KIRIK YEMİN
12. Bölüm – Güvenin Bedeli
Sabahın ilk ışıkları henüz şehrin üzerine düşmemişti.
Duru, yatağının kenarında oturmuş telefon ekranına bakıyordu.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı.
Aklında tek bir şey vardı:
Kerem'e gerçekten güvenebilir miydi?
Dün arşiv odasında onunla aynı tarafta durmuştu.
Ama bugün...
Babasıyla Kerem'in arasındaki düşmanlık yeniden yüzeye çıkmıştı.
Duru telefonunu kapatıp ayağa kalktı.
Tam odasından çıkacakken kapının önünde Kaan'ı gördü.
"Baba?"
Kaan elindeki dosyayı ona uzattı.
"Bugün bunu sen götüreceksin."
Duru dosyayı aldı.
"Nereye?"
"Altunay Holding'e."
Duru'nun yüzündeki ifade anında değişti.
"Oraya mı?"
"Evet."
Kaan gözlerini kızından ayırmadı.
"Kerem'e güvenmediğini biliyorum."
Duru sessiz kaldı.
Kaan devam etti:
"Ve özellikle bugün ona güvenmemen gerekiyor."
Duru dosyaya baktı.
"Neden?"
Kaan'ın cevabı kısa oldu.
"Çünkü bazı insanlar sana yardım ederken bile kendi hesabını yapar."
Duru hiçbir şey söylemedi.
Ama babasının sözleri içine oturmuştu.
---
Bir saat sonra...
Altunay Holding.
Duru binaya girdiğinde Kerem onu kapıda gördü.
Şaşırdı.
"Sen?"
Duru elindeki dosyayı kaldırdı.
"Babam gönderdi."
Kerem'in yüzündeki ifade değişti.
"Ne istiyor?"
"Dosyayı sana vermemi."
Kerem dosyayı aldı.
Kapağını açtı.
Birkaç sayfaya göz gezdirdi.
Sonra Duru'ya baktı.
"Bu dosyanın burada ne işi var?"
Duru kaşlarını çattı.
"Ben de onu bilmiyorum."
Kerem bir sayfayı tekrar inceledi.
"Bu bizim şirketin iç yazışmalarından biri."
Duru şaşırdı.
"Ne?"
Kerem dosyayı ona çevirdi.
"Bu belge Sancaktar Holding'de olmamalı."
Duru'nun yüzündeki şaşkınlık büyüdü.
"Babam bunu bana verdi."
Kerem birkaç saniye sustu.
Sonra alçak sesle konuştu:
"Ya baban da kandırılıyorsa?"
Duru cevap veremedi.
Çünkü ilk kez...
Kendi ailesinin de bu oyunun içinde kullanılabileceği ihtimalini düşünmüştü.
Kerem dosyayı kapattı.
"Bu iş düşündüğümüzden daha büyük."
Duru gözlerini ona dikti.
"Ve şimdi ne yapacağız?"
Kerem ona baktı.
Bu kez yüzünde alay yoktu.
"Sana güvenip güvenemeyeceğime karar vereceğim."
Duru'nun kaşları çatıldı.
"Ben de aynı şeyi senin için düşünüyorum."
İkisi birkaç saniye boyunca birbirine baktı.
Sonra Kerem dosyayı masaya bıraktı.
"Öyleyse..."
"...kim önce yalan söylerse kaybeder."
Duru başını kaldırdı.
"Anlaştık."
İkisi el sıkışmadı.
Bu kez birbirlerine sadece baktılar.
Çünkü ikisi de biliyordu:
**Bu güven, kaybedilirse aralarındaki her şeyi yeniden düşmanlığa çevirebilirdi.**
Önce web üzerinden kısa bir kontrol yaptım; devamı romanın kendi akışına göre yazıyorum.
Duru, masanın üzerindeki dosyaya bakmaya devam etti.
Bir türlü anlam veremiyordu.
"Bu belge gerçekten sizin şirketinize aitse..." dedi yavaşça, "babamın eline nasıl geçti?"
Kerem cevap vermedi.
Dosyanın son sayfasını çevirdi.
Belgenin altında küçük bir tarih vardı.
Üç ay önce.
Kerem'in yüzü değişti.
"Ne oldu?" diye sordu Duru.
"Bu dosya üç ay önce hazırlanmış."
"Evet."
"Fakat bu belgenin içindeki bilgiler, bizim şirketin yönetim kurulunda yalnızca beş kişinin bildiği bilgiler."
Duru'nun kaşları çatıldı.
"Yani?"
"Yani bunu dışarıdan birinin öğrenmesi çok zor."
Duru bir süre düşündü.
"İçeriden biri."
Kerem başını salladı.
"Muhtemelen."
Duru kollarını göğsünde birleştirdi.
"Az önce bana güveneceğini söyledin."
"Söyledim."
"O zaman bunu neden benden saklamıyorsun?"
Kerem gözlerini ona çevirdi.
"Senden saklamıyorum."
"Öyleyse?"
"Kim olduğunu bilmediğim birine güvenmek istemiyorum."
