Nick’in kayıp olduğunu öğrendiğimden beri hiç iyi hissetmiyordum.
Koltukta oturuyorduk. Kimseden çıt çıkmıyordu. Adrien sessizlikten sıkılmış gibi “O kulübeye tekrardan gidip bu sefer içeri girmeye ne dersiniz?” Dedi. Aslında en mantıklısı buydu. O kulübüden başlayabilirdik aramaya. Hemen onaylar anlam da kafa salladım ve “O zaman bu akşam girmeye ne dersiniz? Ne kadar hızlı olursak iyi.“ Dedim. Hepsinden onaylar şekilde sesler çıktı. “Saat 19:00’da gidelim. Hem hava tam kararmamış olur. Rahat rahat ararız.“ Dedi Sasha.
Olumlu anlamda kafa salladım ve koktuktan kalktım.“Herkes akşama hazır olsun. Kulübeye gidiceğiz.“ Dedim. Merdivene doğru yürüdüm.
Merdivenlerden çıkarken Luna’nın merdivenlerden çıkmaya çalıştığını gördüm. Tebessüm ettim ve eğilip kucağıma aldım. Başını öptüm ve yukarı çıkmaya devam ettim.
Odama girdikten sonra kapımı kapattım ve balkonumu kontrol ettim. Bir cesed daha görmek istemiyordum. Hemen dolabımın önüne geçtim ve kıyafetlerimle bakışmaya başladım.
Beyaz keten pantolon ve mavi bir gömlek giydim. Bu sıralar sanırım sürekli gömlek giyiyordum. Ama güzel oluyordu bence. Bıçakları cebime rahat girip çıkabiliyor mu diye baktım. Gayet rahattı. Bıçakları masamın üzerine koydum ve telefonumu açtım.
Annem hâlâ yazmamıştı. Korkmuyor değildim. Katilin ona bir şey yapmasından korkuyordum.
Arama kısmına girdim ve annemi aradım. İlk aramada cevapsızdı. 2. aramada ise hâlâ açmamıştı.
10. kez aramamda hâlâ cevapsızdı. Açmadığı için daha çok telaşlanıyordum. 15. kez aramamda da açılmayınca korkum daha çok artmıştı. Polislere söyleyip onları evimi kontrole gönderebilirdim ama eğer onlar giderse biz boşta kalıcaktık ve katil hepimizi öldürebilirdi.
Oflayarak yatağa oturdum. Hiç bir şey yapamamak beni sinirlendiriyordu. Havanın karamaya başladığını fark edince yataktan kalktım.
Bıçaklarımı tekrardan cebime soktum. Luna’yı aşağıya indirmek mi daha güvenli olurdu ki? En iyisi odamda kalmasıydı. Onu kucağıma aldım ve biraz sevdim. Başını öpüp yatağıma koydum.
Onu tek bırakmak istemiyordum. Ama oraya yani kulübeye götürürsem daha kötü şeyler olabilirdi. Telefonumu aldım ve balkonun kapısını kitledim.
Odamdan çıktım ve kızların odasına doğru yürüdüm. Kapılarını çaldım ve gel demelerimi beklemeden içeri girdim. İkisi de hazır görünüyordu. Ama hâlâ korktukları çok belliydi.Yatakta tam ortalarına oturdum ve “Gelmek istediğinize emin misiniz? Sizi güvenli bir yerde tutabiliriz. Gelmek gibi bir zorunluluğunuz yok.” Dedim. İkisi de olumsuz anlamda kafa salladı. Ofladım. Sasha “Lily biliyorum bizim için korkuyorsun ama Luna bizim de arkadaşımızdı. Onun intikamını almak istiyorum.” Dedi. Aslında onlarda haklıydı ama onları kaybetmek istemiyordum. Onaylar şekilde kafa salladım ve “İkinizde sürekli benim yanımda olacaksınız eğer bana bir şey olursa beni boş verin ve hemen kaçın tamam mı?” Dedim.
İkiside olumsuz anlamda kafa salladı. Olivia “Bizim için neden sürekli kendini feda edip duruyorsun. Yetmez mi artık? Sende bizim gibi bir insansın. Katil bana bir şey yapsa sen beni bırakıp gider misin? Birazda böyle düşün.” Dedi ve sinirle kalkıp gitti. Ofladım.
Sasha dışarı baktı ve “Hadi görev saati yaklaştı aşağı inelim ve son detayları konuşalım.” Dedi. Onu onayladım ve yataktan kalktım. Aşağı onunla birlikte indim.
Merdivenden inerken Adrien ve Dylan’nın merdivenin altında bir kapak bulduklarını fark ettim.
Hemen onların yanına gittim ve “N’oluyo? Bu ney?” Dedim. Dylan “Merdivenin altında bir yol var nereye gidildiği bilinmiyor.” Dedi. Onayladım ve “Ee o zaman burdan başlayalım aramaya.” Dedim. Hepsi beni onayladı. En önde ben yürüyordum.
Yolun sonu gözükmüyordu. Korkuyla devam ettim ve yolun sonunda bir kapı daha olduğunu fark ettim. Kapı ahşaptan oluşuyordu. Kapıyı açtığım gibi üstüme bir şey geldi.
Çığlık atarak kaçtım. Fenerimi neyin üstümüze düştüğüne bakmak için oraya doğrulttum. Bu Nick’di.