İçeriğe geç

Kirli Para (bl)

Bölüm 7 · 4 dk okuma

Kirli Para (bl)

Bölüm 7

Lilyum

Alo?"

"Eren, ne yaptın?"

Gözlerimi kapattım.

"Hayır kredi kartı borcumu yapılandırmak istemiyorum iyi günler ."

"Dalga geçme benimle. Bir gelişme var mı?"

Yataktan doğruldum, saçlarımı geriye ittim.

"Var. Adamın yerini tespit ettim, araştırıyorum. Biraz zaman lazım."

"Ne kadar zaman lazım? Ben sana bekle diye para vermiyorum."

"Tamam abi, anladık. Adamı paketleyip kapına bırakacağım zaten, biraz sabır."

Telefonun diğer ucundan küfürlü bir nefes geldi.

"İki güne haber istiyorum."

Telefon kapandı.

Bir süre elimdeki ekrana baktım. Sonra telefonu yatağa fırlatıp tavana döndüm.

Hayatımda yeterince sorun yokmuş gibi bir de Kutay meselesi vardı.

Telefonumu elime aldım, mesaj ekranını açtım.

Eren: Geçen çiçekçiye niye o kadar uzun baktın?

Mesajı gönderdikten sonra kendime baktım. Bildiğin dedikoducu mahalle teyzesi olmuştum.

Kutay'ın cevabı iki dakika sonra geldi.

Kutay: AHAHAHAHAHAH

Kutay: Günaydın sana da manyak

Kutay: Lilyumları çok seviyorum ben. Yeni lilyum gelmişti, gözüm takıldı, bakmak istedim sadece.

Lilyum.

Çocuğun sevdiği çiçeği öğrenmiştim. Peki şimdi ne yapacaktım bu bilgiyle Gidip çiçek mi alacaktım? Yok artık amk yanına bir kg çikolatayla çocuğu babasından isteyeyim direkt.

Erkekliğe bok sürdürmek ve iş ortağımın götüme tekmeyi basması arasında kaldığım için kendi kendimi yiyip bitirdim uzun süredir Kutayla iletişimde değildik ve artık bahanem kalmamıştı.

babasından bilgi sızdırmak istiyorsam artık harekete geçip gerçekten hayatına iyice girmeliydim. Ne pahasına olursa olsun

On beş dakika sonra üstümde beyaz bir tişörtle çiçekçinin önündeydim.

İnsan kendine bu kadar ihanet etmemeli.

"Buyurun, nasıl yardımcı olayım?"

"Lilyum."

"Kaç tane olsun?"

"Çok olmasın."

Kadın buket hazırlamaya başlayınca ekledim:

"Ama böyle de cenaze çelengi gibi olmasın."

“Sevgiliniz çok şanslı bir kız bu çiçekler daha taptaze elimize yeni geldi.”

Parayla tutulduğum çocuk için alıyorum diyemediğimden sadece kafamı sallamakla yetindim 1 haftalık yövmiyemi bu çiçeklere verdiğimden muhtemelen yirtik montumu değiştiremeyecektim ama kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezdi sonuçta.

Kutay'ı fakültesinde buldum burdaki herkes bir değişik giyiniyordu sanat sepetle ilgilendikleri belliydi.

Arkadaşlarıyla konuşuyordu. Beni görünce önce şaşırdı, sonra yüzüne o aptal gülümsemesi yerleşti.

"Eren?"

"kargo."

Elimdeki buketi uzattım.

"Al."

Kutay çiçeklere, sonra bana baktı.

"Bu ne?"

"Neye benziyor Kutay? Al işte, çiçek."

"Onu görüyorum zaten. Niye aldın?"

"Seviyormuşsun."

Bir an sustu. Sonra buketi dikkatlice aldı.

"Sen benim için çiçek mi aldın?"

"Hayır, kendim için aldım da bizim eve kadar taşısana sana zahmet."

Kutay gülmeye başladı.

"Sen harbiden hastasın."

"Teşekkür ederim, raporum da var."

Çiçeklere tekrar baktı. Gülümsemesi biraz yumuşamıştı.

"Çok güzeller. Teşekkür ederim."

Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Sonra hemen toparlandım.

"Tamam, ağlama şimdi. Yemek yiyelim mi derslerin bittiyse?, açlıktan geberiyorum."

"Çiçek aldın diye hemen seninle yemeğe mi çıkıcam."

"Aynen öyle düşünmüştüm."

"İyi öyle olsun bakalım ben de açım”

Gülerek yürümeye başladık.

Üniversitenin biraz ilerisindeki yemek yerine doğru giderken arkamızdan iki çocuk seslendi.

"Oğlum, sevgilinle çok yakışmışsınız"

Diğeri kahkaha attı.

"İki ibne!"

Kutay'ın yüzündeki gülümseme silindi. Adımlarının yavaşladığını fark ettim.

Ben durdum.

"Birader," dedim, arkama dönerek. "Bir derdiniz mi var?"

Çocuklardan biri sırıttı.

"Sanane lan?"

"Kuduz musunuz siz lan."

"Ne diyorsun lan sen?"

Yanlarına doğru bir adım attım

“Ne havlayıp duruyon oğlum millete işin gücün yok mu sikik”

Kutay arkamdan kolumu tuttu.

"Eren, boş ver."

Kutayın elini kolumda hissedince içimde tuhaf bir şey oldu ama yüzüme yansıtmadım.

Çocuklar söylene söylene uzaklaştı. Ben de Kutay'a döndüm.

"İyi misin?"

"İyiyim."

"Korkmadın değil mi?."

Biraz yürüdükten sonra bana yan gözle baktı.

"Niye yaptın?"

"Neyi?"

"Beni savunmayı."

Omuz silktim.

"Kimseye durduk yere laf atamazlar."

Kutay birkaç saniye sustu. Sonra sırıttı.

"Yine yargı dağıtmak içindi yani?."

"Kendime de yanımdaki insana da küfür ettirmem."

"Ben alışkındım bu şerefsizlere"

"Olma Kutay, olmayacaksın artık."

“Artık mı?”

Kutayın sorusuna cevap vermeden konuyu dağıttım.

Nihayet restorana geldiğimizde ikimiz de birer hamburger sipariş ettik Kutay bana okulda yaptıklarından bahsetti

“Aslında ben de isterdim üniversite okumayı.”

“Ya, neden okumadın ki?”

“Her şeyi sorma.”

“Yanlış bir şey mi dedim?”

“Herkesin hayattaki yazgısı bir olmuyor işte.”

Bu mevzuyu düşünmeyeli belki 5 sene olmuştu ama bugün kampüse gelince biraz içim burkulmuştu.

“Hangi bölümü okumak isterdin peki? Sakıncası yoksa”

“Bilmem işletme falan herhalde.”

“Hala imkansız değil Eren.”

“27 yaşına geldim artık bundan sonra mezarda”

“Oha bir an unutmuştum aramızda 6 yaş olduğunu, genç de duruyorsun”

“Tabi”

Oha mı? Niye oha dedi ki? Beni kendine göre yaşlı mı buluyordu ne alaka şimdi bu tepki amk.

Ben de çocuğu nikahıma almayacağım ya düşündüğüm şeye bak.

Sanayiye gitmeden önceki bu küçük buluşma beni gereksizce iyi hissettirmişti.

Ve bu, hayatımda başıma gelen en tehlikeli şey olabilirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.