Lysara kendisine uzatılan kolun sahibine baktı. Alistair' in dudaklarındaki o hafif sinir bozucu tebessüm iyice belirginleşmişti. Lysara bütün salonun şu an da onları izlediğini biliyordu bu yüzden kendisine uzatılan kola girdi.
-Babamı nasıl fikirlerinizle zehirlediniz lord Vance.
Alistair'in dudaklarındaki o kusursuz ve sinir bozucu gülümsemesi giderek arttı. başını hafifçe Lysara'ya doru eğdi; açık kumral saçlarının bir tutamı anlına düşerken gri mavi karışımı gözler Lysaranın hafif çekik ela gözlerine kitlendi. salondaki alkış seslerinin arasında sadece Lysara'nın duyabileceği şekilde fısıldayarak konuştu. Sesi bir tüy kadar yumuşak ama bir o kadarda alaycıydı.
-Babanızı zehirlediğimi mi düşünüyorsunuz? hakaret ediyorsunuz prenses hem de en mutlu günümüzde.
Lysara onun bu tavırlarıyla iyice çileden çıkarken Alistair başını geriye atarak ufak bir kahkaha attı. Prensesin öfkeli hali onu iyice eğlendirmişti.
-Zehirlemek ne kaba bir tabir. Ben sadece sevgili babanıza, krallığın ambarlarındaki farenin bile açlıktan öldüğü şu günlerde, orduları besleyen şeyin Kaelen'in övünüp durduğu o çelik değil, Gümüş Göl’ün altınları olduğunu hatırlattım.
Lysara ona öfkeyle baktı tam cevap verecekti ki Alistair devam etti.
-Söyleyin bana Lysara, o koridorlarda nefret ettiğiniz o ağır elbiselerin içinde boğulurken, Kaelen'in bu krallığı kan denizinde boğmasını izlemeyi gerçekten tercih eder miydiniz?
-Biliyordunuz babamın Elian'ı varis seçeceğini biliyordunuz.
Alistair'ın daha sanki mümkünmüş gibi gülüşü giderek büyüdü.
-Sizin gibi kartları istediği gibi dağıtan birindense Kaelen'i tercih ederim lordum o en azından açık oynuyor kartlarını.
Birlikte merdivenlerden aşağı inerken Alistairin adımları bir anlığına durdu gözleri Lysara'nın çekik ela gözleriyle buluştu. Ardından hemen toparlanıp yürümeye devam etti.
-Kaelen mı? Açık oynamak mı? Ah, benim saf ve güzel Prensesim... Bir canavarın ne zaman saldıracağını bilmek, onu güvenli kılmaz. Sadece öleceğiniz anı netleştirir. Kaelen tahta çıksaydı, o çok sevdiğiniz açık sözlülüğüyle ilk hamle olarak ne yapardı biliyor musunuz? Sizi komşu krallıklardan birinin yaşlı lorduna yatak ısıtıcısı ve ittifak garantisi olarak satardı. Hem de gözünü bile kırpmadan. O zaman o çok övdüğünüz dürüstlük, sizin zindanınız olurdu.
Ben ise size bir zindan değil, bir tahta oyununda ortaklık teklif ediyorum.
merdivenin son basamağına geldiklerinde durur. Lysara'nın elini nazikçe dudaklarına götürür. Bu sırf nezaket ötürü kondurulan buz gibi bir öpücüktü.
-Benden nefret edebilirsiniz Lysara, bu beni sadece eğlendirir. Ama zekama saygı duymak zorundasınız. Çünkü şu andan itibaren, o çok korumak istediğiniz küçük kardeşiniz Elian'ın tek yaşam sigortası... benim dağıttığım o hileli kartlar.
Söyleyin bana müstakbel eşim; abinizin arkasından bıraktığı bu kan kokulu salonda, benimle yürümeye gerçekten hazır mısınız?
Lysara öfkeyle ama kısık bir sesle cevap verdi.
-Şunu asla unutmayın lordum ben her zaman yalnız yürürüm. Ayrıca saf olduğumu düşünmeye devam edebilirsiniz bu durum sadece benim işimi kolaylaştırır.
