Alisa’nın yürüyüşü zorlaşınca, Yiğit daha fazla dayanamadı. Kararlılıkla eğilip onu kucağına aldı. Alisa önce itiraz edecek gibi oldu ama Yiğit’in ciddi bakışları karşısında sustu. Başını onun göğsüne yasladı, kalbinin güçlü atışını duyuyordu. Yiğit hızlı ama dikkatli adımlarla arabaya doğru yürüdü. Arabaya vardığında kapıyı açıp, Alisa’yı özenle yolcu koltuğuna oturttu. Emniyet kemerini takarken bile gözleri onun yüzünden ayrılmıyordu. Tam arabaya binmek üzereyken Alisa, elini onun koluna koydu. > “Yiğit… lütfen… eve sür. Biraz dinleneyim… Eğer bir daha olursa… o zaman gideriz hastaneye, olur mu?” dedi sesi yorgun ama sakin. Yiğit direksiyona geçmeden önce derin bir nefes aldı. Gözlerini birkaç saniyeliğine kapadı, sonra ona döndü. > “Alisa, emin misin? Gerçekten iyi olduğunu düşünüyorsan… tamam,” dedi kısık ama uysal bir sesle. “Ama… güzelim, bir daha olursa... seni anında götürürüm, tamam mı? İnat falan dinlemem artık.” Alisa hafifçe başını salladı. Dudaklarının kenarında zoraki bir gülümseme belirdi. > “Söz.” Yiğit motoru çalıştırdı, eli hâlâ hafifçe onun dizinde. Göz ucuyla ona baktı. > “Beni korkutuyorsun bazen. Lütfen, kendini benim yerime koy. Senin başına bir şey gelirse ben...” Alisa gözlerini kapadı, başını koltuğun arkasına yasladı. > “Sadece biraz yorgunum, Yiğit. Birlikte eve gidelim… sonrasına bakarız…” Yiğit, onun başını okşarken motoru çalıştırdı ve dikkatlice yola çıktı. Dışarıda Karadeniz’in koyu maviliği, uzakta kıvrılan dağ yolları... Ama içlerinde bir tek şey vardı şu an: birbirlerini kaybetme korkusu.
Bölüm 49
49. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.