Aras, Duru'nun bindiği taksiyi gözden kaybolana kadar izledi.
İçindeki huzursuzluk giderek büyüyordu.
"Ne oldu da bu kadar telaşlandı?"
Tam cebine telefonunu koyacakken telefonu çaldı.
Arayan...
Ege.
Aras birkaç saniye düşündü, sonra aramayı açtı.
"Ne var?"
«"Duru yanında mı?"»
"Hayır."
«"Az önce yanından ayrıldı, değil mi?"»
"Evet."
«"Nereye gittiğini biliyor musun?"»
"Hayır."
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Ege derin bir nefes aldı.
«"Ata geldi."»
Aras'ın yüzündeki ifade değişti.
"Ne dedin?"
«"Ata, şehre geri döndü."»
«"Duru'yu aramış."»
«"Şu an otobüsle geliyor."»
Aras istemsizce yumruğunu sıktı.
"Demek bu yüzden..."
«"Evet."»
«"Duru büyük ihtimalle terminale gidiyor."»
Aras gözlerini kapattı.
"Ata nasıl biri?"
Ege acı bir gülümsemeyle cevap verdi.
«"Onu tanımıyorum."»
«"Ama bildiğim tek şey var."»
«"Duru onu hiçbir zaman tam anlamıyla unutamadı."»
Bu söz, Aras'ın kalbine ağır bir taş gibi oturdu.
"Teşekkür ederim."
Telefonu kapattı.
Denize doğru baktı.
İçinden tek bir cümle geçti.
"Demek gerçek rakibim sensin, Ata..."
O sırada şehirlerarası otobüs, terminale girmek üzereydi.
Ve Duru, yıllardır görmediği kişiye kavuşmasına sadece birkaç dakika uzaklıktaydı.