Sahilde yürüyüş devam ediyordu.
Melis önde yürürken Ata onun yanındaydı.
Birkaç adım geride ise Duru ile Aras el ele yürüyordu.
Rüzgâr hafifçe eserken Duru saçlarını düzeltmeye çalıştı.
Aras gülümseyerek onun yüzüne düşen bir tutam saçı kulağının arkasına bıraktı.
"Şimdi daha iyi."
Duru utandı.
"İnsanların içinde yapma."
"Neden?"
"Utanıyorum."
Aras gülerek Duru'nun elini biraz daha sıkıca tuttu.
"Alışacaksın."
Melis arkasını dönüp onlara baktı.
"Ne fısıldaşıyorsunuz?"
Duru gülümseyerek,
"Söylesek büyüsü kaçar."
Dördü de gülmeye başladı.
Bir süre sonra sahilde küçük bir fotoğraf standı gördüler.
Standın önünde, "Anı Fotoğrafı – 4 Kare" yazıyordu.
Melis heyecanlandı.
"Hadi fotoğraf çekilelim!"
Ata da gülümsedi.
"Bence güzel fikir."
Fotoğraf kabinine önce Melis ile Ata geçti.
Ardından Duru ile Aras.
İlk karede ikisi de kameraya gülümsedi.
İkinci karede Aras, Duru'ya komik bir yüz ifadesi yaptı.
Duru kahkahasını tutamadı.
Üçüncü karede Duru, Aras'ın omzuna yaslandı.
Son kare çekilecekken Aras yavaşça fısıldadı.
"Mutlu musun?"
Duru gözlerinin içine baktı.
"Çok."
Tam o anda flaş patladı.
O an, küçük fotoğraf şeridine sonsuza kadar işlendi.
Kabinden çıktıklarında Melis fotoğraflara bakıp gülümsedi.
"Çok yakışıyorsunuz."
Duru teşekkür ederken Ata da sessizce fotoğraflara baktı.
İçinden geçen tek cümleyi kimse duymadı.
"Yeter ki hep böyle mutlu olsun..."
Ama kader...
Onlar için henüz son sözünü söylememişti.