İçeriğe geç

Kirli Para (bl)

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Kirli Para (bl)

Bölüm 6

Koku

“Abi, bu ne?”

“Şiir.”

“Ne şiiri?”

“Ne demek ne şiiri oğlum? Duygularımı döktüm.”

“Abi ben bunu okusam sömestıra kadar bütün okul benimle dalga geçer”

Defteri elinden alıp tekrar baktım. Bence gayet iyiydi.

Hayat bir yoldur, yürürüz,
Bazen düşeriz geri kalkarız..

Tamam, belki biraz geliştirilmesi gerekiyordu.

Kardeşim yatağına uzanıp yüzünü yastığa gömdü.

“Ben yarışmaya katılmayacağım.”

“Niye lan?”

“Senin yüzünden.”

“Ben sana yardım ediyorum, nankör.”

“Git.”

Beni terslemesine sinirlensem de çocuk haklıydı hastane dışında bir şeyle uğraşmak istiyordu ayrıca doğrusunu söylemem gerekirse futbol ve ps oyunları konusunda pek başarılı sayılmazdı Ben de en son 15 yıl önce kalem tuttuğumdan anlaşamıyorduk.

Yine de ona yardımcı olmak istiyordum. Telefonumu çıkarıp rehberde biraz aşağı indim. Kutay’ın adını görünce durdum. Çocuğu aramak için geçerli bir sebebim yoktu. Yani vardı ama ne biliyim sanki dilim tutulurmuş gibi geliyordu.

Mesaj attım.

Eren: Müsait misin?

Kutay: Sana da selam, bilmem müsait miyim?

Eren: Nasıl bilmiyorsun ya?

Kutay: işte ne istediğine bağlı bugun bir bulusmam var da

Telefonu yatağa fırlattım.

Anasını satayım, sürekli biriyle buluşuyor bu bebe

Eren: kiminle buluşacaksın

Sanki beni ilgilendiriyormuş gibi

Kutay: Tanımazsın ki Tufan diye biri.

Eren: Kardeşim şiir yarışmasına katılacak da.. onun için yardım isteyecektim neyse sen arkadaşını ekme.

Cevap gelmedi. Bir dakika geçti. İki dakika geçti.

Eren: He gerçekten ekmeyeceksin yani.

Kutay: O kadar çok yalvardın ki yapacak bir şey kalmadı

Eren: Allah sana muhtaç etmesin Kutay

Kutay: Evet, bak bunda çok haklısın:))

Eren: 2 saate hazır ol alacağım seni, senin kitapçının ordaki cafeye gidiyoruz zamanımız az sanayiye yetişeceğim.

Kutay: Wow gerçek bir barzosun.

Son mesajı görmezden geldim sayılır gerçi orta parmak emojisi yolladım. İnsan biraz saygı duyar, kardeşimin mutluluğu için gururumun üstünde tepinmişim.

Kutay süslenmeyi bitirip nihayet geldiğinde arabaya yaslanmış, telefonuma bakıyordum. Koyu mor tişört giymişti, saçları her zamanki gibi dağınıktı neden hoşuma gittiğine anlam veremediğim gözlüğünü takmıştı. Beni görünce sırıttı.

Bir herif nasıl bu kadar işveli cilveli olabiliyor amk eski kız arkadaşlarımdan bile bu kadarını görmedim.

“Ne sırıtıyorsun?” dedim.

“Senin gibi birinin şiir yazmaya çalıştığını düşünüyordum.”

“Bin arabaya.”

Arka koltuktan kardeşimin sesi geldi.

“Kutay abi sen misin? Çok yakışıklıymışsın ya abimin dediği gibi”

Kutay’ın yüzü bir anda değişti.

“Hoş bulduk, demek abin beni öyle anlattı. Nasılsın canım?”

“İyiyim. Abim çok kötü şiir yazıyor ama iyi olmaya çalışıyorum .”

“Öyle mi?”

“Çok kötü.”

Kutay bana baktı. Gülmemek için dudağını ısırıyordu.

“Bir kelime ederseniz sizi bırakırım zaten beni bekleyen kaportalarım var,”

Arabaya bindik. Kutay ön koltuğa geçti, ben de kontağı çevirdim. Yola çıkarken kardeşim arka koltuktan şiir defterini uzattı.

“Kutay abi, bunu okuyabilir misin?”

Kutay defteri açtı. Birkaç satır okuduktan sonra bana baktı.

“Sen mi yazdın bunu?”

“Maalesef,” dedim.

“Anlaşılıyor.”

Kutay güldü. O gülünce insanın sinirlenmesi zorlaşıyordu. Bunu fark ettiğim için kendime ayrıca sinirlendim.

“Tamam, tamam,” dedi. “Bi kahve ısmarlarsın adam ederiz bunu.”

Kardeşim heyecanla öne doğru eğildi.

Her zamanki gibi kutayın iğnelerini götüme başıma batırdığı bir yolculuktan sonra cafeye ulastık.

“önce söyle bakalım, ne hakkında yazmak istiyorsun?”

Çocuk biraz düşündü.

“Özgür olmak hakkında.”

Sonra kardeşim devam etti.

“Hep evdeyim ya. Biraz dışarı çıkabilmek, arkadaşlarımla koşabilmek falan. Aslında pek arkadaşım kalmadı”

Bir şey söylemek istedim ama ağzımdan çıkacak cümleyi beğenmedim. Kutay da fark etmiş olacak ki hemen konuyu değiştirmedi. Çocuğu dinledi, ne hissettiğini anlamaya çalıştı.

