İçeriğe geç

Kırmızı Göl

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Kırmızı Göl

Bölüm 5

~5. Bölüm~

Ağlamak istiyordum. Ağlayıp kendimi rezil etmek istemiyordum. Ağlarsam okulda alay konusu olacaktım. Derin nefesler alıp veriyordum. Ağlamamalıydım.

Bu kelime sürekli kafamın içinde dolaşıyordu.

En sonunda göz yaşlarımı tutamadım ve bir kaçı firar etti. Daha fazlası akmaması için kafamı kaldırdım. Derin nefesler alıp veriyordum. Ağlama isteğimin gitmesini bekledim. Ağlama isteğim gidince başımı indirdim. Kızlar bana endişeli bir şekilde bakıyorlardı. Son kez derin bir nefes alıp verdikten sonra ayağa kalktım. Onların kalkmasını bekledim. Hepsi kalkınca yürümeye başladık. Luna benim yanı da Olivia ve Sasha ise arkamızda yürüyordu. Onların bir şeyler fısıldadığını duydum ne dediklerini anlamıyordum. Yürümeyi bıraktım. Arkamı döndüm ben yürümeyi bırakınca onlarda benimle beraber durmuşlardı. “Neden fısır fısır konuşuyorsunuz?” Dedim. Normalde böyle şeyleri pek takmazdım ama bu sefer ki konuşmalarını merak etmiştim. Sasha iç çekip “ Orman gezisini nasıl iptal edeceğimizi konuşuyorduk. Müdürle konuşup ismimizi sildirebiliriz.” Dedi. Dediklerini biraz düşündüm. “Hayır geziyi iptal ettirmeyeceğiz. Artık yüzleşmem gerekiyordu.” Dedim. Kızlar şaşırarak bana baktılar. Olivia “Yüzleşmek zorunda değilsin.” Dedi. Ama ben olumsuz anlamda kafa salladım ve önüme dönüp okula doğru yürümeye başladım.

Babamla küçükken sürekli bir ormana giderdik. O ormanda bir göl vardı ve o gölün yakınlarında babamla hep piknik yapardık. Bazen babam göle yüzmek için girerdi. Ben altı yaşındayken yine ormana gitmiştik ilkbaharın ilk zamanlarıydı. Babam yine yüzmek için göle girmişti ancak yüzerken bir anda boğulmaya başladı ve benden yardım istedi ancak 6 yaşında olduğum için elimden hiç bir şey gelmiyordu. Babam boğulurken korkuyla etrafa bakıyordum. Bu ormana sık sık kimse gelmezdi. Koşarak ormanın çıkışına gittim. Orda bir güvenlik vardı hemen ona haber verdim. Ona olayları anlattım. Babamın yanına koşarak gittik. Adam hemen ambulansı aramıştı. Babam artık gözükmüyordu. Ben fazlasıyla korkuyordum. Yere çöküp ağlamaya başlamıştım. Adam beni teselli ederken ambulans geldi. Fakat artık çok geçti. Babamın bedenini sudan çıkarırlarken onları izledim. Onu ambulansa taşıdılar ve gittiler. Kocaman ormanda yalnız kalmıştım. Herkes babamın yaşayacağını düşünüyordu fakat ben öldüğünü biliyordum. Babam gözümün önünde ölmüştü. O gün ormandan hiç çıkmadım ve sürekli ağlamıştım.

Ertesi gün eve gittiğimde annem çok üzgündü. Neden üzgün olduğunu sorduğumda babamı kurtaramadığı için üzgün olduğunu söylemişti. Öldü demek yerine bunu demişti bana. Bütün suç aslında benimdi.

Babamı ne pahasına olursun olsun kurtarmam gerekirdi. Ama yapmamıştım. Birinin bana çarpmasıyla düşüncelerimden kurtuldum. Kafamı kaldırdığım çarptığım kişinin Dylan olduğunu gördüm.

Neden sürekli bu çocukla karşılaşıyordum ki?

Mırıldanır bir şekilde özür dileyip okul doğru yürümeye devam ettim. Okula girdiğimde Luna’ya göz ucuyla baktım. Telefonuyla oynuyordu ama anlamadığım bir şekilde gözlerinde bir yoğunluk vardı. Sınıfıma girdiğimde sırama doğru yöneldim. Sıramız en arkada olduğu için basamakları çıkmaya başlamıştım ki birinin kolumu tutup çekmesiyle durdum.

Kafamı kaldırdığım da Nick’in tuttuğunu gördüm. Nick bizim sınıftan bir çocuktu. Çok yakın arkadaşlığım olmasada arkadaşımdı. Tebessüm edip “Bir sorun mu var?” Dedim. Nick olumsuz anlamda kafa salladı ve “Neden dün okula gelmediğini soracaktım ama sağlıklı görünüyordun.” Dedi. Gülümsemem genişledi. Gerçekten de bu çocuk fazlasıyla iyiydi.

“İyiyim sorun yok. Dün sadece halsiz hissediyordum o yüzden gelmedim.” Dedim. Nick rahatlamış gibi nefes verdi ve gülümsemesi genişledi.

Ona son kez bakıp sırama doğru yöneldim. Sırama oturduğumda tekrardan notlarıma döndüm ve profesör gelene kadar notlarıma baktım. Gelince dersi dinlemeye başladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.