Alistairin dudakları yavaşça yukarı kıvrıldı. elini Lysara'nın elinden çekerek doğruca ela gözlerine odaklandı. Prensesin sözlerindeki meydan okuma onu korkutmak yerine sanki içindeki canavarı beslemiş gibiydi. eğilerek aralarında ki mesafeyi giderek azalttı kısık sesi kulağa dolan tehlikeli bir melodi gibiydi
-Yalnız yürümek mi? Ne kadar asil ve bir o kadar da trajik bir yanılsama, sevgili Prensesim... Bu sarayda yalnız yürüyenler, köşe başlarında arkalarından saplanan kılıçların cesetleri olurlar sadece. Ama sizin o yalnızlığın arkasına sakladığınız o pençeleri görmek... İşte bu gerçekten nefes kesici. Demek saf rolü oynamak işinizi kolaylaştırıyor... Muazzam bir hamle. O halde anlaşmamız bozulmasın; ben sizi "saf ve korumasız bir prenses" olarak görmeye devam edeyim, salondaki o ahmak lortlar da buna inansın. Siz arkamdan kendi oyununuzu kurun, ben de kendi kartlarımı oynayayım. Bakalım günün sonunda hangimizin zekası bu krallığı ayakta tutacak, ya da hangimiz diğerini ilk feda eden olacak.
Ama unutmayın Lysara; benim oyunumda hile her zaman serbesttir.
elini Lysara'nın belinin arkasına koyarak tahta doğru yürümeye başladılar. Salondaki alkış sesleri giderek artıyordu.
-Hile yapacağını önceden haber veren bir hilekarsınız.
Alitair tehlikeli bir şekilde gülümsedi. Hiç bir zaman adil ve kartları tamamen çık oynamazdı karşısındakinin de bunu bilmesini sağlardı.
-Şuan aynı gemide olabiliriz lordum ama unutmayın bu gemi battığında seni ilk terk eden ben olacağım.
bu sözler Alistair' in zihnindeki en karanlık noktaya isabet etmiş gibiydi. Kendini toparlaması yarım nefes kadar sürdü ama Lysara fark etmişti.
-O günü sabırsızlıkla bekliyor olacağım müstakbel eşim.
Şimdi ikisi de yüzlerine en sahte gülümsemelerini yerleştirmişlerdi. Tahtın önüne vardıklarında Kral Valerius elini ikisinin elleri üzerinde gezdirdi. Alistair başıyla kralı selamladı. Bu sanki aralarındaki anlaşmayı hatırlatıyordu.
Valerius'da başını hafif bir açıyla eğerek ikisini selamladı. Ardından asasını tere üç kez vurdu.
-Ziyafet başlasın krallığın yeni şafağını ve bu kutsal birlikteliği kutlayalım.
Herkes salonun farklı bir tarafına dağılmıştı. Kaelen artık daha fazla katlanamayacaktı bu saçmalığa elini kılıcının kabzasından bir an olsun kaldırmadan kapıya doğru yürümeye başladı onun ardından kuzey topraklarının önemli sövalyeleriyle birlikte ordunun önemli askerleri de teker teker salonu terk ettiler.
Lysara gece başladığından beri ilk kez küçük kardeşi için korkmaya başladı. Kaelen hırstan ve sinirden değil kardeşi karşısına kim çıkarsa yok etmeye hazırdı. Aklına Alistair'in sözleri geldi "Sevgili küçük kardeşinin yaşam garantisi benim." tam o sırada bileğinde hissettiği elle başını hızla çevirdi karşısında Alistair'in gri mavi gözleriyle karşılaştı.
-Müstakbel eşim.
Lysara sırf kendisini sinir etmek için ona böyle seslendiğini biliyordu sakin kalmaya çalıştı şuan her ne kadar kabul etmek istemese de Alistair'e ihtiyacı vardı en azından kardeşini korumak için.
-Evet seni dinliyorum lordum.
-Ama kalbimi kırıyorsun sevgili nişanlım. Artık şu aramızdaki resmiyeti kaldırsak mı mesela sende bana hayatımın aşkı diyebilirsin.
Alistair karşısındaki kadının sinirlendiğinin farkındaydı ve bu durum ona sadistçe bir haz veriyordu. karşısındaki kişiyi sinirlendirerek onu tanımak bu hayatta yapabildiği en iyi şeylerden biriydi. Elindeki şarap kadehini dudaklarına götürüp bir yudum aldı.
-Sanırım düğün hediyemiz bir iç savaş olacak yani şu saatten sonra endişelenmeniz gereken başka konular olacak güzel prensesim. Ama iyi ki benimle nişanlanmışsınız böylece her daim yanınızda olup size destek olabilirim.
Lysara karşısında durup rahatça ikisini içen adama baktıkça sinirden deliye dönüyordu. Sanki bu nişanı zorla kendisi ayarlamamış gibi konuşuyordu. Ama haklı olduğu bir konu vardı oda bu savaşta koruması gereken bir kardeşi vardı...