Sonra başını salladı.

“Bence çok güzel bir konu. Ama senin hissettiklerini yazalım. Başkasının yazdığı gibi olmasın.”

Kardeşim gülümsedi.

Ben de gözlerimi Kutayın taktığı yüzuklere çevirdim bugun her şeyi ayrı dikkatimi çekiyordu.

Kutay’ın bazen işe yarar bir insan olması sinir bozucuydu. Ayrıca çocuklarla iyi anlaştığı belliydi belki de derdi sadece benimleydi belki eski sevgilisini bir sarışına kaptırmıştır. Neyse.

Şiir yazma işi beklediğimden uzun sürdü. Çünkü kardeşim her iki dakikada bir fikrini değiştiriyor, Kutay da her fikri ciddiyetle değerlendiriyordu.

“Mesela gökyüzü,” dedi Kutay. “Gökyüzünü seviyor musun?”

“Seviyorum.”

“Tamam, gökyüzüyle ilgili bir şey yazalım.”

Bir ara Kutayın istediği gibi gidip içecek aldım. Geri döndüğümde Kutay kardeşimin yanında oturmuş, defterdeki satırları düzenliyordu. Kardeşim bir şey anlatıyor, Kutay da dikkatle dinliyordu.

Onları izlerken fark etmeden gülümsedim.

Sonra hemen yüzümü düzelttim. Ne yapıyordum ben?

Kutay başını kaldırdı.

“Ne oldu?”

“Bir şey yok.”

“Garip garip bakıyorsun sabahtan beri bi şey olduysa söyle”

“Ya yok yine mi kavga edicez”

“Soruyorum sadece, gerizekâlı.”

Bir an durdum.

“Sen çok olmaya başladın.”

Fısıldayarak eğildi Kutay

“Böyle bakıyorsan ya sana borcum var ya bana aşıksın demektir Erencim.”

“Otur kahveni iç Kutay.”

haklıydı şiir yazarken baktigimi fark etmez sanmıştım.

Nihayet şiir bittiğinde kardeşim defteri göğsüne bastırdı. Yüzünde günlerdir görmediğim bir heyecan vardı.

“Yarın öğretmenime göstereceğim!”

Kutay gülümsedi.

“Kesinlikle göster. Ama son bir kez kendin oku, içine sinmeyen bir yer varsa değiştir.”

Kardeşim başını salladı.

Sonra birden ayağa kalktı.

“Şurda iki sokak ötede trambolin var abi nolur binebilir miyim”

“Oğlum bilmiyor musun senin sağlığın için riskli ayrıca sen çocuk musun lan?”

Kutay bana dik dik baktı.

“Birak cocugu gitsin ya”

“Tamam, gidelim o zaman.”

Kardeşim odasına koşarken Kutay yanıma geldi.

“İyi abiymişsin.”

Bunu beklemiyordum.

“Ne?”

“Kardeşinle ilgileniyorsun işte. Güzel bir şey.”

Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Normalde böyle bir cümleye dalga geçerek cevap verirdim ama Kutay’ın yüzünde alay yoktu.

“Çok duygulandım,” dedim sonunda. “Biraz daha konuşursan ağlayacağım.”

Kutay gözlerini devirdi.

“Trambolin niye zararlı bu arada?.”

Kutaya nihayet bizim durumları anlattım

“Yani onun eğlencesinde gözüm yoktu tabi ki.”

“Çok üzgünüm Eren, geçmiş olsun.”

Trambolin faslının bitmesini beklerken Kutayla biraz turladık çok konuşuyordu bense dinliyordum yine bir konudan başkasına geçerken önündeki bir taşa takıldı, anlık refleksle belinden tutmuş bulundum,

O kadar güzel kokuyordu ki insana adını bile unutturabilirmiş gibi bir koku, E tabi zenginin parfümü bile bir başkadır bizimki gibi olur mu? Yoksa niye bu kadar beğeneyim o kokuyu banane elin adamından.

“İyi misin, dikkatli yürüsene”

“İyiyim tamam azarlayacaksan tutmasaydın ya.. üstelik belimden”

“O öyle gelişti işte ne yapsaydık düşene bir tekme de biz mi vursaydık?”

“Sağ ol arada dengemi kaybediyorum”

“İkizler burcu musun sen?”

“Allah allah mahalle barzomuz burç murç bilirmiş ya, kova burcuyum ben.”

“Ben de balık burcuyum iyi anlaşırlar heralde”

“Niye anlaşsınlar?”

“Ne biliyim uyumlu”

Kutay söylediklerime gizliden sırıtırken gitme vaktimiz gelmişti

“Bundan sonra canın oynamak istediğinde beni de arayabilirsin canım”

“Gerçekten mi Kutay abi, teşekkür ederim abim futboldan başka bir şey bilmiyor”

Kardeşime baktım

“Beni bu kadar kolay satacağın aklıma gelmezdi be oğlum”

Kardeşimi arka koltuğa yerleştirdim, Kutay hâlâ arabanın yanında duruyordu dikkatli bakınca sokaktaki çiçekçiye daldığını fark ettim.

“Dolmuşa bineceksen bentderesinin ordan geçiyor.”

“Ne?’

“1 saattir binmiyorsun ya arabaya dolmuşla geçeceksin heralde dedim”

“Haha çok komiksin biniyorum.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.