Ata, Melis'in yüzünün bir anda bembeyaz kesildiğini görünce endişeyle ayağa kalktı.
"Melis."
"İyi misin?"
Melis titreyen elleriyle telefonunu Ata'ya uzattı.
"Numara gizli değildi..."
"Ama kayıtlı da değil."
Ata ekrana baktı.
Yabancı bir numaraydı.
"Ne söyledi?"
Melis derin bir nefes aldı.
"'Ege'nin dönüşünü engellemeye çalışma.' dedi."
Ata kaşlarını çattı.
"Peki neden seni arasınlar?"
"Hiçbir fikrim yok."
"Belki de biri kötü bir şaka yapıyordur."
Melis başını iki yana salladı.
"Sesindeki ciddiyet hiç öyle değildi."
---
Aynı saatlerde...
Duru ile Aras evde akşam yemeği hazırlıyordu.
Duru makarnayı süzerken Aras masayı hazırlıyordu.
Bir anda Duru'nun telefonu çaldı.
Ekranda yine yurt dışı kodlu bir numara vardı.
Duru, Aras'a baktı.
"Sanırım Ege."
Aras başını salladı.
"Aç."
Duru telefonu açtı.
"Alo?"
Karşı taraftan Ege'nin sesi geldi.
«"Rahatsız etmiyorumdur umarım."»
"Hayır."
«"Bir şey söylemeyi unuttum."»
"Nedir?"
«"Türkiye'ye yalnız dönmüyorum."»
Duru şaşırdı.
"Ne demek istiyorsun?"
«"Yanımda biri olacak."»
"Kim?"
Ege birkaç saniye sustu.
«"Havaalanında görürsün."»
Telefon kapandı.
Duru düşünceli bir şekilde telefonu masaya bıraktı.
Aras merakla sordu.
"Ne dedi?"
"Dönüşte yanında biri olacakmış."
"Kim olduğunu söylemedi."
Aras'ın içinde tarif edemediği bir huzursuzluk oluştu.
"Ege kolay kolay sürpriz yapmaz."
"Demek ki önemli biri."
---
O gece...
Ege, uçağına binmeden önce havalimanında bekliyordu.
Yanındaki genç adam bavulunu kapattı.
"Hazır mısın?"
Ege camdan dışarı baktı.
"Hayır."
"Ama gitmem gerekiyor."
Genç adam omzuna dokundu.
"Bu kez geçmişten kaçma."
Ege hafifçe gülümsedi.
"Kaçmayacağım."
"Bu kez her şeyle yüzleşeceğim."
Ve uçağın kalkış anonsu yapılırken...
Kimsenin tanımadığı o genç adam da Ege'yle birlikte Türkiye'ye doğru yola çıktı.