İçeriğe geç

Kırılma noktası

Bölüm 22 · 1 dk okuma

Kırılma noktası

Bölüm 22

22. Bölüm

Alisa başını pencereye yaslamıştı. Göz kapakları ağırlaştı, nefesi yavaşladı. Yolun ritmik sesi ve arabanın hafif sarsıntısı arasında, bilinci giderek silikleşti. Son bir kez gözlerini araladı, Yiğit’in profilini izledi… sonra karanlıkta kayboldu. Uyumuştu. Yiğit kısa bir bakış attı ona, ardından hafifçe iç çekti. Gülümsedi ama yorgundu: > “Oh şükür… uyudu sonunda. Biraz sessizlik fena olmazdı… İnatçı, dik kafalı ama... bir o kadar da kırılgan.” “Irın kırın edip durmayacak en azından bir süre…” Elini direksiyona daha sıkı bastı. Bir an için yolun kenarına değil, geçmişe bakar gibiydi. Gözlerinde özlemle karışık bir suçluluk vardı. > “Keşke her şeyi hatırlasan da... bu kadar çok savaşmak zorunda kalmasan.”

“Rize – Malikane” Gecenin karanlığında devasa malikane, ışıklarıyla çevresini aydınlatıyordu. Uzun yolculuğun ardından araba geniş bahçeye sessizce girdi. Yiğit motoru durdurduğunda, Alisa hâlâ derin uykudaydı. Solgun yüzü cama dönüktü, nefesi huzurluydu ama bedenindeki yorgunluk her hâlinden belliydi. Yiğit, yavaşça onun kemerini çözdü. Sessizce eğilip kollarının arasına aldı. Alisa hiçbir şeyin farkında değildi; sadece onun kollarında daha da derin bir uykuya gömüldü. Adımlarını dikkatli attı. Malikane çalışanları, Yiğit’i görünce kapıya yöneldi. > “Hoş geldiniz Yiğit Bey.” “Bir şey ister misiniz?” Yiğit başını hafifçe salladı. > “Hayır. Sadece sessiz olun. Alisa’yı uyandırmak istemiyorum.” “Ama... eğer uyanır ve başı hâlâ ağrırsa... hafif bir ağrı kesici verin. Ağır bir şey değil. Vücudu hassas.” Hizmetçiler başlarını öne eğerek “Elbette Yiğit Bey” dediler. Yiğit, üst kata çıktı. Geniş yatak odasına ilerledi, perdeler kapalıydı, odada loş bir ışık vardı. Alisa’yı yavaşça yatağa yatırdı. Üzerini örttü. Bir an durup onu izledi… ardından sessizce kapıyı kapatıp dışarı çıktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.