmişler eve, oysa bu evde gülmek yasak değilmiymiş? Babası cici annesine "hayatım sen çık geliyorum...oğluma doğum günü hediyesini vereceğim" demiş, Erhan buna sevinmiş. "Anne duydunmu?" Annesi bir şey demeden oğluna bakmış sonrada kocasına nefretle bakmış, onda tek kalan duygu buymuş zaten. Malikanenin bodrumuna inmişler, Erhan annesinin elini tutuyormuş "hediyem nerde baba?" "Ahh hediyen burda" demiş ve belinden çıkardığı silahı annesine doğrultup hiç düşünmeden sıkmış, Erhan korkuyla annesine bakmış, elini hâlâ bırakmamış annesinin, annesi yerde kanlar içinde yatarken o ağlamaya başlamış. "Üzgünüm Erhan...eğer onu öldürmeseydim düşmanlarım bana karşı kullanırdı..bu da annenin daha çok acı çekmesine neden olurdu" bu yalanmış, istese 10 tane karısı olsada hepsini korurmuş. Bir kaç ay geçmiş ve cici annesi hamile kalmış, bir kardeşi olucakmış, ve babasını ilk defa bukadar iyi biri olarak görmüş..sadece cici annesine karşıymış ama bu iyi tavır. Cici annesi Erhan'a ne iyi davranıyormuş ne kötü. Bir gün yemek masasına otururken babası Erhan'a bakmış iğrenerek "kalk sofradan" demiş. "Neden baba?" "Baba deme bana..iğrenç hissediyorum" Erhan masadan kalkmış babasına karşı gelemezmiş. Babası Erhan'nı eğitmiyormuş genelde başka adamlar eğtiyormuş, sonuçta kırmızı hat'ın gelecekteki tek lideri olduğu için bir eğtimden geçmek zorundaymış. Zaman geçmiş bebek doğomuş. 9 aylık olmuş ve eve sakin bir şekilde girmiş Erhan'ın babası. odaya geçmiş, beşiğindeki o nun olmayan kızına bakmış...İdil'e..ismi buymuş bebeğin, annesi uyuyormuş. Babası uyuyan kadının saçından tutarak yataktan yere sürüklemiş, kadın korkuyla uyanırken acıyla bağarmış, saçını bırakıp kadının yüzüne bakmış "ihaneti affetmem..ee nasıldı başka bir adamla yattımak benimle evliyken..böyle aldatmak felan heycan verdimi sana..bide kuzenimle yani" kadın anlamış herşeyi, korkuyla kocasının yüzüne bakmış "ah Handecim...bari akranda delil bırakmasaydın..sen öleceksin ama ihanetinin delili İdil çekecek...merak etme sevgilinde yanına gelecek ama daha sonra" bunları Erhan izliyormuş kapıdan ve babasıda farkındaymış, Erhan'ın gözlerinin önünde bir annesi daha gitmiş... Babası Erhan'ı da peşinde çekip yetimhaneye gelmiş ve idil'i puseti icinde yetimhane kapısına koyup üstünede 'Hande yılmaz' yazan bir not koymuş. Acımasız bir eğtim görmüş Erhan bu sefer babası tarafından. Ölmeyi bile istemiş, zaten hep istemiş, 8 yaşındaki bir cocuk ölmek istermiymiş? ... Zaman geçmiş 25 yaşındaki Erhan babasının odasına girmiş "ne oldu Erhan?" Demiş babası duygusuzca. "Efendim dediğiniz şeyleri yaptım" "Cesetlerden kurtuldunmu peki?" "Evet" babası daha bir şey söylememiş, içeri birisi girmiş, 19 yaşındaki delikanlı dikilmiş Babasının önünde. "Efendim adamdan bilgileri aldım, önemli bir şey yok gibi ama bir isim verdi bana, Cemil akbaş işin içinde" Erhan delikanlıya bakmış, yeni adamlarından biriymiş herhalde. "Afferin Bora...gurur duydum seninle...potansiyelin çok iyi" Erhan şasırmış, 'Afferin, gurur duydum seninle' babası bu kelimeleri kullanabiliyormuymuş...ama o na değil başkasına karşı..Bora'ya dik dik bakmış.. neymiş onda olup Erhan'da olmayan? Ve her gün...her gün Bora ile babasını yakın görmüş sinirlenmiş, kıskanmış.. Bir gün babasının odasına girmiş babası Erhan'a dikmiş gözlerini "ne o niye öyle bakıyorsun?" Demiş sakinlikle. "Söylesene baba..hayatımı neden cehenneme çevirdin?" İlk defa sormuş bunu babasına."güçlenmen için" "...liderliğe Bora Korkmaz'ı çıkaracakmışsın" "Evet çünkü senden bir bok olmaz-" beynini delip geçen kurşunla daha konuşamamış Babası. Erhan elindeki silahı bırakıp bu sefer eline bıçak almış babasını bıçaklamış ölmesine rağmen binlerce kez. "Nefret ediyorum, nefret ediyorum" diye mırıldanmış bu sırada. "Ama merak etme...dediğini yapacağım baba, sonra bende yanına geleceğim...ozaman benimle gurur duyacaksın..beni oradan izle ve gör" ve babasının yerine geçmiş... ve bunca zamandır bir kardeşinin olduğunu öğrenmiş, babası ondan saklamış. Ama bu da farklı bir kadındanmış... ... Sene 2025 ve Erhan gözlerini açmış yavaşça, kolunda serum ve başında keskin bir ağrı, doğru ya vurulmuş, bunu hesaba katmamış, kendini mükemmel sanmış "nasıl gidiyorum baba?" Diye mırıldanmış bilinçsizce. "Şuan yanına gelemem izlemeye devam et.."