İçeriğe geç

Kırmızı Göl

Bölüm 10 · 3 dk okuma

Kırmızı Göl

Bölüm 10

~10. Bölüm~

Telefona bakmaktan sıkılınca başımı kaldırıp etrafıma baktım. Biraz yürüyüş yapsam kötü olmazdı. Kızlara yürüyüş yapacağımı söyleyip kalktım. Oturma alanından uzaklaşana kadar yürüdüm. Etrafıma baktığımda gölün yakınlarında olduğumu fark ettim. Gölün olduğu taraflara doğru yürümeye başladım. Göl eskisi gibiydi. Eskisi kadar güzeldi.

Arkam da bir çatırtı duymamla arkamı döndüm. Birisinin bana doğru geldiğini görünce endişeyle geriye doğru adım attım. Adımlarını hızlandırmasıyla ben bir kaç adım daha geriledim. Merakla kim olduğuna bakıyordum. Daha fazla yaklaştığında korkuyla bir kaç adım daha geriledim. Artık kimin geldiğini görebiliyordum fakat ayağım kaydı ve göle düştüm.

Su dondurucuydu. Aslında soğuk su biraz beni sakinleştirmişti fakat büyük ihtimalle hasta olacaktım. Suyun dışına çıktığımda umursamaz bir şekilde kayaların üstüne oturdum ve gölü izlemeye başladım. Kafamı kaldırıp kimin beni korkuttuğuna baktığım da bu kişinin Dylan olduğunu gördüm. Şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Sanırım bu kadar sakin bir tepki vereceğimi düşünmüyordu. Ama bilmiyordu ki ben burada büyümüştüm. Babam öldüğü zaman da tek başıma gece göle girmiştim. En sonunda dayanamayıp konuştum.

"Ne var? Sadece suya düştüm bu kadar abartacak bir şey yok." Dedim. Dylan kahkaha atıp yanıma oturdu. "Senin normal bir özelliğin yok mu? Çocukken daha normaldin büyüdükçe delirmişsin." Dedi. Kahkaha attım. Evinin çatısına çıkmamı unutmamıştı anlaşılan. Aslında ben olsam bende unutmazdım.

Alay eder gibi "Bence ben normalim insanlar anormal ve benim yaptıklarımı onlar anormal gibi görüyor." Dedim. Aynı anda kahkaha attık. Dylan "Aynen öyle." Dedi. Tebessüm ettim. Acaba çocukken oynadığımız oyunları hatırlıyor muydu? Bu ormanda onunla da çok fazla anımız vardı. Her zaman bu ormanda gece annem çağırana kadar saklambaç oynardık. Gölün karşısını gösterdim ve Dylan'a döndüm. "Şu köşeyi hatırlıyor musun? Çocukken her zaman oraya saklanırdın ve gözükmediğini düşünürdün." Dedim. Dylan tebessüm etti. O da hatırlıyordu. Tekrardan göle doğru döndüm.

Dylan "Çocukken her zaman saklambaç oynuyorduk. Sırf senin en sevdiğin oyun diye. Ben ne kadar nefret etsem de sen istiyorsun diye oynardım." Dedi. Tebessüm ettim. Saklambaç oynamak her zaman en sevdiğim oyundu çünkü birisinden saklanmak ve kaçmak hoşuma giderdi.

Telefon çalma sesini duyunca merakla Dylan'a baktım. Elinde benim telefonum vardı. Bana uzattı. Büyük ihtimalle korkuyla elimden düşürmüştüm. Telefonumu aldığımda Sasha'nın aradığını gördüm. Beni merak ettikleri için aradıklarını anlamak benim için hiç zor değildi. Aramayı açtım ve "Gayet iyiyim ve hiç bir şey olmadı." Dedim.

Sasha'nın iç çektiğini duydum. "Hadi artık eve gidelim geç oldu. Herkes evine gitti biz seni bekliyoruz." Dedi. "Tamam hemen geliyorum." Dedim ve telefonu kapattım. Dylan meraklı gözlerle bana bakıyordu.

"Kızlar artık beni çağırıyor. Gitsem iyi olacak yarın konuşuruz olur mu?" Dedim. Olumlu anlamda kafa salladı ve "Görüşürüz." Dedi. Kayanın üstünden kalktım ve Dylan'a baktım. "Ben normal biriyim bunu unutma." Dedim ve arkamı dönüp yürümeye başladım. Arkamdan gülüşünü duydum ve bende gülümsedim.

Kızların yanına geldiğimde ıslak olduğumu görünce hepsi korkuyla ne olduğunu sordu ve bende olanları anlattım. Ama sadece düştüğüm kısmı. Yürümeye başladığımız ilk anda bana kızamaya başladılar ve bunu evin önüne gelene kadar yaptılar.

Aslında ben mutluydum soğuk su beni uyandırmıştı. Artık tatil daha huzurlu olacaktı benim için. Üstüme siyah pijamalarımı giydikten sonra kızlarla biraz sohbet ettim ve uykumun ağırlaşmasıyla odama çıktım. Yatağa yattım ve yorganı çeneme kadar çektim. Uykumun daha fazla gelmesiyle gözlerimi kapattım ve uykunun tatlı kollarına kendimi bıraktım.

Bölüm sonu

1 yorum