İçeriğe geç

KIRIK TAHTIN VARİSİ

Bölüm 2 · 5 dk okuma

KIRIK TAHTIN VARİSİ

Bölüm 2

2.Bölüm

Şehir adeta şenlik yeriydi. En güzel kıyafetlerini giymiş olan halk taht odasını ve sarayın avlusunu doldurmuştu. fısıltılar arasında Kaelen' in adı yükseliyordu. Halk onun varis olduğunu düşünüyordu ve aslında herkes içten içe bunu istiyordu çünkü herkes onun krallığı tekrar yükselteceğine inanıyordu. Biraz sonra herkes yerini almıştı. Lysara'ysa taht odasının arka tarafında kadınlara ayrılan kısımdaydı. Üzerindeki ağır elbiseyle boğulacak gibi oluyordu. koyu kumral kıvırcık saçları uzun uğraşlar sonucu sıkı bir topuz yapıştı aslında saçlarını toplamaktan nefret ederdi ancak Seraphien bu konuda onunla aynı fikirde değildi ne yazık ki. Yaklaşan adım seslerine odaklandı. Adımlar tam yanında durmuştu. Kafasını çevirip gelen kişiye baktı. Gelen Sir Cassion'du. Lysara onunda bugün buraya kendisine talip olmak için geldiğini biliyordu. Cassion kibirle gülümseyerek prensese döndü.

-Büyük gün prenses.

ardından da gözleriyle tahtın önünde durup sanki herkese tahtın gerçek varisini göstermeye çalışıyormuş gibi etrafa küçümseyerek bakan Kaelen'i gösterdi.

-Abiniz bugün tahtın ve tacın gölgesine giriyor. Krallık onun gibi bir savaşçı sayesinde yeniden yükselecek.

Lysara ona acımayla karışık küçümsemeyle baktı aptal saray şövalyesi ömründe kaç savaş görmüştü de savaşçılıktan bahsediyordu.

-Yanılıyorsunuz Sir Cassion abim tahta geçtiği zaman yapacağı tek şey kan dökmek olacak. Eğer bir krallığı yükseltmek istiyorsanız bunu kanla değil akıl ve zekayla yaparsınız. Kanla kurulmuş bir saltanat asla ebedi olamaz.

Cassion' un gülüşü yüzünde dondu ama kendini çabuk toparlayarak yüzüne yeni bir gülüş yerleştirdi.

-İzninizle prenses.

diyerek uzaklaştı ama yüzündeki ifade adeta tekrar görüşüceğiz prenses der gibiydi. Lysara onun bu tavrına sahte ve alaycı bir gülümsemeyle karşılık verdi. Taht odasında kalabalıktan uzakta bir kolana yaslanmış olan Lort Alistair elindeki şarap kadehini sallayarak prensese yaklaştı. Yüzünde sanki insanı çileden çıkarmak için bilerek yerleştirilmiş olan o alaycı gülüş vardı.

-Prenses Lysara böyle önemli bir günde sizi arka taraflarda unutulmuş bir mücevher gibi parlarken görmek ne büyük talihsizlik.

Lysara bakışlarını ona çevirdi. Alistair'ın o kusursuz ve kibirli yüzüne aynı alaycılıkla baktı.

-Unutulmak bir tercihtir Lort Alisteir özellikle etraf tahtın çevresinde dolanan akbabalarla doluyken.

Alisteir hafifçe gülümsedi bu sözler onu öfkelendirmek yerine iyice keyiflendirmişti.

-Akbabalar mı? biraz sert ve kaba bir benzetme .Oysa biz gelecekteki tahtın sahibine bağlılık bildirmek için buradayız.

Başıyla odadaki diğer lortları gösterdi.

-Gerçi bazı ahmaklar abinizin varis olacağına o kadar eminki etraftaki asıl tehlikeyi görmezden geliyorlar.

Lysara onun nasıl bir tehlikeden bahsettiğini anlamaya çalıştı.

-Nasıl bir tehlikeden bahsediyorsunuz.

Alistair elindeki şarap kadehini dudaklarına götürdü bir yudum alıp sözlerine devam etti hanesine özel olan mavi ve gri karışımı olan gözleri adeta Lysara'nın içini okuyordu.

-Burada ki kimse bir kadının zihninin ne kadar tehlikeli olacağını tahin bile edemez hele ki bu yıllarca bastırılmış bir kadınsa.

-Sizi anladığımı sanmıyorum.

Alistair onun anladığını biliyordu. Ama yine de devam etti.

-Bir kadının zekası bazen bir ordunun kılıcından daha keskindir .Sadece insanlar bunu

fark etmez. Çoğu ahmak bir kadının zekasındansa elbisesini ve içindekini düşünür. Söylesenize prenses içinizden hiç bu ahmaklara güldüğünüz oldu mu?