Duru hafifçe güldü.
"Ben de."
Aralarındaki gerginlik bir anlığına dağıldı.
Fakat o sırada Kerem'in telefonu çaldı.
Ekranda Mahir yazıyordu.
Kerem telefonu açtı.
"Efendim?"
Karşı taraftaki ses sertti.
"Kerem, Duru orada mı?"
Kerem birkaç saniye sustu.
"Evet."
"Onu hemen gönder."
Duru'nun yüzündeki ifade değişti.
Kerem babasının neden böyle söylediğini anlamamıştı.
"Bir sorun mu var?"
Mahir'in sesi daha da sertleşti.
"Kerem, soru sorma. Söylediğimi yap."
Telefon kapandı.
Duru merakla baktı.
"Ne oldu?"
Kerem telefonu cebine koydu.
"Babam seni istemiyor."
Duru'nun yüzü gerildi.
"Şaşırmadım."
Tam kapıya yönelmişti ki Kerem arkasından seslendi.
"Duru."
Duru durdu.
Kerem birkaç saniye düşündü.
Sonra:
"Bu dosyayı babana götürme."
Duru döndü.
"Neden?"
"Çünkü bu dosyanın neden sana verildiğini bilmiyoruz."
Duru'nun bakışları sertleşti.
"Babamdan şüpheleniyorsun."
"Hayır."
Kerem başını iki yana salladı.
"Kimsenin kim olduğunu bilmiyorum."
Duru birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonunda dosyayı Kerem'e uzattı.
"Öyleyse bunu birlikte çözeceğiz."
Kerem dosyayı aldı.
"Birlikte."
Duru kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Kerem'in sesi yeniden duyuldu.
"Ve Duru..."
Duru arkasını döndü.
"Ne?"
Kerem'in yüzündeki ifade ciddiydi.
"Bugün sana bir şey olursa..."
Cümlesini tamamlamadı.
Duru onun gözlerine baktı.
"Olmayacak."
Sonra kapıyı açıp çıktı.
Kerem ise arkasından uzun süre baktı.
Çünkü ilk kez korktuğu şey şirketini kaybetmek değildi.
Duru'nun başına bir şey gelmesiydi.
Duru kapıyı arkasından kapatıp koridorda gözden kayboldu.
Mahir birkaç saniye boyunca kapıya baktı.
Sonra ağır bir nefes aldı.
Kerem hâlâ olduğu yerdeydi.
"Onu neden buraya çağırdın?" diye sordu.
Mahir bakışlarını oğluna çevirdi.
"Seninle konuşmak için."
"Konuş."
Mahir masanın arkasına geçti.
"Önce bana Duru'yu anlat."
Kerem kaşlarını çattı.
"Ne?"
"Duru nasıl biri?"
Kerem birkaç saniye sustu.
Sonra yüzündeki ifade sertleşti.
"İnatçı."
Mahir dinlemeye devam etti.
"Kolay pes etmez. Bir şey kafasına girdiyse vazgeçirmek neredeyse imkânsızdır. İnsanlara kolay güvenmez."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Ve ailesine bağlı."
Mahir başını salladı.
"Başka?"
Kerem'in sesi daha soğuk çıktı.
"Sandığından daha zeki. Bazen fazla zeki."
Mahir oğlunu dikkatle izledi.
"Yani onu hafife almıyorsun."
"Hayır."
Kerem'in gözleri kapıya kaydı.
"Ama bu onu sevdiğim anlamına gelmez."
Mahir'in yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.
"Zaten senden sevmeni istemiyorum."
Kerem ona döndü.
"Ne istiyorsun?"
Mahir'in sesi sertleşti.
"Onu kullanmanı."
Kerem'in yüzündeki ifade anında değişti.
"Sancaktarların kızını mı?"
"Evet."
Mahir birkaç saniye sustu.
"Tam olarak."
Kerem'in çenesi gerildi.
Mahir devam etti:
"Yaklaş. Güvenini kazan. Sancaktarların ne sakladığını öğren."
Kerem'in bakışları sertleşti.
"Ve sonra?"
"Sonra işimiz bittiğinde ondan uzaklaşırsın."
Kerem cevap vermedi.
Mahir son kez oğluna baktı.
"Unutma Kerem."
Bir an durdu.
"O Sancaktar."
Kerem'in yüzündeki ifade değişmedi.
"Unutmam."
"Çünkü onların ailesi bizim düşmanımız."
Kerem başını kaldırdı.
"Ben de onlardan nefret ediyorum."
Mahir'in cevabı kısa oldu:
"İşte bu yüzden seni seçtim."
Kerem birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra kapıya doğru yürüdü.
"Merak etme baba."
Kapının koluna uzandı.
"Bu oyunda kimseye gerçekten güvenmeyeceğim."
Kapı kapandı.
Mahir odada yalnız kaldı.
Ve Kerem'in aklında tek bir şey vardı:
Duru'ya yaklaşacaktı.
Ama bu kez amacı onu korumak değildi.
**Sancaktarların sırrını öğrenmekti.**
- Bölüm Sonu