Terminaldeki sessizlik giderek ağırlaşıyordu.
Duru, Aras, Ata ve Ege...
Dördü de aynı yerdeydi.
Kimse ne söyleyeceğini bilmiyordu.
Tam o sırada terminalin girişinden aceleyle koşan bir kız göründü.
"Ege!"
Herkes aynı anda o tarafa döndü.
Melis...
Nefes nefese yanlarına geldi.
Gözleri doluydu.
"Ege... Telefonlarını neden açmıyorsun?"
Ege şaşkınlıkla ona baktı.
"Melis, senin burada ne işin var?"
"Benim ne işim var mı?"
Melis'in sesi titriyordu.
"Sen sabahtan beri ortadan kayboldun."
"Arıyorum, mesaj atıyorum..."
"Tek kelime cevap vermiyorsun."
Duru sessizce olanları izliyordu.
Melis'in bakışları bir anda Duru'ya kaydı.
Sonra tekrar Ege'ye döndü.
"Beni burada bunun için mi bıraktın?"
"Ege..."
"Sen hâlâ onun peşinden mi gidiyorsun?"
Ege cevap veremedi.
Sessizliği her şeyi anlatıyordu.
Melis acı acı gülümsedi.
"Demek doğruymuş..."
"Ege, konuşalım."
"Melis..."
"Hayır!"
Bir anda elini kaldırdı.
Şlak!
Tokadın sesi terminalde yankılandı.
Ege başını yana çevirdi.
Kimse tek kelime edemedi.
Melis'in gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
"Ben senin sevgilindim!"
"Sana güvendim!"
"Sen ise ilk fırsatta yine Duru'nun peşine koştun."
Ege başını öne eğdi.
"Özür dilerim..."
"Özür mü?"
Melis hıçkırarak konuştu.
"Ben hiçbir zaman kalbindeki kişi olamadım."
"Çünkü sen..."
"...hep Duru'yu sevdin."
Duru duydukları karşısında donup kalmıştı.
Aras sessizce Duru'nun yanında dururken, Ata olan biteni dikkatle izliyordu.
Melis gözyaşlarını sildi.
Yüzüğünü parmağından çıkarıp Ege'nin avucuna bıraktı.
"Bugün bitti."
"Artık ne ben senin sevgiliniyim..."
"...ne de sen benim."
Bunu söyledikten sonra arkasını döndü.
Kimseye bakmadan terminalden çıktı.
Arkasında ise derin bir sessizlik bıraktı.
Ve o sessizlikte...
Ege ilk kez gerçekten her şeyini kaybettiğini hissetti.