Lysara elini yumruk yapıp sıkmaya başladı Alistair onu en hassas olduğu noktadan kalbindeki isyandan vurmuştu.

-Benim neye güldüğüm sizi hiç ilgilendirmez lort Alistair ama şunu söyleyebilirim ki dikkat edin de o ahmaklardan olmayın çünkü sonra o küçümsediğiniz o keskin zeka sonunuz olabilir.

Alistair bu tehdit karşısında hafifçe eğilerek prensesi selamladı.

-Tamda beklediğim cevap. Bu ziyafet giderek eğlenceli hale geliyor . Sizi izliyor olacağım prenses.

Ardından açık kumral saçlarını eliyle düzeltip oradan uzaklaştı. artık borazanlar ötmeye başlamıştı. Tahtın ağır metal kapıları yavaş yavaş açıldı. Kral Valerius yanındaki muhafızlarıyla içeri girdi. Gümüş zırhı hastalıklı vücudunu gizliyordu tahtı önüne gidip durdu salondaki yüzlerce lort şövalyeye ve sıradan halka baktı ve konuşmaya başladı.

-Bu krallık yüzlerce yıldır hanemin asil kanıyla ve sizin sadakatinizle yükseldi ancak zaman en güçlü bir hükümdarın bile önünü alamayacağı tek şeydi Benim fani bedenim bu krallığa rehberlik etme görevini tamamlamak üzere. Gölgeler kapımıza dayanmışken, tahtımızın boş kalmasına ve irademizin zayıflamasına izin veremem.

Kaelen kibirle ve kendinden emin bir tavırla başını daha da dikleştirdi. Sabırsızlıkla babasına baktı konuşmayı çok uzatmıştı sadece varisi ilan etse de yeterdi. Konuşmaya devam etti.

-Sizin ve kutsal hanelerinizin huzuru ve şahitliğinde varisimi ilan edeceğim. Kaelen iyi bir savaşçı olabilirsin ama krallığımı senin hırslı ellerine bırakamam. Varisim küçük oğlum Elian' dır.

salona ölümcül bir sessizlik çökmüştü. Kaelen'in o kibirli gülümsemesi yüzünde donmuştu gözlerinden öfke ve nefret okunuyordu. Babası tahtını bütün gününü aptal kitaplar okuyup saçma sapan şiirler yazan bir korkağa devredeceğini duyurmuştu. En arkada duran Elian ise şaşkınlıktan elindeki kadehi mermer zemine düşürmüştü. Kadehin yuvarlanırken çıkardığı ses koca salondaki tek gürültüydü. Bütün ömrü boyunca sayar entrikalarından kaçmış ve hiç bir zaman kral olma hayalleri kurmamıştı. Şimdi ise kaçtığı tüm bu şeylerin tam ortasına düşmüş gibi hissetti.

Lysara ise bir Elian'a, bir de öfkeden çıldırmak üzere olan Kaelen'e baktı. Evet abisinin taht üzerindeki tek güç olmamasını istiyordu ama Elian 'ın varis ilan edilmesi onu da şaşırtmıştı abisinin gözlerindeki nefret ve hırsı gördükçe küçük kardeşi için endişelenmeye başladı. Abisinin bu tahtı ne kadar çok istediğini biliyordu ve şimdi istediğini elde etmek için yapacaklarının bir sınırı olmayacaktı. Gözleri ona doğru yaklaşan Gümüş Göl Lorduna takıldı. Alistair yüzünde tehlikeli bir gülümsemeyle tam yanında durdu. Lysara'nın kulağına doğru eğildi.

-Bugün sandığımdan daha da eğlenceli olacak gibi siz ne düşünüyorsunuz prenses. Ama asıl gösteri birazdan başlayacak iyi izleyin.

Lysara tam cevap verecekti ki babasının konuşmasıyla susmak zorunda kaldı.

-Bu özel günde size başka bir güzel haber daha vermek isterim. Kızım Lysara'nın Gümüş Göl Lordu Alistair Vance evleneceğini ve böylece hanelerimizin bu birliktelikle kutsanacağını sizlere duyurmaktan zevk alırım.

Lysara duyduklarıyla şaşkına döndü. başını kaldırıp yanında duran Alistair'e baktı. O her şeyi biliyordu. Lysara böyle bir kararı alırken kendisine de danışılması gerektiğini düşünüyordu. "gerçi babam bunca zaman hangi kararında söz sahibi olmamı istemişti ki" diye düşündü. Alistair ona samimi sayılabilecek bir şekilde gülümsedi. oysaki bu gülümsemenin altındaki alayı sadece Lysara görüyordu. Alistair kolunu girmesi için Lysara'ya uzattı. artık bütün salon onları izliyordu. Lysara bunun sadece kötü bir kabus olmasını diledi ama değildi.

Bölüm sonu

1 yorum