Yiğit, Alisa’nın gözlerine bakarak derin bir nefes aldı. Kelimeleri, hissettiklerinden daha ağır, daha net bir şekilde dökülüyordu. Aralarındaki mesafeyi bir kez daha hissettiriyordu ama yine de Alisa'nın sorgulayıcı bakışları altında cesurca konuşmaya başladı. > "Sen benim karımsın, Alisa," dedi Yiğit, sesi kararlıydı. "Haberin olmadan olmuş olabilir, ama gerçeği değiştirmez. Sen karımsın ve bunu sana anlatmak, seni korumak için yapmak zorundayım. Bunu sana söylememin tek nedeni de bu." Alisa, bu sözlerle şaşkınlıkla başını kaldırdı. İki kelime, bir ömür kadar derin bir anlam taşıyordu. "Senin karın" demek, ne kadar zayıf da olsa, ne kadar eksik bir belleğe sahip olsa da, içinde farklı bir yankı uyandırıyordu. Ama neden? Neden bir kayıttan, bir belgeden ibaret değildi bu cümle? Ne olursa olsun, bir şekilde, bu ilişkiyi bu kadar önemli yapan neydi? > "Ama... nasıl olabilir?" diye sordu Alisa, hala kafası karışıktı. "Bir şeyler eksik. Ben nasıl olabilirsem, senin karın olabilirim? Bu nasıl bir şeydi? Ne demek bu? Bir şekilde olmamalıydı, değil mi?" Yiğit, Alisa'nın ruh halini tam olarak anlayabiliyordu. O kadar zorlu bir durumda olduğu belliydi, ama kararlıydı. Sözlerinin altındaki gerçekliği, geride bıraktığı hayaletleri hissettiriyordu. > "Bunu sana anlatmak zorundayım, Alisa," dedi Yiğit, gözlerini sabırla Alisa'dan ayırmadan. "Sana her şeyi anlatmalıyım çünkü seni korumak için bir şeyler yaptım. Her şeyin başındaydık, ve belki de hatırlamamanın bir nedeni vardı. Ama şimdi bu, seninle bu yolu birlikte yürümek için önemli. Bunu sana açıklamak zorundayım, senin güvenini kazanmam gerekiyor." Alisa, Yiğit’in söylediklerini sindirmeye çalıştı. Her kelime, zihnindeki boşlukları biraz daha dolduruyordu ama hâlâ anlamadığı çok şey vardı. Yiğit’in onu korumak için yaptığı şeyin büyüklüğünü fark etmeye başlamıştı ama bunun ne kadar doğru olduğu konusunda hâlâ şüpheleri vardı. > "Ama, Yiğit... Eğer bunu yapıyorsan, gerçekten güvenebilir miyim?" dedi Alisa, gözlerinde bir soru işaretiyle. "Beni bir şekilde korumaya çalışıyorsan, o zaman ben neyi hatırlamıyorum? Neden bana her şey bu kadar gizli tutuldu?" Yiğit, başını yavaşça sallayarak, Alisa'ya daha yakınlaştı. Her şeyin kaybolmuş olması, hatırlanması gereken anların peşinden sürüklenecek kadar karışık hisler yaratıyordu. Ama bunun üstesinden gelmesi gerektiğini biliyordu. > "Gerçekten, Alisa," dedi Yiğit, sesi yumuşayarak. "Bir şeyleri bilmeni istiyorum. Ne olursa olsun, aramızdaki bağ gerçekten var. Ve seni korumak için her şeyi yapacağım." Alisa, Yiğit’in ciddiyetini ve kararlılığını hissederek derin bir nefes aldı. Belki de doğru olanı duymak, belki de biraz daha güvenmekti. Şimdi en çok ihtiyaç duyduğu şey, güvenmekti. Ama bu güveni neye, kimseye tam olarak veremiyordu. ---
Bölüm 24
24. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.