Karadeniz’in serin ama iç ferahlatan esintisi yüzlerine çarparken Alisa, aniden durdu. Gözleri bir anlığına karardı, nefesi düzensizleşti. Elini karnına bastırdı, yüzüne acı bir ifade yerleşti. > “Yiğit…” diye fısıldadı, sesi güçsüzdü. “Midem… karnım çok kötü oldu yine…” Yiğit bir adım geriden geliyordu ama Alisa’nın bu halini görünce hemen yanı başına çöktü. Gözleri hızla onun yüzünde gezindi. Alnındaki teri görünce kalbi sıkıştı. > “Alisa?” Eliyle onun yanağını tuttu, sesi endişeyle çatallaştı. “Güzelim, iyi misin? Rengin bembeyaz…” Alisa gözlerini kapatıp derin bir nefes almaya çalıştı ama midesi dalgalanıyordu. Sanki içinde bir şey dönüp duruyordu. Burnunu kırıştırıp başını salladı. > “Geçer… şimdi biraz geçsin…” Ama Yiğit çoktan kararlıydı. Alisa’nın direncini bildiği için sesi yumuşak ama kararlı çıktı: > “Hayır. Bu geçecek bir şey değil artık. Ne zamandır böyleyiz. Gel, hemen hastaneye gidiyoruz. Beklemek yok.” > “Yiğit… lütfen, abartma…” Alisa sesi titreyerek fısıldadı. “Sadece bir mide bulantısı—” > “Alisa,” diye sözünü kesti Yiğit. Gözlerinin içine baktı, sesi sakin ama doluydu. “Güzelim, lütfen. Bir şey çıkmazsa da ben içim rahat etsin istiyorum. Beni düşünme, olur mu? Senin iyi olman önemli.” Alisa birkaç saniye baktı ona. Gözlerinde hem suçluluk hem de yorgunluk vardı. Sonunda sessizce başını eğdi. > “Tamam… ama… yanımda kal. Ne olursa olsun.” Yiğit kollarını açıp onu nazikçe kendine çekti. Alisa, başını onun göğsüne yasladığında gözlerini kapadı, içi az da olsa rahatladı. > “Her saniye. Bırakmak aklımın ucundan bile geçmez,” dedi Yiğit, onun saçlarını usulca okşarken. “Sen iyi olana kadar tek bir adım bile ayrılmam.” Onu kucaklamadı, ama kolunu nazikçe beline dolayıp beraberce arabaya yürüttü. Hava serinleşmişti ama ikisinin arasında sıcak bir bağ vardı artık.
Bölüm 48
48. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.