Alisa, midesi biraz rahatlayınca elleriyle klozetin kenarından destek alarak doğrulmaya çalıştı. Yorgundu, ama aynı zamanda boğazına düğümlenen şey kusmaktan değil… yaşadıklarından geliyordu. Başını yavaşça Yiğit’e çevirdi. Gözleri hâlâ doluydu, yanaklarında yaş izleri vardı. Birkaç saniye boyunca bakıştılar. Sessizlik, duvar gibi aralarında yükselmişti… ta ki Alisa başını öne eğip yavaşça Yiğit’in omzuna yaslanana kadar. Titrek bir sesle fısıldadı: > “Teşekkür ederim… gerçekten… teşekkür ederim…” Yiğit bir an afalladı, ama sonra kollarını yavaşça Alisa'nın etrafına doladı. Onu sıkmadan, sadece hissettirsin diye… sıcak, koruyucu bir sarılışla tuttu. Alisa’nın omzuna başını yaslaması, yıllardır içinde tuttuğu o “biri beni anlasın” duygusunun patlamasıydı adeta. Yiğit sadece bir cümle kurdu, ama sesi kararlıydı: > “Artık yalnız değilsin, Alisa.” O an, iki yaralı ruh birbirine bir adım daha yaklaşmıştı. Belki bu sadece bir başlangıçtı… ama en önemlisi, doğru bir başlangıçtı.
Bölüm 10
10. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.