Okul çıkışı...
Ege söz verdiği gibi Duru'yu okulun karşısındaki küçük kafeye götürdü.
Pencere kenarındaki masaya oturdular.
Garson siparişlerini aldıktan sonra Ege, Duru'nun elini tuttu.
"Neden bugün çok dalgınsın?"
"Hiç..."
"Emin misin?"
Duru birkaç saniye sustu.
"Son zamanlarda garip şeyler oluyor."
"Nasıl şeyler?"
"Boş ver."
Ege gülümsedi.
"Ben varken hiçbir şeyden korkma."
Duru da gülümsedi.
Belki de gerçekten kuruntu yapıyordu.
---
Aynı saatlerde...
Okulun arka bahçesinde Melis telefonla konuşuyordu.
"Evet..."
"Merak etme."
"Henüz hiçbir şey anlamadı."
Karşı taraftaki kişi bir şey söyledi.
Melis etrafına bakındı.
"Tamam, sonra konuşuruz."
Telefonu kapattığı sırada uzakta birinin kendisini izlediğini fark etti.
Aras...
İkisi birkaç saniye göz göze geldi.
Melis hiçbir şey söylemeden hızla oradan uzaklaştı.
Aras ise kaşlarını çattı.
"Demek işin içinde sen varsın..."
diye fısıldadı.
---
Ertesi gün...
Duru sınıfa girdiğinde Melis her zamanki gibi neşeliydi.
"Bugün alışverişe gidelim mi?"
"Olur."
Ege de yanlarına geldi.
"Akşam ben gelemem."
"Neden?" diye sordu Duru.
"Babamla toplantımız var."
"Tamam."
Ege, Duru'nun yanağına hafifçe dokunup sınıftan çıktı.
Tam o sırada Aras kapının önünde duruyordu.
Ege ile göz göze geldiler.
İkisi de hiçbir şey söylemedi.
Ama aralarında tarif edilemeyen bir gerginlik vardı.
---
Öğle arasında Duru kantine giderken Aras yanına yaklaştı.
"Konuşabilir miyiz?"
Duru şaşkınlıkla durdu.
"Benimle mi?"
"Evet."
İkisi okul bahçesindeki sessiz banklardan birine oturdu.
Aras derin bir nefes aldı.
"Belki bana inanmayacaksın."
"Ne oldu?"
"Sadece dikkatli ol."
"Neden herkes bana bunu söylüyor?"
Aras başını eğdi.
"Şimdilik daha fazlasını söyleyemem."
"Ne saklıyorsun?"
Aras cevap vermedi.
Tam ayağa kalkıp giderken sadece tek bir cümle kurdu.
"Gerçek ortaya çıktığında... canın çok yanacak."
Duru donup kaldı.
İlk kez...
Kalbi korkudan bu kadar hızlı atıyordu.
