Nick’i bulmanın şoku ve sevinciyle yürüyordum. Tünelden çıktım ve kapattım. Dylan Nick’in bütün bantlarını çıkarmıştı. Mutlulukla ona doğru koştum ve sarıldım.
Nick fazla yorgun görünüyordu. Olivia ona bir bardak su getirdi. Nick bir damla kalmayana kadar içti.
Bardağı geri Olivia’ya uzattı ve teşekkür etti. Çok kötü görünüyordu. Dayanamadım ve “Nick bunu sana katil yaptı değil mi? Yüzünü gördün mü? Kız mı? Erkek mi? Kime benziyor?” Dedim. Aslında onu çok sıkmak istemiyordum. Evet sıkmamış halim buydu.
Nick benim sorularıma karşı tebessüm etti. Yaralanmamıştı. “Evet bana bunu katil yaptı. Ayrıca katili de göremedim. Her yeri kapalıydı. Cinsiyeti belli olmuyordu.” Dedi.
Onu onayladım ve düşünmeye başladım. Dylan “Nick, eğer senin için sakıncası yoksa bize neler olduğunu anlatabilir misin?” Dedi. Nick biraz düşündü ve Dylan’ı onayladı.
Nick “Hazırsanız anlatmaya başlıyorum.” Dedi.Onaylar şekilde kafamızı salladık.
Nick derin bir nefes aldı ve anlatmaya başladı. “Aslında ben ormanda yürüyüşe çıkmıştım. Derinlere indiğimi fark etmemişim. Ormanın ortasında bir kulübeyle karşılaştım. Kulübeye girdim ve içeriyi biraz araştırmaya karar verdim. Çünkü hem içerisi garip kokuyordu hem de meraklanmıştım. İçeri girdim ve tam bir kapıyı açmıştım ki kafama bir şeyle vurulmasıyla bayıldım. Sonra da işte kendimi o dolapta buldum. Ancak sadece 2 gündür ordaydım. Oraya beni sürükleyerek götürdü. Dolaba götürmeden önce beni başka bir yerde tuttu.” Dedi.
Kafam haddinden fazla karışmıştı. Adrien “Hani onu görmüştün?” Dedi. Aslında mantıklı bir şey demişti. “Evet sen dememiş miydin? Her yeri kapalı diye. Kafama çuval geçirdiyse her yerinin kapalı olduğunu nereden gördün?” Diye destekledi Dylan Adrien’i. Bende onları desteklemek için kafamla onları onayladım.
Nick “Beni dolaba koyduğun da başımda ki çuvalı çıkarmıştı. Dolabın kapağını kapatmadan önce gördüm. Siz bana güvenmiyor musunuz?” Dedi. Olumsuz anlamda kafa salladım ve “Biz sana öyle bir şey demedik. Sen kendini ele verdin.” Dedim ve cebimde ki bıçağı çıkarttım. Ayağa kalktım ve bıçağı ona doğru uzattım.
“Sen gerçek Nick değilsin. Nick orman yürüyüşlerinden nefret eder. Bazen benim zorumla yürür sadece. Ayrıca Nick korkağın tekidir. Korkunç bir kulübeye tek girmez. Gerçek Nick nerde?” Dedim. Adrien ve Dylan’da benim gibi kalkıp bıçaklarını çıkartmışlardı.
Olivia ve Sasha mutfaktan bizi izliyorlardı. Nick anlamaz gözlerle bize bakıyordu. Kapının çalmasıyla Adrien’e kapıya bakması için işaret verdim. Adrien kapıyı açtı ve içeriye polisler girdi. “Neler oluyor burada?” Dedi polis. Adrien ayaküstü hızlıca her şeyi anlattı.
Dylan ve ben hâlâ ayakta bıçaklarımızla duruyorduk. Bıçağımı indirdim ve cebime soktum. Dylan’da aynı şeyi yaptı. Polis durdu ve “Gerçek Nick’i biz bulduk o zaman.” Dedi ve içeri birisi girdi. İçeri giren Nick’di. Koltukta oturan Nick’e baktım. Ancak kafası öne eğilmiş bir şekilde duruyordu. Ona yaklaştım ve kafasını kaldırdım.
Ölmüş gibi davranıyordu. Ama hiç bir yerinde kan yoktu. “Memur bey bir bakar mısınız? Buna bir şey oldu.” Dedim. Polis onu kontrol ederken. Nick’in yanına gittim ve ona sarıldım. “Seninle sonra konuşacağız.” Dedim. Tebessüm etti ve onayladı. “Lily hanım, bir gelir misiniz?” Dedi polis.
Yanına gittim ve “Ne olmuş?” Dedim. Polis bana sahte Nick’in sırtını gösterdi ve “Bu bir robot…”