Ege'nin sözleri daha havada asılı kalmıştı.
Bir anda havalimanının önünde iki siyah minibüs sert bir frenle durdu.
Kapılar açıldı.
Yüzlerini şapkalar ve maskelerle gizleyen birkaç kişi hızla kalabalığa doğru ilerledi.
"Çabuk!" diye bağırdı içlerinden biri.
Herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken büyük bir panik başladı.
"Aras!" diye seslendi Duru.
Aras hemen Duru'nun elini tuttu.
"Ayrılma!"
Tam o sırada kalabalık ikiye bölündü.
İnsanlar kaçışmaya başladı.
Ata, Duru'ya doğru koştu.
"Bu tarafa!"
Duru bir an Aras'a baktı.
Tam ona ulaşacakken kalabalığın arasında gözden kaybetti.
"Aras!"
Cevap gelmedi.
Melis de korkuyla etrafına bakıyordu.
"Ata!"
Ata, Duru'nun kolundan tutup güvenli olduğunu düşündüğü bir acil çıkış koridoruna yöneldi.
"Önce buradan çıkmalıyız!"
Duru gözyaşları içinde arkasına bakıyordu.
"Aras!"
"Ege!"
"Melis!"
Ama kalabalığın ve gürültünün arasında kimse görünmüyordu.
---
Birkaç dakika sonra...
Ata ile Duru havalimanının arka tarafındaki boş otoparka ulaştılar.
İkisi de nefes nefeseydi.
Duru titreyen sesiyle konuştu.
"Onları göremiyorum..."
Ata tekrar giriş kapısına baktı.
Orada sadece siren sesleri ve koşuşturan insanlar vardı.
"Telefonlarını ara."
Duru hemen Aras'ı aradı.
Telefon çalıyordu...
Ama açan yoktu.
Melis...
Cevap vermiyordu.
Ege...
Telefon kapalıydı.
Duru'nun elleri titremeye başladı.
"Hayır..."
"Hayır, lütfen..."
Ata omzuna elini koydu.
"Onları bulacağız."
Duru gözyaşlarını silmeye çalıştı.
"Ona söz vermiştim..."
"Aras'ı yalnız bırakmayacaktım."
Ata kararlı bir sesle konuştu.
"Şimdi sakin ol."
"Polise bildireceğiz."
"Ne olduysa birlikte çözeceğiz."
Tam o sırada Duru'nun telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.
«"Onları aramayın. Üçü de bizimle."»
Duru'nun yüzü bembeyaz kesildi.
Ata mesajı okudu.
İkisi de birbirine baktı.
Artık emindiler.
Aras, Melis ve Ege ortadan kaybolmuştu.
Ve onları bulabilecek tek kişiler...
Ata ile Duru'ydu.