Alya o gün eve nasıl döndüğünü bile hatırlamıyordu. Ne bastığı taşları, ne de gözlerinden düşen yaşları… Ayakları buz pistinden kaçtı ama aklı… hâlâ oradaydı. O an… O kelime… “Ben seni hep sevdim.” Odamın kapısını kapatırken aynada kendime baktım. Gözlerim kızarmıştı. Saçlarım darmadağın. İçimde ise karmaşık bir fırtına… Ne hissedeceğimi, ne düşüneceğimi bilmiyordum. “Ben… sadece arkadaşız sanmıştım.” Yatağıma uzandım. Tavana baktım. Mert’in sesi geldi bu kez: “Ben riske girerim. Sevdiğimi söylerim.” Elimle başımı kapadım. “İkiniz de… beni ikiye böldünüz.” Kalbimin bir yanı ağlıyordu, diğer yanı ise öfkeliydi. Mert bana ilk adımı atan olmuştu, evet. Dürüst görünüyordu. Ama o gün… o çocukla dalga geçtiğinde, bakışlarındaki küçümseme… hâlâ içimi yakıyor. Uraz ise… Sessizliğini koruyan, beni hep uzaktan izleyen… o bembeyaz saçlı çocuk. Soğuk ama koruyucu. Mesafeli ama anlayan. Güvensiz ama güven veren. “Beni böyle uzun süre sevmiş… ve hiçbir şey söylememiş…” Kalktım. Pencereye yürüdüm. Dışarıda kar yağıyordu. Buz pistindeki antrenmanlar geldi gözümün önüne. Uraz’la beraber düşüp güldüğümüz anlar… O, beni kaldırırken elimi sıkıca tutuşu… Bir şey söylemeden gözümün içine bakışı… “Seni kaybetmekten korkmuş…” Kalbim sızladı. “Ama şimdi… belki de… gerçekten kaybettik birbirimizi.” O gece uykum gelmedi. Sadece Uraz’ı düşündüm. Ve ilk defa… Mert’in sözleri kulağıma değil, kalbime ağır geldi. Uraz’ın sessizliği… çok daha derin, çok daha gerçekti.
Bölüm 10
Bölüm 10: Sessizlikte Çığlık
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.