Yağmur camlara hafif hafif vuruyordu.
Duru, salondaki koltuğa kıvrılmış, battaniyenin altından dışarıyı izliyordu.
Aras mutfaktan iki kupa sıcak çikolatayla geldi.
"Biri senin."
Duru kupayı alıp gülümsedi.
"Teşekkür ederim."
Aras yanına oturdu.
İkisi de bir süre konuşmadan yağmuru izledi.
"Ne düşünüyorsun?" diye sordu Aras.
Duru kupasından bir yudum aldı.
"Eskiden yağmur bana hep kötü anıları hatırlatırdı."
"Şimdi?"
"Şimdi... huzur veriyor."
Aras gülümsedi.
"Demek işe yaramış."
"Ney?"
"Her yağmur yağdığında seni dışarı çıkarıp yürütmem."
Duru kahkaha attı.
"Biraz delisin."
"Biraz."
İkisi de gülmeye başladı.
Bir anda elektrikler kesildi.
Ev karanlığa gömüldü.
Duru irkilerek Aras'ın koluna tutundu.
"Yine mi?"
Aras hafifçe güldü.
"Korktun mu?"
"Biraz."
"Gel."
Telefonunun fenerini açtı.
Birlikte balkona çıktılar.
Şehrin büyük kısmı karanlıktaydı.
Sadece uzaktan geçen arabaların farları görünüyordu.
Yağmur yavaş yavaş dinmeye başlamıştı.
Aras sessizce Duru'ya döndü.
"Duru..."
"Hı?"
"Hayatımın en zor gününde karşıma çıkan en güzel şey sendin."
Duru'nun kalbi hızlandı.
"Aras..."
"Bir şey söyleme."
"Sadece şunu bil."
"Yanında olmak bana yetiyor."
Duru gözlerini ondan ayırmadı.
Yavaşça bir adım attı.
Aralarındaki mesafe neredeyse tamamen kapanmıştı.
Elini Aras'ın yanağına koydu.
"İyi ki varsın."
Aras usulca Duru'nun elini tuttu.
İkisi de birkaç saniye birbirlerinin gözlerinin içine baktılar.
Sonra Duru, utangaç bir gülümsemeyle Aras ile uzun süre öpüştü.
İkisi de gülümseyerek geri çekildi.
Tam o sırada elektrikler yeniden geldi.
Salon ışığı bir anda yandı.
Duru gülerek yüzünü elleriyle kapattı.
"Sanırım bunu ışıklar gelmeden yapmalıymışız."
Aras kahkaha attı.
"Ben yine de bu anı hiç unutmayacağım."
İkisi el ele salona dönerken, dışarıdaki yağmur tamamen durmuştu.
Ama ikisinin kalbinde yeni başlayan hikâye daha yeni filizleniyordu.