İçeriğe geç

Kırık Saat

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Kırık Saat

Bölüm 2

Başka Zamanın Kızı

Mihri gözlerini açtığında, ilk hissettiği şey yalnızlıktı.Ama bu, konaktaki ağır yalnızlık değildi. Bu başka bir sessizlikti. Daha keskin. Daha yabancı.Etrafına bakındı. Burada hiçbir şey tanıdık değildi. Gözlerini kısmadan bakamayacağı kadar parlak tabelalar, havada süzülen ekranlar, camdan yapılmış gibi duran yüksek binalar... Gökyüzü griye çalıyordu ama havada yağmurun değil, başka bir şeyin kokusu vardı. Metal gibi. Elektrik gibi.“Bu... rüya değil.” dedi kendi kendine.Bir adım attı. Ayaklarının altındaki zemin, bildiği kaldırım taşları gibi değildi. Düz, kaygan ve neredeyse yansıtıcıydı. İnsanlar etrafında hızlıca geçiyor, hepsi ellerindeki garip cihazlara konuşuyordu. Kimi cihazlar havada süzülüyordu. Mihri'nin kalbi hızlandı.

“Nereye geldim ben?”

Birden bir ekranda adını gördü.

"Mihri Erdem – Kimlik Taraması Başarılı. Erişim İzni Verildi."

Etrafındaki insanlar dönüp ona bakmadı bile. Ama Mihri donup kaldı. Nerede olduğunu bilmiyordu. Bu nasıl mümkün olabilirdi?Bir kadın yaklaştı. Üzerinde metalik bir ceket vardı. Sesi yumuşaktı ama netti:“Geç kalmadınız. Takvim sizi doğru zamana yönlendirmiş.”“Takvim mi?” Mihri’nin sesi titredi. Cebine elini attı. 1853 tarihli yaprak hâlâ oradaydı… ama bu sefer tarih silinmişti. Yerine sadece bir kelime yazıyordu:

"Viyana."

Kadın konuşmaya devam etti. “Burada yaşadığınızı hatırlamıyorsunuz, değil mi? Zaman yolcularının çoğu başta böyle oluyor. Ama merak etmeyin, hafızanız geri gelecek. Dilinizi hatırlamaya başladınız bile, değil mi?”Mihri ağzını açtı. Sorular sormak istiyordu. “Burası neresi? Ben kimim? Ne yapıyorum burada?” Ama sorular Türkçe değil, farkında olmadan akıcı bir Almanca ile döküldü dudaklarından. Kendisi de şaşırdı.Kadın gülümsedi. “Ana diliniz gibi konuşuyorsunuz. Çünkü siz buranın bir parçasısınız.”

"Nasıl yani?"

Mihri’nin zihni zonkluyordu. İstanbul’da yaşadığı hayat, konaktaki sessizlik, kitapçı, saatlik, hepsi bir anda bir rüya gibi uzaklaşmıştı.Bir grup genç, holografik bir haritanın etrafında toplanmış, elleriyle havada çizimler yapıyordu. Mihri istemsizce yaklaştı. Haritadaki şehir planları, teknolojik sistemler, dijital yollar... hepsi bir şekilde ona tanıdık geliyordu. Sanki bu sistemleri daha önce çizmişti. Belki... başka bir zamanda.Kadın tekrar konuştu:“Mihri, zamanı yalnız yürüyenler çözebilir. Ve sen yürümeye başladın. Şimdi, seni diğerleriyle tanıştırmam gerek. Bu sadece başlangıç.”Mihri, kendini bir binanın içine alındığında aynadan yansıyan yüzüne baktı. Aynıydı. Ama gözlerinde başka bir şey vardı şimdi: Bilmediği bir geçmişin bilgisi. Geleceğin yükü. Ve zamanı aşan bir görev.

Bölüm sonu

4 yorum