Alarmımın çalmasıyla uyanmıştım. Luna uyanmasın diye hemen alarmı kapattım. Saat sabahın altısıydı ve güneş daha yeni doğmaya başlamıştı. Orman da yürüyüş yapmak için alarm kurmuştum ve kızların hiç birinin haberi yoktu. Yataktan sessiz bir şekilde kalktım.
Çok ses çıkarmamaya özen göstererek banyoya gittim. Yüzümü yıkadıktan sonra odaya geri döndüm. Luna hâlâ mışıl mışıl uyuyordu. Dolabı açıp siyah eşofman ve siyah sweatshirt aldım. Onlarıda sessizce giydikten sonra yüzüme güneş kremi sürdüm.
Telefonumu aldıktan sonra mutfağa girdim. Mutfaktan bir şişe su alıp kapıya doğru yöneldim. Kapıyı arkamdan kapadıktan sonra koşar adımlarla ormana yürüdüm.
Göle yakın olan yürüme yerinde yürüyecektim. Oraya geldiğimde bileğimde olan saç tokamla saçımı at kuyruğu bağladım. Yürümeye başladım.
Uzun süre hiç bir şey yapmadan yürüdüm. Güneşin doğuşunu izlemek için bir banka oturdum. Gölün tam karşısındaydı. Bu yüzden hem gölü hem de güneşin doğuşunu rahatça izliyebiliyordum. Su şişesini açıp biraz içtim.
Arkamdan gelen adım seslerini duyduğumda bir tepki vermek yerine sakince yanıma gelmesini bekledim. Yanıma gelip oturduğunda kimin geldiğine bakmak için kafamı çevirdim.
Yanıma gelip oturan Nick’di. “Günaydın.“ Dedim. Nick gülümseyerek “Sana da günaydın Lily. Erkencisin bugün.“ Dedi. Gülümsedim. “Evet aslında sanırım okuldan dolayı alıştığım bir şey. Erken kalkmak ve dışarıda yürüyüş yapmak benim için alışılmış bir şey.“ Dedim.
Nick olumlu anlamda kafa sallayıp göle doğru döndü. “Sen neden erken kalktın?“ Dedim ve ben de göle doğru döndüm. Nick biraz sessiz kaldı.
“Aslında beni biraz uyku tutmadı diyelim. Dışarıdan gelen sesleri duymadın mı? Rahatsız olup uyuyamadım ben de yürüyüşe çıkmanın iyi bir fikir olacağını düşündüm.“ Dedi.
Biraz durdum. “Dışarıdan ne sesi geldi ki?“ Dedim. Nick bana baktı. “Bizim kaldığımız evin yanında ki evinden çığlık sesleri geliyordu. Bende korku filmi izliyolar diye düşündüm ve kontrol etmeye gitmedim.“ Dedi. Şaşırarak ona baktım. “Sizin evinizin numarası kaç?“ Dedim.
Nick biraz düşündü ve “Sanırım 29’du.“ Dedi. Biraz düşündükten sonra ayağa kalktım. “Nereye?“ Dedi. “Kalk hadi o evi kontrol etmeye gidelim.“ Dedim. Nick biraz düşündü ancak en sonunda ayağa kalkıp benimle yürümeye başladım.
Evin önüne geldiğimizde içimi kötü bir his kaplamıştı. Kapısına doğru yavaş adımlarla yaklaştık. Zile bastım ancak içeriden hiç ses gelmiyordu. Bir kaç kez daha zile bastım ancak kimse açmamıştı.
Nick’le biraz durup düşündük. Camdan bakma fikriyle evin yan tarafına doğru yürüdüm. Ama perdeler de kapalıydı. “Evin arkasında ki kapıdan girmeyi deneyelim mi?“ Dedim Nick’e bakarak. Nick olumlu anlamda kafa sallayıp benden önce yürümeye başlamıştı. Kapı camdan olduğu için içeri gözüküyordu. Ancak hiç bir şey yoktu.
Kapının yanında ki saksıyı elime alıp cama fırlattım. Nick korkuyla geriledi. “Ama o da artık baya nasibini zorlamıştı.“ Dedim. Nick kahkaha atarak içeri girdi. Arkasından eve girdim. Alt kalt normal duruyordu ama dağınıkdı.
Nick bana bakarak “Bence burası boş. Baksana bir insan bir akşamda bu kadar dağıtamaz.“ Dedi fısıldayarak. “Neden olmasın? Belki dağınık bir yaşam seviyordur?“ Dedim fısıldayarak.
Nick olabilir der gibi kafasına salladı. Merdivenlerden çıkmaya karar verdiğimizde Nick bir kaç kez seslendi ancak hiç bir ses duyulmuyordu. İki odanın kapısı da kapalıydı. Ben sağda ki odanın kapısını açacağımı Nick’inde sol kapıyı açması gerektiğini beden diliyle anlattım.
Nick beni hemen anlayıp sol kapının kolunu tuttu. Bende aynı şekilde sağ kapının kolunu tuttum. Bir anda ikimizde açtık.
Oda da iğrenç bir korku vardı. Yatağın içinde biri yatıyor gibiydi. Ama bir sorun vardı yatak da ve yerde kan izleri vardı. “Nick çabuk gel!“ Dedim bağırarak. Nick yanıma geldiğinde oda şaşkın gözlerle odaya bakıyordu.
Yatağa doğru adım attı ancak ben onu durdum. “Nick buna bence biz bakmamalıyız. Müdüre veya profesöre söyleyelim.“ Dedim. Nick olumlu anlamda kafa salladı ancak aklının orda kaldığını biliyordum. Aslında ben de merak ediyordum ama bakmamamız gerektiğini hissediyordum.
Kan kokusundan midemin bulanmasıyla ortak balkona çıkıp telefonumu çıkarttım. Telefondan müdürü aradım. Telefonu açtığı gibi konuşmaya başladım. “Hocam biz 30 numaralı evdeyiz lütfen hemen gelin arka kapıdan içeri girdik ve içeride ölü bir ceset var. Hemen gelmelisiniz.“ Dedim aceleyle. Müdür biraz duraksadı ve “Tamam hemen geliyoruz.“ Dedi ve telefonu kapattı. Balkonda olan sandalyeye oturdum.
Bir dakika Nick hâlâ içerideydi. Suyumu açıp biraz içtim ve Nick’e bakmak için ayağa kalktım. İçeri girdiğimde Nick hâlâ o oda da dikiliyordu. Nick’e seslendim ancak duymadı. Yanına gittiğimde yatağa baktığını gördüm.
Korkuyla bende yatağa baktım ve yorganı kaldırdığını gördüm. Çığlık atarak geriye sendeledim çünkü yatakta ki bir bebek cesediydi. Yere eğildim ve oturdum cesede bakarken benim için zaman durmuştu bende kaybolmuştum.