İçeriğe geç

Kırılma noktası

Bölüm 47 · 1 dk okuma

Kırılma noktası

Bölüm 47

47. Bölüm

Rize’nin yaylaları arasında kıvrılan yolda yürüyordu ikisi. Hava tertemizdi, çimenler yeni ıslanmış gibiydi, mis gibi toprak ve orman kokusu etraflarını sarmıştı. Uzakta sis dağlara oturmuştu, ama güneş aralardan parlıyordu. Alisa’nın saçları rüzgârla hafifçe savruluyordu, Yiğit ise bir eli cebinde, diğer eliyle onun elini sımsıkı tutuyordu. Alisa gözlerini manzaraya dikti: > “Burası… huzur gibi. Sanki tüm dünya buradan uzak.” Yiğit, onun bakışlarını izledi, sonra kısık sesle: > “Sen yanımdayken her yer cennet gibi zaten.” Alisa hafifçe gülümsedi, sonra uzakta küçük bir ahşap kulübeyi gösterdi: > “Orada oturabilir miyiz? Biraz dinlenmek istiyorum.” > “Tabii ki karıcığım, gel.” Kulübeye doğru yürüdüler. Önünde ufak bir bank vardı. İkisi yan yana oturdu. Kuş sesleri, rüzgârın ağaçlarla dansı, arada bir gelen keçi çanlarının sesi… her şey gerçek dışı gibiydi. Alisa başını Yiğit’in omzuna yasladı: > “Biliyor musun… belki de ilk defa bu kadar güvende hissediyorum.” Yiğit ona baktı, parmak uçlarıyla saçlarını okşadı: > “Ve sonsuza kadar da öyle hissedeceksin. Ben yanındayım.” Bir süre sessizce oturdular. Rüzgârla birlikte içleri de hafifledi. Alisa gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı. > “Keşke zaman burada dursa…” Yiğit gülümsedi: > “Dursa… ve senin gözlerinle sabitlense. Hiçbir şey değişmesin.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.